6. bölüm · Abimin Arkadaşı

6. Bölüm

Kolasiz Koala

"dur!"

Gelen ses ile kapıya döndüğümde gördüğüm kişi karşısında şaşkınca gülümsemiştim.

"Serdar? Sen ölmedin mi?"
Endişeli ve şaşkınca çıkan ses Nesrin hanıma aitti.

Kapıdan içeri dalan kişiler Serdar babam, Fırat babam ve Onur'du. Serdar babamın yüzünde yara izleri vardı.

Ellerinde tabanca tutarak içeriye dalmışlardı.

"Nesrin silahı at ve ellerini yukarıya kaldır"
Dedi Fırat babam.

Karşımdaki Nesrin hanımın bacakları titriyordu. Tabanca karşısında korkuyordu.

"Neden yapayım? Bir anlaşma yok ortada, Efsun'un kafasına sıktıktan sonra ölebilirim."

Yalan, hepsi yalan. Bu hayatta tek istediği şey yaşamaktı.

"Peki anlaşma yapalım, sen Efsun'u ve arkadaşlarımı bırakacaksın. Biz de seni öldürmeyeceğiz. Fakat sonra bu şehirden taşınacaksın."
Bunu diyen kişi Onur'du.

"Tamam, kabul ediyorum"
Diyen Nesrin hanıma baktım.
Sinsi planları var gibiydi.

Fırat babam, Nesrin hanımın yanına giderek onu etkisiz hale getirince Serdar babam benim yanıma koşarak bağlı ellerimi sandalyeden kurtardı.

Sonra ise sıkıca birbirimize sarıldık.

"Hayatta kaldığın için teşekkür ederim Efsun"
Diyen serdar babam kollarını benden ayırdı.
Ayağa kalkarak konuştu.
"Gidelim çocuklar"

Herkes bizim yanımıza gelmişti. Evden çıkarken arkamızdan Fırat babam da gelmişti. Karşımda gördüğüm arabaya sadece 6 kişi sığabilirdi.

"Hepimiz buna sığmayız"
Dedim.

"İkiye ayrılalım, Fırat sen çocukların yarısını al yanına diğer aracın yanına git."
Serdar babamın sözü beni cevaplamıştı.

Fırat babam
"Kimler benimle geliyor?" Dediğinde kimseden ses çıkmamıştı. Hepsi benimle gelmek istiyordu.

Sessizliği bozan ses abime aitti.
"Tamam ben, Burak ve Melih Fırat abi ile gidelim."

Herkes kabul edince biz arabaya binerken onlar da diğer arabanın yolunu tutmuşlardı.
Arabaya bindik ve bilmediğimiz bir yere gitmeye başladık.

"Nereye gidiyoruz?"
Ben sormuştum bu soruyu.

"Güvenli bir eve" diye cevap verdi serdar babam.

"Güvenli olacağına emin miyiz? Tek kurşunla param parça olmasın"
Diye şüpheci yaklaşan kişi Esatdı.

Yani ben de ona hak vermiştim.

"Gidince görürsün güvenli miymiş"
Dedi babam.

"Görürüz". Diye yanıt verdi Esat.

Babam şuan arabayı kullanıyordu. Onur ise babamın yanındaki ön koltukta oturuyordu. Ben ve Esat ise arkada oturuyorduk.

"Nereye doğru gidiyoruz bilmiyorum ama umarım yolculuk kısa olur, yolculuklardan nefret ederim"
Kimse bana cevap vermedi. -şerefsizlik-

....

Yaklaşık yarım saat geçmişti fakat daha arabadan inememiştik. Bu çok sıkıcıydı.

Onur ön koltukta uyumuştu. Esat ise telefonunu kurcalıyordu. Benim ise yapacak bir şeyim yoktu. Canım sıkılıyordu.
Tabiki ben canım sıkılınca ne yaparım?
Arkadaşlarımla uğraşırım, onları rahatsız ederim.
Ama bu sefer hedef arkadaşım değildi. Arkadaşımdan öte biriydi o. O kişi Esatdı.

Esat'ın kolları ve boynu arasındaki boşluğa kafamı soktum.
Şaşkınlıkla bana bakıyordu. Bu kadar yakınlaşma beklemiyordu belkide.

"Telefonun benden daha mı önemli"
Dediğimde hiçbir şey söylemeden telefonu kapatıp cebine koydu.

"Senden önemli hiçbir şeyim yok Efsun"

Dediğinde çok ciddiydi.

"Gerçekten mi?"

"Bana inan Efsun, lütfen. Senden daha değerli bir şeyim bile yo-"

Sözünü söz ile kesmek normal insanlar içindir. Ben öpücükle keserim.

Daha sözünü bitirememişken yanağına minik bir öpücük kondurdum.

"Ne içindi bu?"
Memnun kalmış ama meraklı, işte tam karşınızda Esat.

"Sen sözünü tuttun, ben de sözümü tutuyorum."

Diyerek dudaklarımı onun dudaklarına yaklaştırdım.
"Sözünü tutmak için bu kadar istekli olduğunu bilmiyordum Efsun"

"Bende bilmiyordum Esat"

Dediğimde dudaklarımızın arasında sadece santimler kalmıştı. Dudağımı daha çok yaklaştırırken korna sesi ile irkilip geriye çekildim.

Evet ya biz arabadaydık değil mi...

Babam basmıştı kornaya, yoksa hiçbir erkekle arkadaş olmasına izin vermeyeceği kızı sevgilisi ile gözünün önünde öpüşecekti.
Allah her kötülüğü versin de baskıcı baba vermesin başınıza.

Araba durduğunda babam yüksek ses ile konuştu.
"Geldik!"

Bize sinirlendiği açıkça ortadaydı. Neyse sonra Hallederim ya.
Babamın sesi ile Onur da uyanmıştı.
Herkes arabadan çıkınca şaşkınca karşımızda duran yaklaşık 10 metrelik duvarlara bakıyordu. Koruma bu işe buraya tank olsa giremez.

"Vay canına, koruma dediğin bu muydu?"
Şaşkınlığımı gizleyemeden sorumu sormuştum.

"Çok şaşırmayın daha fazlası var."
Diyen babam yürümeye başladı.
"Beni takip edin"

Duvarın kenarlarını takip ederek yürüyorduk. Duvar ile birleşik bir ev duvarı gibi bişey olduğu için durmak zorunda kalmıştık.
Babam o ev duvarının ortasındaki çubuğu hareket ettirince ev duvarı kenarlara doğru açılmış bir şifre ekranı vermişti.

"Koruma da korumaymış gerçekten" diyen kişi Onur'du. Sesinde şaşkınlık vardı çünkü hiçbirimiz böyle bir yer beklemiyoduk.

Babam bir şifre girdiğinde o şifre ekranı da yanlara doğru açılınca karşımızda üstü kapalı, bir insanın geçebileceği boyutta, ışıklı bir yol vardı. O yoldan yürüyen babamı takip ettiğimizde geniş bir yere çıktık. Burasının bodrum kat olduğunu tahmin edebiliyordum.

Babam yürümeye devam ederken biz de peşinden gitmeye devam ediyorduk. Babam bir asansör kapısının karşısında durdu ve asansörü çağırdı.
Asansör gelince hepimiz binmiştik 1 kişi hariç.

"Merdiven yok mu? Orada çıkabilirim"
Diyen kişi Esatdı.

Asansörden mi korkuyordu.

"Güvenliğiniz için merdiven yok, merak etme asansör 10 kişilik, daha yeni kontrol ettirdiğimiz için bir kaza olma ihtimali çok düşük"

Dedi babam açıklama yaparak.

Esat hâlâ kıpırdamayınca ben de asansörden çıkarak Esat'ın önünde durdum.

"Esat beni seviyor musun?"
Esat'ı ikna etmek sadece bu yıl ile mümkündü.

"Seviyorum kızım, seviyorum seni. Çok seviyorum lan."
Bağıra bağıra söylediği şey beni mutlu etse de babamdan dayak yememesi için dua ediyordum. Korktuğum şey Esat'ın dayak yemesi değildi. Çünkü Esat zaten babamdan güçlüydü. Ama saygı için elini bile kaldırmazdı.
Ama ben kaldırırdım.

"O zaman yanımda gelip beni sevdiğini kanıtlayabilir misin?"

Dediğimde yüzünü garip bir ifade almıştı.

"Bir şey olmayacak Esat"
Dedim elini tutarak.

"Gel"

İkna etmekte ustayım ya. Bindirdim ya şu korkudan ölen adamı. Tabi şuan gözlerini kapatmış bana sarılarak asansörde giden adamın gerçekten korktuğu anlaşılıyordu.

Babam arada bize ayrılın dercesine baksa da kılımı bile kıpırdamadan ona sarılmıştım.

Asansör durunca kapısı açıldı ve içinden çıktık.

"Bak bir şey olmadı Esat, çünkü yanında ben vardım"

Hayır egolu falan değilim.

Gülümsedi kahve gözleri sevgi ile bana bakarken.

Bende gülümsedim ona karşı hissettiğim sevgi ile.

Hangimizin gülüşü daha fazlaydı bilmem ama Esat'ın sevgisi benimkinden daha fazlaydı diyebilirim.

...

"Çocuklar herkesin ayrı bir odası olacak. Odalarınızı kendiniz seçeceksiniz. Burası 3. Kat, bu kat sadece size ayrılacak. Bu katta 6 oda var 3'e 3 olarak karşı karşıya ayrılıyorlar. İstediğinizi seçin."

Böyle bir yer olduğunu neden bilmiyordum ben?

"Burası kaç katlı?" Dedi Onur.

"Baya bir yüksek duruyor"
Diye devam etti.

"10 katlı, ama siz sadece 3. Kata yani bu kata kadar çıkabilirsiniz."

"Neden"

"Soru sormayın sadece dediklerimi yapın"

"Peki" dedim. Umrumda değil diğer katlarda ne olduğu.

"Seçin odalarınızı hadi"
Dedi babam.

Ceval vermeden koridorun sağ tarafında 2 numaralı Odanın önüne geldim.

"Burası benim"
Dedim.

"Burası da benim" diyen kişi Esatdı. Benim odamın yanındaki sağdan 1 numaralı Odayı gösteriyordu.

Ne planladığını biliyordum. Bu çocuğu gerçekten seviyorum.

Babam 'le havle' çekerken ben kıkırdıyordum. Komikti bu.

Onur'dan ses çıktı.

"Burası benim"
Sol taraftan 4 numaralı Odayı gösteriyordu. Burası soldan 1. Odaydı.

"Diğer arkadaşlarınız da seçince anahtarları dağıtacağım"
Dediğinde asansör kapısı açıldı ve içinden Abim, Burak ve Melih, yanlarında ise Fırat babam geldi.

Onlara konuyu anlatmışlardı ki geldikleri anda oda seçmeye geçtiler.

"Burada ben kalacağım" dedi abim benim diğer yanımdaki, sağ taraftaki 3 numaralı Odayı gösterirken.

İki yanımda korumalar ile hayırlısı artık.

"Ben burayı seçtim" dedi Melih. Benim karşımdaki, sol taraftan 5 numaralı odayı gösteriyordu.

"Bana da bu kaldı" dedi Burak sol taraftan 6 numaralı kapıyı gösterirken.

"Evet çocuklar, bugünlük serbestsiniz, etrafı dolaşıabilrisiniz, alt katlara inebilirsiniz, yukarıya çıkmak hariç herşeyi yapabilirsiniz. Yarın kuralları anlatacağım ve ciddileşeceğiz" deyip çıktı serdar babam.
Fırat baba da arkasından asansöre bindi.

Herkes odalarına dağılırken ben de odama girdim. Burası gri ve Beyza tonlarında döşenmiş bir odaydı. Benim tarzımı yansıtıyordu. Bir odaydı ama çok büyüktü. Ve ayrı olarak lavabo ve banyo hepimizin kendi odasında ayrıydı.

Odada iki kişilik geniş bir yatak, bir televizyon, bir elbise dolabı ve sehpalar vardı. Burası benim için yeterliydi.
Sonra fark ettiğim bir diğer kapıyı açtım. Burası balkon kapısıydı ve 3 balkon birleşikti. Abimin, Esat'ın ve benim odalarımızın balkonu aynıydı. Geniş bir balkon olması da bu yüzdendi.

Tam odama geri dönecekken bir kapı açıldı. Bu Esat'ın balkon kapısıydı.
Beni görünce dudakları kırıldı.

Yanıma geldi ve önümde durdu.
"Sözünü tutmak ister misin Efsun?"

Gülümsedim.
"Çok isterim Esat"

Dudakları dudaklarıma dediğinde gelen ses ile kalpten gidiyordum.
Hemen geriye çekildim ve sese doğru döndüm.

"Neler oluyor burada!"

Uzun bir aradan sonra uzun bir bölüm geldi değerli okurlarım💖

Seriye devam etmek için beni takip edebilirsiniz.

Bölümü beğenirseniz Sevinirim.