7. bölüm · Abimin Arkadaşı

7. Bölüm

Kolasiz Koala

Bu anı farklı bir şekilde önceden de yaşamıştık.
'neler oluyor burada ' bu söz abimin sözüydü.

"Abi?"

Ağzımdan çıkan tek kelime buydu. Başka bir şey diyemiyordum. Eminim şuan abim çok kızmıştır. Tek düşüncem bu.

Abim geniş balkonun 4 sandalyeli bir masasını göstererek "oturun ve anlatın" dediğinde hemen sandalyeye oturdum. Yanıma da Esat oturdu. Karşıma ise abim.

"Şimdi sorduğum sorulara cevap vereceksiniz, dürüstçe!"

Son kelimeye özellikle vurgu yapmıştı.

"Nasıl tanıştınız? Anlattığınız gibi o gizli yere gelmedin değil mi Efsun"

Esat'tan söz çıkmayınca ben konuşmaya başladım.

"Abi Esat ile birbirimizi daha öncelerden tanıyoruz. Ortaokulda aynı okuldaydık benden 2 yaş büyük olması nedeniyle sadece iki yıl aynı okulda yakın abi-kardeş ilişkisi yaşıyorduk. Her sorunumuzu birbirimize anlatıyor gerekirse de çözüm buluyorduk. Esat Ortaokulu bitirince telefon numarasını istemiştim. Bu sayede ortaokuldan sonra da arkadaş kaldık"

Anlatırken nefes nefese kalmıştım. Uzunca bir nefes aldıktan sonra devam etmesi için Esat'a döndüm.

"Efsun beni arayıp evden kaçmak istediğini söyleyince koşarak oraya gittim. Bizim gizli yerden başka bir yere koyamazdım Efsun'u. Diğer yerler onun için tehlikeliydi ben de oraya getirmiştim. Aslında size hiç söylemeyecektik fakat sen ve Efsun birbirinizi görünce tüm plan bozuldu ve sizinle yeni plana başladık"
Dedi Esat.

"Demek öyle, ne zaman sevgili olacak kadar yakınlaştınız?"

Bu sorular ne böyle, herkesin özel hayatı var ama ayıp yani.

Ben konuşsun diye Esat'a bakarken Esat da gözleri ile benim konuşmamı söylüyordu.

"Anlatın biriniz!"
Dedi abim kızgınca.

"Ben anlatırım"
Dedim ve devam ettim.

"Aramızda o kadar uzun süren bir bağ olunca yakınlaşmamız hiç zor olmadı. Açıkça söylemek gerekirse evden kaçtığım gün ben Esat'a 'aşk duygusunu' hissetmeye başladım. Ama o zaman arkadaşlığımız bozulmasın diye hiçbir şey söylememiştim." Dediğimde utançtan Esat'a bakamadım.

Abim Esat'a yöneldi.
"Sen anlat"

"Ben Efsun'u evden kaçırdığım gün ona aşık değildim. Sadece abisi olarak onu o cehennemde yalnız bırakmamak istedim. Fakat oradan kaçarken ve bu zamana kadar ettiğimiz sohbet, yaşadıklarımız beni ona aşık etti. şuan kardeşini çok seviyorum Enes, buna karşı çıkacağını düşünmüyorum ama eğer öyle bir şey yaparsan büyük ihtimal bu sefer başka bir şehre kaçarız."
Dedi Esat, dedi ve bana döndü.
Gerçekten kaçmaya kararlı gibiydi. Bensizlik onun için ölüm gibiydi. Gözleri abimin bizi kabul etmesini istercesine bakıyordu gözlerime.

"Tamam"
Abimin sözünü duyunca ikimiz de ona döndük.

"Tamam sevgili olun, buna karışacak değilim. Ama seni uyarayım Esat, kardeşimin kılına zarar gelirse arkadaşım olduğunu hatırlamam bile, o an sinirle ne yapacağım belli olmaz. Buna hazır ol"

Dediğinde bana döndü.

"Seni üzdüğü an beni arıyorsun Efsun"
Dedi.

"Sen bunca yıllık arkadaşına güvenmiyor musun abi?"
Dedim savunma yaparken.

"Bir kere güvendim kardeşimin sevgilisi oldu, ikinci de güvenmem zaman alır"
Dedi abim.

"'sizi yalnız bırakayım' diyerek gideceğimi düşünüyorsanız boşuna düşünmeyin. Efsun nerede ben oradayım."
Dedi yine abim.

"Abi, bugün çok canımı sıktın"
Dedim huzursuzca.

"Sende" diyerek cevap verdi abim.

"Aaaa uyumaya gidiyorum ben"
Hem uykum vardı hem de karşımda abim vardı. Bence uyumanın tam zamanıydı.

Yerimden kalkarak odamın yolunu tutarken arkamı döndüm.

"İyi geceler Esat"
Dedim.

"İyi geceler Efsun'um"

Abimden dayak yemek için uğraşıyor ya.

Odamın içine girdim ve yatağıma uzandım. Yorgun olduğum için hızlıca uykuya daldım.

Sabah beni uyandıran şey babamın sesiydi. Yani hepimizi uyandıran ses babamın sesiydi. Her birimizin odasına yerleştirdikleri hoparlör ile yapmışlardı bunu. Önce bir alarm sesi açmışlar sonra da Serdar babam konuşmuştu.

"Herkes uyansın, kahvaltı saatini kaçırana kahvaltı yok"

"İnsan böyle de uyandırılmaz ki!"
Sinirli sesim ile kalktım yatağımdan, odamda bulunan banyo ya girerek kısa bir duş aldıktan sonra elbise dolabımdaki kıyafetlere şaşırmış şekilde bakıyordum.
Renk renk, model model askılarda, çekmecelerde elbise ve kıyafetler.

"Cennete mi düştüm ben"
Dedim.

Cidden cennetti burası.

Rahat seven bir kız olduğum için altıma bol gri bir eşofman ve üstüme bol bir kazak giymiştim.
Havanın hem soğuk hem sıcak olduğu bu ilkbahar ayında böyle giyinmek en iyi seçenektir.

İşimi bitirince asansöre doğru yürüdüm. O sırada arkamdan gelen adım sesleri ile arkamı döndüm. Gördüğüm kişi ile yüzüme bir gülümseme gelmişti.

"Günaydın"
Dedim.

"Günaydın kelebeğim" dedi Esat.

"Kelebek nereden çıktı?"
Kelebeği hatırlıyor olamaz değil mi?

"Dün abinin sorduğu sorularla ortaokulda sana 'Kelebek' diye seslendiğimi hatırladım"

Hatırlıyor, gerçekten hatırlıyor!

Kimse bilemez ama içimde gerçekten kelebekler uçuşuyordu.

"Sen hatırlıyor musun? neden öyle dediğimi hatırlıyor musun?"
Dedi Esat.

"Hatırlamaz mıyım, sen kelebeklerden çok korkuyordun o zamanlar."

Güldüm.

"Belki de hâlâ korkuyorsun"

Cevap vermesine izin vermeden devam ettim.

"Bir okul gezisinde sizin sınıfinız ile aynı gün geziye gitmiştik. Ve gezi turu sırasında 'kelebek bahçesi' ne de gideceğimizi bilmiyorduk. Oraya girince sen panikleyip yanıma gelmiştin. Orada eline konan değerli türden bir kelebeği senin için öldürmüştüm. Bu yüzden bana kelebek diyordun."

Gülümseyerek ona baktım.

"Sana bir iyilik yapmışım karşılığı ne Esat Bey?"

Diye alay edercesine sorduğum soru karşısında hızlı hareket etmişti Esat.
Dudağıma minik bir buse kondurmuştu ve geri çekilmişti.

Şaşkınca ona bakıyordum.

"İyiliğinin karşılığını verdim kelebeğim"

Dedi ve asansöre bindi. Ben de arkasından bindim.
Ben hiç konuşmadan gidebilsem de Esat bu güce sahip değildi.

"Sözünü tutmadın"
Dudakları kıvrılırken bana bakan Esat'a karşılık kaşlarımı çattım.

"Hiç öyle bakmayın Esat beyciğim, sözümü ne zaman tutacağımı söylemedim."

"Şimdi tutabilirsin mesela"
Dediğinde yargılarcasına bakan gözlerim ile onu baştan aşağı süzdüm. Bana doğru bir adım atınca asansörün kapısının açılması ile dışarıya çıkarak yemekhaneye doğru hızla yürümeye başladım.

'Kurtuldum'
Dedim içimden.
Gülümsedim alay edercesine.

"Ben istemedikçe, kimse bana sözümü tutturamaz" dedim kimsenin duyamayacağı bir ses ile.

Yemekhaneye girdiğimde herkesin burada olduğunu gördüm. Bir yerde toplanmışlardı. Daha yemek yemeye başlamamışlardı. Yemekhane geniş bir yerdi her yerde masalar ve sandalyeler vardı. Yemek dağıtma yeri ise yurt yemek servislerine benziyordu. Tabaklar vardı sıra sıra,bir çok da yemek vardı. İstediğimiz kadar yemeği kendimiz tabağımıza koyacak ve yiyecektik.

"Günaydın"
Dedim.

"Gün aymadı Enes'in kardeşi" dedi Melih uykulu yüzü ve uykulu sesi ile.

Sabah sabah yüzü asık olan herkes şuan kahkaha atıyordu.
Tamam abartmayalım sadece gülüyorlardı.
Yanımıza gelen Esat ile tamamlanmıştı takımımız.

"Herkes burada olduğuna göre kahvaltıya başlayabilirsiniz. Unutmayın sadece 1 saatimiz var. Daha sonra 2.katta toplanacağız."
Diyerek kendi tabağına herşeyi doldurdu Fırat babam. Arkasından ise Serdar babam doldurdu tabağını.
Onlar bir masaya geçince biz de tabakları doldurup bir masaya geçtik ve yemeye başladık.

.....

"Bir saat doldu, 2. Kata çıkıyoruz"

7. BÖLÜM SONU.

Kitap Çok Okunduğu Hâlde Beğeni Sayısı Çok Az😭
Beğenirseniz ve yorum yaparsanız bu bana büyük motivasyon oluyor ve bu sayede daha çabuk yazma isteğim artıyor.
Bu yüzden; beğenebilirmiyizz okurlarr