4. bölüm · Abimin Arkadaşı

4. Bölüm

Kolasiz Koala

Şuan arabada Esat ile birlikteydik. Fakat bir sorun vardı. Plan yaparken benim sargıdaki bacağımı hesaba katmamıştık.
Tabi herkesle konuşmuş sorun çıkmayacağı konusunda hemfikir olunca planı uygulamaya başlamıştık.

"Ne zaman gideceğiz"
Yaklaşık 5 dakikadır arabanın içinde boş boş oturuyorduk. Yani Burak'ın gizli bilgileri almasını bekliyorduk.
Evden çıkmadan önce her şeyi kararlaştırıp bir sohbet Grubu kurmuştuk. Burak buraya bilgileri aldığını yazınca biz yola çıkacaktık. Melih bilginin doğruluğunu test ederken biz yolun yarısına gelmiş olacaktık. Melih de araştırdığı dogru olan bilgileri bize aktaracak ve bu sayede hiçbir tuzağa düşmeden mahalleyi terk edebilecektik. Elimde telefon, mesaj gelmesini bekliyordum.

-Plan Grubu-

Burak: bilgileri aldım.
Ben: çıkıyoruz o zaman.

"Esat çalıştır arabayı, bu mahalleyi terk ediyoruz!"

Esat komutu aldığında arabayı çalıştırdı ve son hız gideceğimiz yolu takip etti.
Ben de Melih'in beni aramasını bekliyordum.

Yolun yarısını geçince kendim Melih'i arama kararı aldım.
Her hangi bir zaman kaybı olmadan güzelce anlayabilmesi için görüntülü aramıştım.
Telefon açılınca karşımda gördüğüm kişi, tüm hayatımı karartmaya çalışan Nesrin hanımdı (annem).

Nesrin hanım: Efsun ben de aramanı bekliyordum canım kızım. Senin planına kalacağımı mı sanmıştın?

Nesrin hanım büyük bir kahkaha attı.

Nesrin hanım: merak etme güzel kızım birazdan yolunu kesen kişi seni bu dünyadan daha güzel yerlere gönderecek.

Bir kahkaha saha atarken telefonu kapattım.

Şuan tepkisiz kalmak en iyi seçenekti.

"Esat yolu değiştir ve beni başka bir yere koy ve daha sonra da benden olabildiğince uzağa git. Sakın seni bulmalarına izin verme"

Dediğim şey ile gördüğü ilk dönüşten dönen Esat kızgınlıkla konuştu.
"Seni yalnız mı bırakayım kızım! Senin için kurşun yesem bu kadar acıtmaz Efsun."

"Esat beni zaten bulacaklar en azından sen kaç ve kurtul, benim yüzümden ölmeni istemiyorum."

Bunlar gerçek düşüncelerimdi. Benim yüzümden ölürse, vicdan azabım ölsem bile geçmezdi.

"Bak Efsun, bu mahalleden ikimiz de sağ çıkacağız. Şimdi sadece emniyet kemerinin sağlamlığını kontrol et ve tutunabildiğin her yere tutun. Çünkü ne olursa olsun seni bu cehennemden çıkaracağım."

Ölüm korkusuyla gözlerim sulanırken onu sesim ile onayladım.

Başka bir dönüşten döndüğünde karşımıza çıkan silahlı adamı, o hızımız ile ezip geçince Esat'ın ne yaptığını daha yeni fark etmiştim.
Kendi hayatı uğruna benim hayatımı kurtarmaya çalışıyordu.

Dümdüz giderken yanlarda gördüğümüz silahlı adamları görünce bana seslendi. Sanki son sözleri gibiydi.

"Efsun başını ey ve ben bitti demeden kaldırma. Kendim yaşamasam bile seni hayatta tutacağıma söz veriyorum. Ve hayatıma girdiğin için teşekkür ederim."

Esat hiç benimle böyle konuşmazdı. Kesin bir şey olacağını biliyordu. Ben bunları düşünürken gelen bir kurşun ile cam tuzla buz olmuştu.
Başımı geri kaldırdım. Tam da bir adamın Esat sıktığını görmemle kolumu onu korumak için oraya uzattım. Ve evet. Kolum olmasaydı Esat'ın kafasına bir delik açılacaktı. Çünkü kurşunu durduran şey elim olmuştu.
O anki acı ile inlediğimde Esat ağzından bir küfür savurdu.
Gaza yüklenerek arabayı son hızında kullanıyordu. Gördüğüm kadarıyla bir orman yolunun içine girmiştik.
Biraz ilerleyince araba yolunun bitmesi ile arabayı durdurdu.

"Nereye geldiğimizi biliyor musun?"

İnşallah biliyordur çünkü bu elimin acısına daha fazla dayanamayacağım.

"Soru sorma ve benimle gel"
Dediğinde sağlam olan elimi sanki hiç bırakmayacakmış gibi sertçe tuttu.

Hızlı adımlarla ilerlerken boğazım kurumuştu fakat elimin acısı bunun önüne geçiyordu.
Sonunda ağaçların içinden çıkınca bir çiftlik gördüm. Tam ortasında bir köy evi. Bir tarafında meyve ağaçları diğer tarafında ise sebzeler vardı.
Burası göz kamaştırıcı bir yerdi.
Burayı izlemeye fazla vaktim olmadı çünkü Esat hâlâ benim elimi tutarak çekiştiriyordu. Ziline bastığı kapı açıldığı an içeriye daldı.

"Elvin sağlık çantasını getir"
Dediğinde sesi telaşlı çıkmıştı.
Hemen bir odaya girip beni de çekiştirdi.

Elvin denen benden küçük görünen kız koşarak bir sağlık çantası getirdi. Daha sonra ise odadan çıktı.

Esat elimdeki kurşunu çıkarmaya başlamıştı ki acıyla bir daha inledim. Sanki üst üste birkaç kez daha kurşun yiyormuşum gibi hissettiriyordu bu kurşun çıkarma.
Kurşun çıktığında rahat bir nefes almıştım ki Esat elime pamuk yardımıyla bir sıvı sürdü. Bu sıvı acı içinde kıvranmamı sağlamıştı.
Elimi sargı bezi ile sandıktan sonra ayağa kalktı.

"İçeriye gel"
Sesi sakinleşmiş gibi çıkarken ben de rahatlamıştım. İçeriye girdiğimde ise biraz önce gördüğüm kız Elvin'in yanında oturan kadın dikkatimi çekmişti. Ona doğru garip garip bakıyordum ki Esat olayı anlamış olacak benim için açıkladı.
"Babaannem"
Başımı 'hee' dercesine sakladıktan sonra yaşlı kadının yanına gidip elini öptüm.
Gelenekler ve göreneklerimize sahip çıkalım.

Kadın gülümseme ile bana karşılık verdiğinde boş bir koltuğa oturdum.
"Esat neyin olur oğlum bu kız senin?" Diye soru soran yaşlı kadına daha cevap veremeden Esat cevap vermişti.

"Sevgilim"