Anti-social kitap kapağı

4. bölüm / 15

Anti-social

Bölüm 4 - Anti- hero doğdu

Vaveyla Yazarı: Hasancan Kaçan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Bölüm 4 - Anti- hero doğdu

Korkunun ve Gücün Kıyısında

Karanlık ve kaotik şehrin sokaklarında ilerliyordum. İnsanlar çılgınca birbirlerine saldırıyor, sokaklarda çığlıklar yankılanıyordu. Bir köşeyi döndüğümde önümde bir grup belirdi; gözleri korku ve çaresizlikle doluydu. Çoğu, hayatta kalma dürtüsüyle kenara çekilmiş, kimsenin dikkatini çekmemeye çalışıyordu. Ama birkaç tanesi dikkatimi çekti. Gözlerinde korku kadar bir umut parıltısı da vardı. O an fark ettim ki, bu yeni dünyada yalnızca korkudan değil, aynı zamanda çaresizlikten de güç alabilirdim.

İleriye doğru bir adım attım ve onların bakışlarını üzerimde hissettim. Aralarından biri bana doğru yürüdü, yaşlı bir adamdı. “Lütfen… bize yardım et. Buradan çıkmamız gerek. Artık güvenli değil,” dedi, sesi titreyerek.

Öylece ona baktım, yardım etme isteğini düşünmeden önce ona ne elde edeceğimi hesaplıyordum. Hydra’nın sesi zihnimde yankılandı, “Yardım etmek senin doğanda değil. Onların korkusunu kullan.”

Yaşlı adam ve yanındakiler bana umutla bakarken, içimde bir şeyler şekillenmeye başladı. Kendi çıkarlarım doğrultusunda bir grup kurmanın bana nasıl bir fayda sağlayacağını düşündüm. Güçlü bir destek, sadık takipçiler, bu kaos içinde bir koruma kalkanı… Evet, onları yalnızca kendim için kullanacaktım.

Derin bir nefes aldım, içimdeki karanlık güçleri harekete geçirdim ve çevremdeki insanların üzerindeki etkisini artıran Kaotik Aura yeteneğimi saldım. Çoğunun gözleri büyüdü, içlerinde hem korku hem de hayranlık dolu bir ifade belirdi. Gücümü hissetmişlerdi ve artık bana karşı çıkmaya cesaret edemezlerdi.

“Yardım mı istiyorsunuz?” dedim soğukkanlı bir sesle. “Benden güvenlik mi bekliyorsunuz?”

Kimseden ses çıkmadı; hepsi birer gölge gibi, adeta korkudan kilitlenmiş haldeydi. “Öyleyse, size yardım ederim,” dedim, sesi yükselterek. “Ama bunun bir bedeli var. Bana tamamen itaat edeceksiniz. Bir tek kişi bile karşı gelirse, burada gördüğünüz herkesi bırakır, kendi yoluma giderim. Ya bana katılırsınız, ya da kendi başınızın çaresine bakarsınız.”

İnsanların arasında bir fısıltı yükseldi, korku dolu bakışları yavaş yavaş teslimiyetle yer değiştirdi. Aralarından biri, genç bir kadın, cesurca öne çıktı. “Sana itaat edeceğiz. Eğer bizi buradan kurtarırsan, emrinde olacağız,” dedi.

Memnuniyetle başımı salladım. “Güzel,” dedim. “Ama unutmayın; eğer biriniz bile ihanet ederse, tüm grubun bedelini öder.”

Bu sözlerin ardından grupla beraber ilerlemeye başladık. Yolda birkaç kez saldırıya uğradık. Düşmanların sayısı fazla değildi, ama kargaşa içinde bana karşı koymak isteyenler vardı. Saldırılar başladığında, vücudumun bir kısmını yılanlara dönüştürdüm. Hydra’nın Yılanları sayesinde, bir dokunuşla düşmanlarımı zehirleyebiliyordum. Yılanlarım onların etrafında dolanıyor, hepsini korkuyla geriye püskürtüyordu. O sırada grubumun gözleri büyüdü, yeteneğimi hayranlık ve dehşetle izliyorlardı.

Arkamdan bir ses yükseldi, daha önce bana cesurca itaat etmeye söz veren genç kadın, fısıltıyla sordu, “Sen… sen insan mısın?”

Gözlerimi ona diktim, soğukkanlılıkla cevap verdim. “Ben, sıradan bir insan değilim. Artık tanrıların iradesine karşı çıkan, onları yenecek olan bir güçle buradayım. Eğer bana itaat ederseniz, gücümden faydalanırsınız. Ama eğer karşı gelirseniz, sonunuz şu yerde yatanlardan farklı olmaz.”

Bu sözlerle birlikte, bana daha da sıkı bağlandıklarını hissettim. Gücüm, onların gözünde hem korkutucu hem de güven vericiydi. Bu zayıf kaos ortamında, onların tek umudu bendim.

Bir süre daha ilerledik. Kaosun içindeki bu grupta artık ben bir lider, bir koruyucu değil; korkuyla karışık hayranlık duydukları bir varlıktım. Tanrısal bir figüre dönüştüğümü hissettim, ama bu figür iyi veya kahraman değildi. Bu dünyada kimsenin güvenini kazanmam gerekmiyordu. Korkunun onları bana bağlayacağını anlamıştım.

Şehrin yüksek bir noktasına vardığımızda durdum, ardımdaki grubuma dönerek, “Bu kaosun içinde, sadece ben sizi koruyabilirim. Tanrısal güçler bana bağlı, ve ben de bu gücü kendi kurallarımı koymak için kullanacağım. İtaat edin, ya da kaybolun.”

İçlerinden bazıları başlarını sallayarak sessizce onay verdi. Hepsi benden korkuyordu, ama bu korku onları bana bağlamıştı. Artık kendi küçük ordum vardı. Benim emirlerime itaat edecek, benim çıkarlarımı koruyacak bir grup.

O an, zirveye çıktığımda kendime bir söz verdim. Bu güç, yalnızca benim irademle hareket edecekti. Benim kurallarım, benim hedeflerim… Bu yeni dünyada, kendi düzenimi kuracaktım. Artık Ken olarak değil, tanrıların oyununda kendi yolunu çizen, korkunun ve gücün kıyısında duran bir anti-hero olarak.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.