11. bölüm · Abimin Arkadaşı

10. Bölüm

Kolasiz Koala

İlahi bakış açısı

Efsun Asya'nın ölmesi ve kendi kafasına silah dayalı olması durumunda bayılmıştı. Adam daha kafasına sıkmadan gelen ses asansörün açılma sesiydi. Asansörden çıkan kişiler Melih, Enes, Burak, Onur, Esat ve Fatihden başkası değildi. 6 kişi, Efsun'un gelmesini beklemiş ve gelmemesi üzerine yukarıya çıkmışlardı.
Asansörün açılması ile şaşıran lider bakışlarını kendisine silah tutan Fatih'e yöneltti. Fatih hiç tereddüt etmeden tetiğe bastı. Mermi liderin tam alnının ortasına bir kan şelalesi açmıştı. Liderlerinin vurulduğunu gören 3 ekip üyesi asansöre doğru koşmuş ve silahlarını çıkararak onları esir almıştı. Asansördekiler ise yaralanmamak için teslim olmuşlardı, tabiki böyle bir şey yapmadılar. Fatih diğerlerinin önüne geçip silahını karşısındaki adama doğrulttu.

"Sevgili arkadaşlarım, birlikte cehenneme gidelim" diyen Fatih silahın tetiğine bastı. Karşıdaki adam da ölünce sadece 2 kişi kalmışlardı. Bir adam ve bir kadın. Adam kadının önüne geçti ve hızlı bir hareket ile Fatih'in dikkati dağılıkken silah ile onu vurdu. Fatih'in kalbinden kanlar akarken yere yığıldı. Arkasından hızlıca gelip adamın yüzüne yumruk atan kişi Melihdi.
Melih'in yumruk atması üzerine geriye doğru sendeleyen adama bir tekme daha attı Melih, adam bunlara dayanamayıp bayıldı. Adamın arkasındaki kadının kolunu tutup geriye doğru ittirdi Melih. Daha sonra boynunun arkasında belirli bir noktaya vurarak kadını bayılttı.
Herkes Melih'in yanına gelince hepsi Efsun'a doğru koşmuşlardı. Efsun o an baygın değildi. Gözleri 5 karış açılmış, yanaklarından yaşlar süzülürken korkudan şoka girdiği belli oluyordu. Küçük bedeni gördüğü şeyler karşısında yaralı bir kuş gibi çırpınıyordu. Vücudu titrerken tek bir şey bile söylemeden bir Asya'ya bir Fatih'e bakıyordu.

Efsun'un gözünden

Gözlerimi açtığında kafasını kaldırıp etrafıma baktım, önümde Asya'nın kanla bulanmış cesedini görünce ellerim titremeye başlamıştı. Daha sonra liderin bedeninin yıkılışını gördüm, bizimkiler gelmişti. Ama daha sonra Fatih'in kanlar içinde kalmış bedeni yere düştü. Bedenim titremeye, gözlerim sulanmaya başladı. Herkes ölüyordu ve bunların hepsi benim suçumdu. Çığlık atmaya çalıştım fakat hiçbir ses çıkmadı. Bir kere daha denedim, yine bağıramadım. Daha sonra herkes bana doğru koştu. Hepsi 'iyi misin!?', 'noldu sana!" Diye bağırıyordu ben ise onlara cevap veremiyordum. Ağzımı açıyordum ama konuşamıyordum.

"Efsun, iyiyim de, Cevap ver! Lütfen" diye haykırdı Esat, ama ben cevap veremedim. Ağzım kenetlenmişti, konuşamıyordum.
Kesik nefesler eşliğinde onlara gülümsedim.

-içim kan ağlarken gülümsedim, duygularıma inat, hayatıma inat, yaşadıklarıma inat gülümsedim-

Gülümsediğim için iyi olduğumu düşünmüşlerdi. Esat beni kucağına alınca kokusunu içime çektim, nefesimi düzene koyarken onların konuşmalarını dinliyordum.
"Şimdi ne yapacağız, bitti mi bu işkence" dedi birisi. Melih'in sesini andırıyordu sesi.

"Çıkalım buradan" dedi. Bu abimin sesiydi.

Herkes yürümeye başlayınca ben Esat'ın kucağında sarsılmaya başladım. Her adımında bedenim sarsılıyor bu da uyanık kalmamı sağlıyordu. Yoksa şuan çok uykum vardı.

Arkadaşlar burayı kısa tuttum, yarım bıraktım çünkü ama diğer bölüm hızla gelecektir.