Anti-social kitap kapağı

7. bölüm / 15

Anti-social

Bölüm 7

Vaveyla Yazarı: Hasancan Kaçan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Bölüm 7

Sabahın ilk ışıkları barakamın önüne düşerken, karşımdaki üç yabancının her biri, yayılan tanrısal enerjileriyle gözlerimin içine bakıyordu. Her biri, sıradan ölümlülerin asla sahip olamayacağı bir kudreti taşıyordu. Hydra omzumdan süzüldü, tıslayan sesi kulağımda yankılandı.

“Sssadece bir dövüş değil, bir sınav olacak bu, Ken… Savaşırsan, sssadece gücümüzle hayatta kalabiliriz.”

Karşımdaki ilk yabancı, adını Kael olarak tanıtan iri yapılı, kaslı bir adamdı. Elinde çelikten yapılmış bir kılıç, kollarında ise zırhlar vardı. Adeta bir savaş tankı gibi duruyordu. Çeliğin Efendisi’nin gücüyle silahını parlatırken, yüzünde alaycı bir gülümseme vardı.

“Ben Kael,” dedi gururla. “Sadece çeliğin gücü değil, onun bitmek bilmez dayanıklılığı da bende!”

Kael bir adım attı, ardından kılıcını kaldırarak doğruca üzerime fırlattı. Kılıcın ucu keskin bir ok gibi bana doğru gelirken, hızla yana çekildim. Ancak bu sadece ilk saldırıydı. Kael hızla ikinci bir saldırıya geçti; sağ kolunu çelik bir çekiç haline getirerek doğrudan yüzüme doğru savurdu. Bu sefer kaçmak için yeterli vaktim yoktu; kolumla engellemeye çalıştım, ama darbenin gücü beni geri savurdu. Sırtımda derin bir acı hissettim.

Kendimi toparlamaya çalışırken, Kael’in arkasındaki Mira çoktan gölgelerin arasında kaybolmuştu. Bir an için kayboldu, ardından bir hayalet gibi arkamda belirdi. Gölge hançerini sırtıma sapladı; omurgamın çevresinde keskin bir acı yayıldı. Saldırısının ardından tekrar gölgelerin içine karıştı. Onun hızına ve stratejisine hayran kalmamak elde değildi, ama bu acıyı daha fazla hissetmeye niyetim yoktu.

Bir an toparlandım, ancak Kael ve Mira bu kadarla kalmamıştı. Mira, gölgelerin içinden ikinci kez çıktı ve hançerini omzuma doğru savurdu. Bu kez hızla yana çekildim, ama onunla başa çıkmanın bir yolunu bulmam gerektiğini biliyordum. Bir an dikkatimi dağıtmışken Edrik adımlarıyla etrafımı saran toprağı kontrol etmeye başladı.

Edrik’in sesi ağır ve tehditkar bir şekilde yankılandı. “Çöküşün Bekçisi, toprakla birleşerek seni zayıflatacak, Ken. Yavaşça çürüyecek ve parçalanacaksın.”

Edrik, ayağını yere vurduğunda etrafımdaki toprak yavaşça çökmeye ve yer yer bataklığa dönüşmeye başladı. Ayaklarım yavaşça çürüyen toprağa batarken, hareket kabiliyetim sınırlanıyordu. Bu sırada Kael, elindeki çelikten yapılmış kalkanı yükseltti ve onu bana doğru savurdu. Kalkanın metal kenarları tehlikeli bir bıçak gibi parlıyordu. Kael’in yaklaşan saldırısını gördüm ve tüm gücümü kullanarak ona karşı koydum, ama bu sırada Mira yine gölgelerden sıyrılarak hançerini karnıma sapladı.

Derin bir nefes aldım, acının vücuduma yayılmasını hissettim. Ancak Hydra’nın fısıltısı içimde bir güç dalgası yaratıyordu. “Bu sssadece başlangıç… Onlara zayıfladığını düşündürt, ardından hepsine zehrin tadını göster.”

Kendimi savunmak için Kael’i geriye doğru ittim ve ellerimi havaya kaldırarak Zehirli Dokunuş’u aktifleştirdim. Fakat bu sefer sadece fiziksel temastan ibaret kalmasını istemiyordum. Zehir, bedenimden dışarı doğru ince bir sis gibi yayılmaya başladı. Onlara bu zehrin gücünü gösterecektim.

Mira gölgelerin arasından bir kez daha saldırıya hazırlanıyordu, ama zehrin ince sis halinde yayıldığını gördüğünde bir an için duraksadı. Yavaşça geri çekilmeye çalıştı, ancak o sırada Edrik’in elindeki toprağı bana doğru savurduğunu fark ettim. Toprağın içindeki taşlar, çürüyen bir erozyon etkisi yaratıyordu. Kaçınmaya çalışsam da bu, hareket kabiliyetimi zorlaştırıyordu. Zehirin etkisi onları yavaşlatıyordu, ama hala güçlüydüler.

Kael tekrar bana doğru hücum etti, kollarını çelikten bir kalkan ve kılıç haline getirmişti. Savunma ve saldırı yaparak, her hareketinde bana meydan okuyordu. Ona doğru atıldım, ama Mira gölgelerden bir kez daha sıçrayarak arkamdan darbe indirdi. Bir kez daha kaçmak zorundaydım, ama Edrik’in çevremdeki toprağı kontrol ederek bana tuzaklar hazırladığını hissettim. Ayağımı bastığım toprak yavaşça beni içine çekiyor ve hareket etmemi zorlaştırıyordu.

Hydra’nın sesi tekrar zihnimde yankılandı. “Bu gücü sssınırlarının ötesine taşı, Ken… Zehrin onları tamamen sarmalasın.”

Zehirli sis daha yoğun hale gelmeye başladı ve artık onları daha doğrudan etkiliyordu. Kael, hareketlerinde bir ağırlık hissetmiş olmalıydı; kalkanını savururken biraz yavaşladı. Mira, gölgelerde daha zor hareket etmeye başlamıştı. Ama buna rağmen, direnişlerini sürdürüyorlardı.

Kael, bana doğru koşarken, aniden kollarındaki çeliği bıçak benzeri ince sivri uçlara dönüştürdü ve doğrudan üzerime savurdu. Bu sefer hareketlerindeki yavaşlığı fark ettim ve hızla saldırısından kaçındım. Mira, zehrin etkisine rağmen son bir hamleyle gölgelerden sıyrılarak hançerini savurdu; onun hamlesini savuşturdum, ama hemen ardından Edrik’in yerde oluşturduğu kaya parçaları üzerime yağmur gibi yağmaya başladı.

Zehir, her birinin hareketlerini yavaş yavaş zayıflatıyor, ama bu onlara tamamen üstünlük sağlamamı zorlaştırıyordu. Hızla Kael’e doğru atıldım ve elimi zırhına değdirerek Zehirli Dokunuş’u doğrudan ona ilettim. Çeliğin içine işleyen zehir, zırhının üstünde çatlaklar oluşturdu; Kael, kollarını zorlanarak kaldırıyordu. Ama Edrik ve Mira bu fırsatı kaçırmadı.

Mira, gölgelerin son gücüyle doğrudan üzerime atıldı. Hançeriyle kolumu yaraladı; zehir etkisini göstermesine rağmen beni köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu. Edrik ise ayaklarını yere vurdu ve tüm gücüyle bir yer sarsıntısı yaratarak dengesizleşmemi sağladı. Sarsıntı, zemini dalgalandırdı ve dengesizleşerek yere düştüm.

Bu an, son hamlem olacaktı. Ayağa kalktım ve zehrin etkisini maksimum seviyeye çıkararak tüm alanı kapladım. Sis halinde yayılan zehir, doğrudan her birine nüfuz ediyordu. Kael kollarını kaldırmakta zorlanıyor, Mira gözleri kararmış bir halde geri çekiliyordu. Edrik’in etrafındaki toprak bile artık ona itaat etmiyor gibiydi.

Sonunda, üçü de dizlerinin üstüne çöktüğünde, çevrede sessizlik hakim oldu. Hydra omzumdan süzülerek tısladı. “İşte sssana yakışır bir zafer, Ken… Bu, onlara gösterdiğin ölümcül bir ders oldu.”

Bu savaş, sadece gücümün değil, aynı zamanda irademin ve dayanıklılığımın da sınavıydı. Zehrin etkisi, onları tamamen etkisiz hale getirene kadar çabaladım, ve şimdi bu tanrıların seçilmişleri önümde yenik bir şekilde diz çökmüştü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.