6. bölüm / 15
Anti-socialBölüm 6
Bölümler 15Şu an: Bölüm 6
- 1 Bölüm 1 - her şeyin başlangıcı581 kelime
- 2 Bölüm 2 - hydra tarafından seçilmiş olan689 kelime
- 3 Bölüm 3 - ilk av395 kelime
- 4 Bölüm 4 - Anti- hero doğdu605 kelime
- 5 Bölüm 5738 kelime
- 6 Bölüm 6646 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Bölüm 7822 kelime
- 8 Bölüm 8639 kelime
- 9 Bölüm 9502 kelime
- 10 Bölüm 10655 kelime
- 11 Bölüm 11753 kelime
- 12 Bölüm 12533 kelime
- 13 Bölüm 13663 kelime
- 14 Bölüm 14818 kelime
- 15 5 like üstü gelirse devam edecektir12 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Güvenlik barakamda geziniyordum, etraftaki insanlara görevlerini hatırlatıyordum. İçlerinde hâlâ belli bir korku vardı, ama bana alışmaya başlamışlardı. Etrafımda sessiz bir saygı oluşmuştu. İnsanlar bana selam veriyor, söylediklerimi harfi harfine yerine getiriyorlardı. Fakat bu düzenin geçici olduğunu biliyordum. Güç, bu dünyada her şeydi; onu elinde tutan kişi kim olursa olsun, saygıyı da kontrol edebilirdi. Bu nedenle, sadece gücümü korumakla kalmayıp, daha da güçlenmek zorundaydım.
Tam o sırada, dışarıdan gelen sesler dikkatimi çekti. Bir grup yabancı, barakamın sınırlarına ulaşmıştı. Güvenliği sağlayan birkaç çalışanımın sesi yükseldi, bir şeylerin ters gittiğini anladım. Yabancılarla kısa bir tartışmanın ardından, çalışanlardan biri yere yığıldı. Diğerleri de geri çekilmek zorunda kalmıştı. Gelenlerin rahat tavırları, çalışanlarıma saygısızca yaklaşmaları… İçimdeki öfkenin alevlenmesine sebep oldu.
Gözlerimi kısarak yabancılara doğru ilerledim. Bu tür durumlarda sakin kalmam gerektiğini biliyordum, ama onların bu rahat tavırları içimde kaynayan bir öfkeyi tetikliyordu. Kendi alanıma saygısızlık eden bu kişilerle alttan alarak konuşacak değildim.
Yaklaştığımda üç kişiden oluşan bir grup gördüm. Her biri oldukça kendinden emin bir duruşa sahipti. Çalışanlarımdan biri, yüzünde korku dolu bir ifadeyle bana yaklaştı ve alçak bir sesle, “Ken, bunlar güçlü tanrıların seçilmişleri olabilir. Yetenekleri var ve… sanırım güçlerini burada sergilemekten çekinmeyecekler.”
Bu sözü duyunca, yabancıların her birini dikkatlice süzdüm. Güçleri olan başka seçilmişler… Demek ki bu sistem sadece bana özgü değildi. Bu dünyada gücü olan herkes bu mağaza, seviye ve altın sistemini kullanabiliyordu. Fakat bu durumda bile, buraya bu kadar rahat tavırlarla girmeleri beni rahatsız etmişti.
Yaklaştığımda, içimdeki öfkenin etkisiyle Hydra’nın bir başının vücudumdan dışarıya doğru süzüldüğünü hissettim. Kollarımdan birinden çıkan büyük yılan başı, tıpkı bir gölge gibi önümde belirdi. Hydra’nın bilinci, bu baş aracılığıyla benimleydi ve istediğinde onun tavsiyelerini duyabiliyordum. Kafasını yana çevirip yabancıları süzdü, gözlerinde soğuk bir parıltı vardı. Sanki onların niyetlerini analiz ediyor, her birini gözlemliyordu.
“Kim olduğunuz ya da ne tür bir güce sahip olduğunuz umurumda değil,” dedim, sesim sert ve kararlıydı. “Bu barakaya izinsiz giremezsiniz. Çalışanlarıma zarar vermek ise büyük bir hata.”
Grubun ortasındaki uzun boylu, kendinden emin bir adam hafifçe gülümsedi. “Sen de bizden birisin, değil mi? Tanrıların seçilmişlerinden… Güçlü olduğunu biliyoruz. Ama biz sadece ziyaret etmeye geldik. Biraz haddimizi aşmış olabiliriz, ama bunu önemseyeceğini düşünmemiştik.”
Bu rahat ve alaycı tavır, içimdeki öfkeyi daha da alevlendirdi. Hydra’nın başı daha da ileriye uzandı, yılanın gözleri adamın yüzüne dikildi. Hydra, bilincini bu başa aktarmıştı ve doğrudan konuşmak istemediğimde, Hydra’nın başı benim yerime tepki veriyordu.
“Rahat davranıyorsunuz,” dedi Hydra’nın soğuk ve hışırtılı sesi. “Ama burada güçlü olduğunuzu kanıtlayacak tek kişi Ken. Eğer gücünüzü bu şekilde kullanacaksanız, burada kendinizi kanıtlamak zorundasınız.”
Adamın yüzündeki gülümseme silindi. Ken, onun gözlerinin içine bakarak adımlarını daha da yaklaştırdı. Şimdi her biri ile göz göze geliyordu. İçinde yükselen karanlık, gücünü daha da ortaya çıkarmak için sabırsızlanıyordu. Bu insanların her biri kendilerini önemli görüyorlardı, ama burada hüküm süren kişi kendisiydi ve buranın kurallarını koyacak olan da oydu.
Diğer yabancılardan biri, kısa saçlı ve kendinden emin görünen bir kadın, araya girerek, “Bu kadar tepki vermene gerek yok. Sadece sizin gibi seçilmişleri tanımak istedik. Belli ki tanrılar, bu dünyaya bir oyun düzeni kurmak için bizleri buraya gönderdi. Güçlerimizi kullanarak birbirimize rakip olmamız kaçınılmaz.”
Bu sözler, sistemin arka planında başka bir güç dengesinin olduğunu hissettirdi. Demek ki diğer seçilmişler de, tıpkı Ken gibi, bu dünya üzerinde hakimiyet kurmak için yarışacaklardı. Ancak bu durumda bile, burada kendisini sorgusuz bir otorite olarak görmek isteyen bu kişilere alttan almak gibi bir niyeti yoktu.
“Beni tanımak istiyorsanız, kurallarıma uymak zorundasınız,” dedim soğukkanlı bir şekilde. “Bu dünya bir savaş alanı, doğru. Ama buradaki kuralları ben koyarım. Eğer bunu anlamıyorsanız, size anlamanız için fırsat verebilirim.”
Bu meydan okuma karşısında grup, hafif bir şaşkınlık yaşadı. Yabancıların her biri güçlerini kullanma konusunda kararlıydı, ama Ken’in gözlerindeki ciddiyet onları duraksattı. Hydra’nın başı ise bir gölge gibi Ken’in yanında duruyordu, gözlerinde tehditkar bir parıltı vardı.
Bu seçilmişler, belki de bu dünyada kendi başlarına güçlü olduklarını düşünüyorlardı. Fakat Ken, bu barakada kimin hüküm sürdüğünü açıkça göstermek için buradaydı. İçinde alevlenen bu öfkeyle, onlara kendi gücünü hissettirmeye kararlıydı.
Bölüm etkileşimi
