11. bölüm / 11
ZAMANIN RENGİ10.bölüm
Bölümler 11Şu an: 10.bölüm
Koridorun serin karanlığından sızan o fısıltı, beynime saplanan paslı bir bıçak gibi oyuldu: “Yem olarak getirdik.”
Bileklerimdeki kan damarlarımın çekildiğini hissettim. Göğsümün orta yerinde devasa, simsiyah bir boşluk açıldı. Gerçek hayatımda arkamı yaslayacağım tek bir kimsem yokken... Kalemimle kağıda döküp sarıldığım, o hayalî defterin sayfalarındaki kahramanlarımın bile bu sahte masada beni koruyamayacağını, yapayalnız ortada kaldığımı anladım. O pembe rüya, o çocuksu sığınaklar bir anda paramparça oldu. Gerçek, o acımasız ve kirli suratıyla tam karşımdaydı.
Olduğum yerde çivilenmiş gibi kalmamak için bacaklarımı zorla hareket ettirdim. Sessiz adımlarla loş koridorun sonundaki lavaboya attım kendimi. Kapıyı arkamdan örttüm, kilidi çevirdim
Musluğu açtım. Avucuma doldurduğum buz gibi suyu peş peşe çarptım yüzüme. Aynadaki yansımama baktım; sarı saçlarım terden alnıma yapışmıştı, bebek gibi duran o masum hatlarımın arkasında ise cehennemî bir öfke kabarıyordu. Titreyen parmaklarımı lavabonun kenarına bastırdım, dişlerimin arasından tısladım:
"Beni harcanacak bir kukla sandınız... Öyle mi? O masayı başınıza yıkmazsam bana da Zeliş demesinler."
Gözlerimdeki o acımasız ateşi zihnimin derinliklerine gömdüm. Derin, zehirli bir nefes çektim içime. Suyu kapattım, yüzümü kuruladım. Ve o kusursuz maskeyi, hiçbir şeyden haberi olmayan o kırılgan kızın yüzünü yeniden takındım. masaya doğru gidip Sandalyeme sessizce yerleştim. Miran baş köşede, o sakin ve tehlikeli bakışlarıyla süzüyordu beni. Tam o sırada yanımda oturan Elisa, endişeli gözlerle koluma dokundu, sesini alçaltarak fısıldadı:
— Zeliş... İyi misin? Yüzün tamamen kireç gibi beyazlamış,
Gözlerimdeki o buz gibi karanlığı saklamak için hafifçe gülümsedim, başımı salladım.
İyiyim... Sadece böyle yerlere pek alışık değilim, o yüzden biraz garipsedim.
Elisa kaşlarını hafifçe çattı, şüphe dolu ve meraklı gözlerle süzdü beni. Başını yana eğip hafifçe güldü.
— Nasıl alışık değilim? Hiç mi bara gitmedin kızım daha önce?
Kısa bir an duraksadım. Gerçekten de adım attığım bu yerler, o yazdığım defterlerdeki kurgulardan ibaretti; gerçek hayatımda sokak aralarından, loş barlardan hep uzak kalmıştım. Ama açık vermemem gerekiyordu. Hemen toparlayıp başımı salladım.
— Hayır... Hiç gelmedim, nerden gideceğim böyle yerlere, dediğim gibi bana göre değil buralar.
Elisa bardağını masaya bırakırken kahkahasını bastırdı, masadakilere dönerek imayla başını salladı.
— Belki de geldin de hafıza kaybı falan yaşıyorsun, o yüzden hatırlamıyorsun, he? Ne dersiniz?
Gözlerim aniden kısıldı. Kalbim bir saniyeliğine tekseklese de sesimdeki o sert ve inatçı tonu korumaya özen gösterdim.
— Ne hafıza kaybı be, ne saçmalıyorsun Elisa?
Elisa ellerini teslim olur gibi havaya kaldırıp sırıtarak karşılık verdi:
— Tamam sakin ol canım, takılıyoruz şurada..
Miran’ın o kuşkulu ama sessiz bakışlarının üzerimde gezindiğini hissediyordum. Derin bir nefes alıp masadaki gerginliği dağıtmak için başımı salladım.
— Yorgunum... Başım çatlıyor. Kalkalım artık, eve gitmek istiyorum.
Miran, keskin bakışlarını üzerimden çekip yavaşça başını salladı. O an sandalyeler gıcırdadı, masadaki herkes aynı anda ayağa kalktı. Birlikte
Dışarı çıktık.
Gecenin ayazı tenimize iğne gibi batarken, aramızda derin bir sessizlik hakimdi. Kimse ağzını açıp tek kelime etmedi. Yol boyunca arabanın camından dışarı akıp giden loş sokak lambalarına baktım. İçimdeki o kavurucu öfke, dışarıdaki buz gibi havayla yarışıyordu.
Eve vardığımızda Poyrazla Elif önden konuşarak eve girdiler bende hepsinin arkasında yavaş adımlarla eve girip kimseye tek kelime etmeden odamın kapısını kapatım Artık zihnimde yankılanan tek bir düşünce vardı: Onları kendi silahlarıyla vurmak.
Ne de olsa hepsinin maskelerinin arkasındaki korkaklıkları da, en derinlerindeki karanlık sırları da zayıf noktalarını da ezbere biliyordum. Miran'ın o hesapçı, soğuk kibri... Ve Karahan'ın o akılsızca, körü körüne itaat edişi. Benden sakladıklarını sandıkları ne varsa hepsi parmaklarımın ucundaydı. Hangi ipi çekersem kimin boynunun kırılacağını çok iyi biliyordum.
Şimdi acele etmeye gerek yoktu. Tek yapmam gereken şey, doğru anı beklemekti.
O an geldiğinde, beni harcanacak bir kukla sandıkları o düzeni başlarına öyle bir yıkacaktım ki; sadece can vermeyecekler, bana yaşattıkları her an için bin pişman olacaklardı.
Hellooo zelişin intikamı nasıl olacak sizce.
Bölüm etkileşimi
