Anti-social kitap kapağı

11. bölüm / 15

Anti-social

Bölüm 11

Vaveyla Yazarı: Hasancan Kaçan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Bölüm 11

Ken, Kael ve Mira’nın üzerine eğildiğinde odanın havası ağırlaştı. Az önce hayatlarını bağışlayan Ken’in gözlerindeki soğuk parıltı, ölümün soğuk yüzü gibi karşılarında duruyordu. Kael ve Mira, onun sadece basit bir teklif sunduğunu sanmışlardı; ama şimdi, Ken’in onlara duyduğu şüphenin ne kadar derin olduğunu hissetmeye başladılar.

Ken, onlara alaycı bir gülümseme ile bakarken, aniden ellerini omuzlarına yerleştirdi. İlk başta, bu teması basit bir uyarı gibi algıladılar. Ancak birkaç saniye içinde omuzlarında yavaşça yayılan bir acı hissetmeye başladılar; Ken’in ellerinden içlerine doğru akan soğuk bir zehrin, bedenlerinde yavaş yavaş dolaşmaya başladığını fark ettiler.

Ken’in sesi, odada yankılandı, ama bu yankı bir emirden çok daha fazlasını barındırıyordu. İçinde karanlık, korku ve çaresizlik dolu bir tehdit gizliydi. “Bu zehir,” dedi Ken, sesi soğuk ve acımasızdı, “Sizi yavaş yavaş öldürecek. Eğer bir ay içinde bu görevi başarıyla tamamlayıp geri dönmezseniz, zehir sizi tamamen ele geçirecek ve acı içinde can vereceksiniz.”

Kael, omzunda yayılan acıyı hissederken dişlerini sıktı. O an, içindeki korku yerini öfkeye bırakmıştı. Hayatını bağışlamış olması, Ken’e minnet duymasını gerektirmiyordu. Onun bakışları altında bir kukla olmaya zorlanmak, tüm onuruna aykırıydı. Ama konuşmadan edemedi. Derin bir nefes alarak, acısını bastırmaya çalışarak konuştu.

“Bu… bu gerçekten gerekli mi?” dedi, sesi öfkeyle titriyordu. “Sadakatimi gösterdim. Daha ne kadar boyun eğmemi istiyorsun?”

Ken, Kael’in sözlerini duyunca gözlerinde kısa bir parıltı belirdi. Ancak bu parıltı, Kael’in sözlerine herhangi bir sempatiyle yanıt vermekten çok uzaktı. Ken’in gözlerindeki kararlılık, Kael’in içindeki öfkeyi daha da körükler gibiydi.

“Sana güvenmediğimi söylemiştim,” dedi Ken, sesi soğuk ve duygusuzdu. “Sadakatinizden emin olana kadar… hayatınızın her anı bana bağlı olacak.”

Kael, Ken’in bu acımasız sözleri karşısında yumruklarını sıktı, ancak zehrin etkisi onu her geçen saniye daha da zayıflatıyordu. İçindeki öfke, yerini derin bir çaresizliğe bırakmıştı. Gözlerini Ken’den kaçırırken, bu durumda yapabileceği hiçbir şey olmadığını anladı.

Mira, Kael’in kenara çekilip sessizleştiğini görünce içindeki korku ve öfkenin birleşiminden kaynaklanan bir cesaret buldu. Bu durumda kendisini korumak için bir şeyler söylemesi gerektiğini hissetti. Ken’in gözlerindeki acımasız parıltıya rağmen, yutkunarak konuşmaya başladı.

“Bir aylık süre… ve başarı koşulu… Eğer dediğin gibi bir engel çıkarsa, bu tamamen bizim kontrolümüzde değil. Bu kadar kısa sürede Uyanmışlar hakkında her şeyi öğrenmek zor,” dedi Mira, sesi hafifçe titriyordu, ama korkusunu gizlemeye çalışıyordu. “Bizi zehirlemek yerine, başka bir yol yok mu?”

Ken, Mira’nın sözlerini alaycı bir gülümsemeyle karşıladı. “Zor mu? Güç mü? Siz hayatta kalmak için mücadele etmenin ne demek olduğunu bilmiyorsunuz galiba. Bir ay boyunca, her nefesinizde ölümün tadını hissedeceksiniz. Bu, benim size sunduğum lütuf.” Gözlerinde parlayan acımasızlık, Mira’nın içindeki korkuyu daha da derinleştirdi.

Ken, elini yavaşça Mira’nın omzundan çekti. Mira, içindeki soğuk zehrin vücudunda yankılanan etkisini hissediyordu. Acı yavaş yavaş tüm bedenine yayılırken, bu görevde başarısız olmanın ne demek olduğunu daha derinlemesine anladı. Kael ve Mira, her ikisi de çaresizlikle Ken’e bakarken, Ken’in gözlerinde yalnızca acımasız bir zaferin yansımasını gördüler.

Ken, bir adım geri çekildi ve sesini bir kez daha yükseltti. “Bir ay içinde dönmezseniz… zehir yavaş yavaş sizi öldürecek. Her gün biraz daha zayıflayacak, her geçen saat biraz daha ölüme yaklaşacaksınız.” Ken’in bu sözleri, odadaki sessizliği daha da kasvetli hale getirdi. Zehir, onların hem zamanla yarışmalarını sağlayacak, hem de en ufak bir başarısızlıkta ölümün soğuk nefesini hissetmelerine yol açacaktı.

Son bir kez ikisine soğuk bir bakış attı. “Ve eğer eliniz boş dönecek olursanız…” dedi, gözlerinde kin dolu bir parıltıyla, “…yine öleceksiniz. Size ikinci bir şans sunulmayacak.”

Kael ve Mira, Ken’in bu tehdit dolu sözlerini dinlerken, içlerinde derin bir çaresizlik hissettiler. Hayatta kalma arzuları, Ken’e duydukları öfke ve korku arasında gidip geliyordu. Onurları, bu görevi reddetmelerini haykırıyordu; ama Ken’in acımasız yüzü ve onlara sunduğu ölümcül seçenek, başka bir yol bırakmamıştı.

Kael, acısını bastırarak başını eğdi ve boğuk bir sesle konuştu. “Anladım. Görevi yerine getireceğim.” Sesi öfkeyle karışık bir çaresizlik taşıyordu, ama başka bir seçenek olmadığını biliyordu.

Mira da benzer bir teslimiyet içinde başını eğdi. Gözleri öfkeyle parladı, ama bu öfke Ken’e değil, bu duruma düşmüş olmanın yarattığı derin bir pişmanlıktandı. “Sadakatimizi kanıtlayacağız,” dedi, sesi titreyerek. Ama içinde ölüm korkusuyla karışık bir öfke çırpınıyordu.

Ken, onların teslimiyetini soğuk bir memnuniyetle kabul etti. Ellerini son bir kez omuzlarından çekerek her ikisinin de gözlerine baktı. “Güzel,” dedi alaycı bir gülümsemeyle. “Bir ayınız var. Her gün, bedeninizdeki zehrin yavaşça yayıldığını hissedeceksiniz. Size acı verecek, ama aynı zamanda hayatta kalmak için çabalamanızı sağlayacak.”

Kael ve Mira, Ken’in onlara sunduğu bu karanlık lütfun acısını her hücrelerinde hissederken odadan çıktılar. Her adımları, bedenlerinde dolaşan soğuk zehrin etkisini daha da hissedilir kılıyordu. Geriye dönüp Ken’e bir kez daha bakmadan, karanlık bir yola doğru adım attılar. Artık kaderleri, Ken’in eline teslim edilmişti ve bu görevde başarısız olmak, ölümden çok daha acı bir sona yol açacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.