Anti-social kitap kapağı

5. bölüm / 15

Anti-social

Bölüm 5

Vaveyla Yazarı: Hasancan Kaçan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Bölüm 5

Gücün ve Korkunun İlk Adımları

Odama çekildiğimde derin bir nefes aldım. Etraf sessizdi, ama kafamın içinde yankılanan düşünceler giderek daha da boğucu bir hal alıyordu. Bu dünyada hayatta kalabilmek için gücümü ortaya koymuştum; birkaç kişiyi etrafıma toplayıp basit bir düzen kurmuştum. Fakat bir şeyler eksikti. İçimde tanımlayamadığım bir huzursuzluk vardı, bir boşluk.

Odayı dolduran sessizlik, zihnimdeki gürültüyle çelişiyordu. İçimdeki ses sürekli yankılanıyordu: “Sadece korkuyla hükmetmek… Bu gerçekten istediğim şey mi?” Beni takip edenler, emirlerimi sorgulamadan kabul edenler… Onlar sadece bana duydukları korkudan dolayı yanımdaydılar. Sadakat ya da bağlılık yoktu bu ilişkide; yalnızca dehşet. Bu, benim istediğim bir güç müydü? Yoksa bu dünya, beni kendi karanlığıma daha fazla mı çekiyordu?

Dışarıdaki insanların yüzleri gözümün önüne geldi. Emir verdiğimde gözlerindeki o korkuyu hissetmiştim. Onlar için ben bir lider değil, sadece korkulması gereken bir figürdüm. Ve bu gerçek, beni rahatsız ediyordu. Gücün etkisi altında kalmalarını sağlamak hoşuma gitse de, bu bağın kırılganlığını biliyordum. Eğer gerçekten güçlü bir lider olmak istiyorsam, bana sadece korkuyla bağlı olan insanlar yeterli olmayacaktı. Ama içimde bir çelişki vardı; kimseye gerçekten güvenmiyordum ve bağ kurmak bana zayıflık gibi geliyordu.

Yavaşça ayağa kalktım ve odanın içinde bir aşağı bir yukarı yürümeye başladım. İçimdeki huzursuzluk daha da büyüyordu. Hydra’nın varlığı hissedilir bir şekilde zihnimin derinliklerinde yankılanıyordu. O bana güç vermişti, bana bu dünyada benzersiz bir kudret bahşetmişti. Ama aynı zamanda, onun etkisi beni kendi içimde çatışmalara sürüklüyordu. Hydra’nın bana sürekli olarak fısıldadığı o karanlık düşünceler, beni daha acımasız, daha yalnız bir figüre dönüştürmeye çalışıyordu.

“Bağ kurmaktan çekinme, onlara korkuyu göster. Sadakat bir yalandır; korku ise kalıcıdır,” diye fısıldadı Hydra’nın sesi zihnimin derinliklerinde.

Bu sözler içimi ürpertti. Sadakat belki de bir yanılsamaydı. İnsanların sadakati, korkuyla karışmadığı sürece belki de yüzeyde kalıyordu. Yine de, tamamen korkuya dayalı bir bağın ne kadar sağlam olacağını sorguluyordum. Güçlüydüm, ama bu güç yalnızca geçici bir güvenliğin teminatı olabilir miydi?

Bunları düşünürken, dışarıdan gelen ayak seslerini duydum. Kapıma yaklaşıp tereddüt eden biri vardı. “İçeri gir,” dedim sert bir sesle.

Kapı açıldı ve genç bir adam başını eğerek içeri girdi. Korku dolu bir yüzle önümde durdu, sesi titriyordu. “Efendim, görevlerimizi tamamladık. Çevrede devriye gezenler, bazı yiyecek ve su buldu. Yerleşkenin güvenliği sağlanmış durumda… Şimdilik.”

Şimdilik. Sözcük zihnimde yankılandı. Evet, bu düzen sadece “şimdilik” sağlamdı. Şimdilik ben gücü elimde tutuyordum, ama bu düzenin geçici olduğunu biliyordum. Genç adama başını kaldırmasını söyledim. Gözlerindeki korkuyu görebiliyordum. Bana bakarken içindeki tereddüt apaçık ortadaydı. Onun gibi diğerleri de aynı korkuyla doluydu.

Ona sert bir ifadeyle baktım, “İyi, görevlerinize devam edin. Ancak unutmayın, eğer bana sadakatle hizmet etmezseniz, bu yerleşke sizin için güvenli bir yer olmaktan çıkar.” Genç adam başını tekrar eğdi, hızla dışarı çıktı.

Kapı kapanırken derin bir nefes aldım. İçimdeki öfke ve huzursuzluk birbirine karışıyordu. Gücüm onlara güvenlik sağlamıştı, ama aynı zamanda onları çaresizliğe mahkum etmişti. Bu çaresizlik, bana bağımlı olmalarını sağlıyordu. Fakat bu, gerçek bir liderlik miydi?

Gözlerimi kapattım ve içimdeki karmaşayı anlamaya çalıştım. Belki de bu dünyada tek bir şey gerçekti: güç. Güç, tüm ilişkileri belirleyen şeydi. Bu insanların bana olan sadakatini ya da korkusunu sorgulamak anlamsızdı. Tek önemli olan, gücü elimde tutabilmekti. Eğer gücümü koruyamazsam, onlar bana sırtlarını dönerlerdi. Ve Hydra’nın fısıldadığı gibi, korku kalıcıydı.

Bu düşüncelerle bir karar verdim. Gücümü daha da artırmalı, bana gerçekten sadık – ya da en azından bana tamamen boyun eğmiş – bir grup oluşturmalıydım. Yanıma sadece sıradan insanları değil, benim gibi tanrısal güçlere sahip olanları toplamalıydım. Sadece korkuyla değil, onların hayatta kalmalarını sağlayacak bir kudretle hükmetmeliydim. Onları koruyacak, ama aynı zamanda beni asla sorgulamayacak insanlar… İşte bu, benim zirveye giden yolumun anahtarı olacaktı.

Yavaşça dışarıya adım attım, gözlerim etrafı taradı. Etrafımda toplanmış, benim varlığımın gölgesinde sessizce duran insanlar vardı. Onların gözlerinde korkuyu görmek hoşuma gitse de, bu korkuyu nasıl bir sadakate dönüştürebileceğimi düşünmeye başladım. Sadakat belki geçiciydi, ama eğer güçle desteklenirse kalıcı hale gelirdi.

Bu düşüncelerle ilk adımımı attım. Kendime güçlü ve yetenekli insanları bulmak zorundaydım. Kendi küçük ordumu kuracak, zirveye giden yolda tek başıma değil, benim gücümle bir bütün olan bir toplulukla ilerleyecektim.

İçimde yanan bu kararlılık, beni yeniden harekete geçirdi. Bu dünyada tek bir amaç vardı: gücü elinde tutmak. Bu amaca ulaşmak için gerekirse herkesi korku altında tutacak, gerekirse insanların bana olan bağlılığını sorgulamadan kabullenecektim. Ne pahasına olursa olsun, bu yeni dünyanın zirvesinde yer alacaktım.

Bu kararlar zihnimde netleşirken, bir yol haritası çizmiş gibi hissettim. Tanrısal güçlere sahip olanları bulmak, onları kendi safıma çekmek ve onlarla birlikte ilerlemek… Bu, benim yolum olacaktı. İçimdeki huzursuzluk yerini soğuk bir kararlılığa bırakmıştı. Bu yeni dünyanın kuralları benim elimde şekillenecek, güç ise benimle kalacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.