1. bölüm / 15
Anti-socialBölüm 1 - her şeyin başlangıcı
Bölümler 15Şu an: Bölüm 1 - her şeyin başlangıcı
- 1 Bölüm 1 - her şeyin başlangıcı581 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Bölüm 2 - hydra tarafından seçilmiş olan689 kelime
- 3 Bölüm 3 - ilk av395 kelime
- 4 Bölüm 4 - Anti- hero doğdu605 kelime
- 5 Bölüm 5738 kelime
- 6 Bölüm 6646 kelime
- 7 Bölüm 7822 kelime
- 8 Bölüm 8639 kelime
- 9 Bölüm 9502 kelime
- 10 Bölüm 10655 kelime
- 11 Bölüm 11753 kelime
- 12 Bölüm 12533 kelime
- 13 Bölüm 13663 kelime
- 14 Bölüm 14818 kelime
- 15 5 like üstü gelirse devam edecektir12 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba, ben Ken. Tanımayanlar için muhtemelen oldukça sıradan biriyim; ama eğer gerçekten tanıyan biri olsaydı, kim bilir belki beni yine de sıradan bulurdu. Beni tanıyan fazla insan yok zaten. Doğrusunu söylemek gerekirse, pek kimseyi de tanımıyorum. Babam, çocukluğum boyunca farklı şehirlerde çalıştı. Yanımda, bir baba olarak değil de, uzak bir hatıra olarak kaldı. Annem de hayatında başka bir şeyler arıyor gibiydi. İşine, belki de kendi küçük dünyasına fazlasıyla kapılmış biri. Ben de zamanla kendi içime kapandım. Ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim… Hiçbiri benim kim olduğumu tam olarak bilmiyordu; muhtemelen öğrenmek de istemiyorlardı.
Soğuk biri olduğumu söylerler. Duygusuz, sessiz. Kalabalık ortamları sevmem, çünkü ne yapacağımı bilemem. İçimden kendimi anlatmak geliyor ama kelimeler orada, boğazımda düğümlenip kalıyor. Kalbimi açtığım birkaç kişi oldu elbet, ama onlara bile tam anlamıyla güvenmedim. Güvensizlik belki de en güvenli limanımdı. Bir yandan da sadece bir-iki kişinin benim gerçekten kim olduğumu bilmesi… sanırım bu da bana bir tür rahatlık veriyor.
Sabahın erken saatlerinde okula gitmek üzere evden çıktım. Hava serindi, gökyüzünde gri bulutlar vardı. Her zamanki gibi, başım eğik yürüyordum. Sokağın köşesindeki eski, taş duvarlı binalar bile sanki yılların yorgunluğunu taşıyordu. Şehrin kalabalığı arasında kaybolmak, bir anlığına görünmez olmak bazen en büyük tesellim oluyordu. Sokak lambalarının soluk ışığı altında ilerlerken aklımda tek bir düşünce vardı: Okul. Yine o monotonluk, sıradanlık ve yalnızlık. Aslında, okul benim için bir zorunluluktan çok bir kaçış noktasıydı. Ailemin sessizliğinden kaçtığım bir yer. Belki de insanlar arasında yalnız kalmanın en kolay olduğu yerdi okul.
Sınıfa adım attığımda diğer öğrencilerin neşeli sohbetlerine tanık oldum. Onların dünyası farklıydı. Gülen yüzler, dostça bakışlar, sırlar paylaşılan dostluklar… Bunlar bana göre değildi. Kendi köşeme çekildim, her zamanki gibi. Yanımdaki sırada oturan batu , sınıfın en popüler çocuklarından biri, bana bir bakış attı. Yargılayıcı gözlerini üzerimde hissettim. Onun için kim bilir kaçıncı kez “asosyal” veya “garip” biri olarak değerlendirilmiştim.
Dersler saatlerce sürdü, ama zihin olarak çoktan uzaklaşmıştım. Sınıfta değil de, kendi düşüncelerimde, bambaşka bir dünyadaydım. Hayal gücümde bile kendimi hep farklı, belki de daha güçlü biri olarak hayal ederdim. Bilgisayar oyunlarına olan düşkünlüğüm de buradan geliyordu belki. Gerçek dünyada olmasa bile, sanal dünyada bir amacım varmış gibi hissediyordum. Okulun en başarısız, dışlanmış birkaç öğrencisiyle takılmak zorundaydım. Sosyal becerilerim gelişmemişti ve bu yüzden çoğunlukla yalnızdım.
Dersler bittiğinde herkes gibi evin yolunu tuttum. Günün yorgunluğu üzerimdeydi ama içimde bir sıkıntı vardı, sanki her şey daha da ağırlaşmıştı. Yolda yürürken karanlık sokaklardan geçtim. Akşam olmuştu, sokak lambalarının titrek ışığı yine bana yol gösteriyordu. Tek bir amacım vardı: Eve gidip bilgisayarımı açmak ve kendimi oyun dünyasına bırakmak. Orada her şey daha kolaydı. İnsanlar basitti, kurallar belliydi. Ama bu gece farklıydı. Hava garip bir şekilde ağırdı; içime bir huzursuzluk çökmüştü.
Eve vardığımda annemin olmadığını fark ettim. Kendi dünyasında kaybolmuş, işten dönmemişti muhtemelen. Odaya geçip bilgisayarımı açtım. Tam kendimi ekrana bırakacaktım ki, pencerenin ardından gelen bir ışık gözümü aldı. Gözlerimi kırpıştırarak pencereye yaklaştım. Bu ışık… tanıdık değildi, açıklanamaz bir şekilde büyüleyiciydi. Sanki beni çağırıyor, içine çekiyordu. İçimde bir şeylerin değiştiğini hissettim. Kalbim hızla atıyordu.
Aniden bir ses duydum, sanki beynimin içinde yankılanıyordu: “ken… Dünya artık eski dünya olmayacak. insanlık kaderini ya kurtaracak ya da yok edecek.”
Ses kesildiğinde şaşkınlık içinde yatağıma çakılmıştım. Gözlerim ışığın parıltısıyla dolmuş, zihinimde bir kaos kopmuştu. Etrafımdaki dünya bir rüyadaymışım gibi gerçeküstü geliyordu. İşte, o an, anlam veremediğim bu çağrıya nasıl tepki vereceğimi bilemedim. Kalbimde yankılanan tek bir soru vardı: “Neler oluyor?”
Bu, sadece bir başlangıçtı. Karanlık gecede gelen bu çağrı, dünyamı ve hayatımı tamamen değiştirecekti. Ve o günün sabahında sıradan bir çocuk olarak uyanmış olan ben, gecenin karanlığında artık bambaşka bir gerçekliğe adım atıyordum.
Bölüm etkileşimi
