4. bölüm / 9
ZAMANIN RENGİ3.bölüm
Bölümler 9Şu an: 3.bölüm
O rüyanın ve müdürün odasından çıktığım o soğuk günün üzerinden tam bir hafta geçmişti.
Bir hafta boyunca ne yastğımın altındaki o çizgili deftere elimi sürdüm ne de siyah tükenmez kalemimin kapağını açtım. Sanki o sayfaları aralamazsam, zihnimdeki o tekinsiz dünya beni rahat bırakacak, o karanlık adamlar hayallerimden taşıp hayatımı teğet geçmeyecekti. Kendimi kandırdığım zavallı bir kaçış oyunuydu bu.
Hafta boyunca gri yetimhane koridorlarında bir gölge gibi dolandım. Kahvaltıda bayat ekmeğimi kemirirken çalışanların yüzüne baktım; okul yolunda yürürken soğuktan kızaran ellerimi cebime sokup insanları izledim. Her gün aynı acı soru zihnimin duvarlarında yankılanıp duruyordu: Ben ne yapacağım? Nasıl hayatta kalacağım?
Sadece kağıt üzerinde kahramanlar yaratmak karnımı doyurmuyordu. Yazdığım o lüks arabalar, raconlar, birbirinin arkasını kollayan sarsılmaz dostluklar... Hepsi bir hayal ürünüydü. Gerçekte ise ne tutunacak tek bir dalım ne de bir kuruş param vardı. Bu devasa, acımasız şehirde tek başıma bir hayat kurmam imkânsızdı.
Cuma günü okul çıkışında adımlarım yetimhaneye dönmek istemedi. Kendimi bilmediğim, kalabalık bir caddenin kenarında buldum. Vızır vızır geçen arabaları, bir yerlere yetişmeye çalışan insanları izlerken zihnimdeki o son iplik de koptu. Kaçış yoktu. Çalışıp çabalamak, sıfırdan bir hiç olarak ayakta kalmaya çalışmak beni korkutuyordu. Zihnimin en karanlık köşesinden tek bir fısıltı yükseldi:
"Acaba her şeyi burada bitirmek en kolayı mı?"
Bu düşünce bir kere zihnime düşürülünce, geri dönüşü olmadı. Dışarıdaki o çaresizlikle, kimsesizlikle yüzleşmektense yok olmak, hiç var olmamış gibi çekip gitmek daha az korkutucu geldi. Eğer bu hayatta bana yer yoksa, kendi sonumu kendim seçebilirdim.
Farkında olmadan adımlarımı kaldırımdan aşağı, buz gibi asfaltın üzerine attım.
O an zaman ansızın yavaşladı.
Sol tarafımdan yükselen acı bir fren sesi caddede çınladı. Siyah, lüks bir arabanın keskin farları gözlerimi kör edercesine üzerime kilitlendi. Ne kaçacak gücüm vardı ne de çekilmeye niyetim...
Göz göre göre gelen o ağır metal kütlesi büyük bir gürültüyle bana çarptı.
Vücudumu kaplayan o dehşetli darbeyle birlikte savrulduğumu, sert asfalta düştüğümü hayal kırıklarının arasından hissettim. Gökyüzü kendi etrafında fırıldak gibi döndü. Etraftan yükselen çığlıklar, koşturan insanların boğuk sesleri giderek uzaklaştı.
Dudaklarımdan fısıltı bile olamayan bir nefes döküldü.
Göz kapaklarım kurşun gibi ağırlaştı. Yalnızlığın ağırlığı, geleceğin korkusu, yetimhanenin soğuk duvarları... Hepsi yavaşça eriyip yok oldu. Yavaşça gözlerimi kapattım ve kendimi o dipsiz, kapkaranlık boşluğa bıraktım.
Gözlerimi açtığımda beni karşılayan şey bir hastane odası ya da o beyaz florasan ışıkları değildi.
Buz gibi, ıslak asfaltın soğukluğu kalçalarımdan kemiklerime kadar işliyordu. Keskin bir alkol, nem, bayat sigara ve egzoz kokusu genzimi yaktı.
Sırtımı dayadığım tuğla duvar nemliydi. Neredeydim ben?
Hafifçe kıpırdanıp başımı kaldırdım. Dar, duman altı ve loş bir sokağın kuytu bir köşesindeydim. Hemen yan tarafımda, üzerindeki kırmızı neon tabelası yağmur sularının biriktiği birikintiye vuran gösterişli bir barın arka kapısı duruyordu. Tabeladaki ışık cızırdayarak yanıp sönüyordu.
Ne üzerimde bir hastane önlüğü vardı ne de etrafta serum boruları... Cebimde beş kuruş yoktu, yanımda bana ait tek bir eşya bile yoktu. Bedenimdeki o kaza ağrısı sönmüştü ama yerini tarifi imkânsız bir uyuşukluğa bırakmıştı.
Tam o sırada barın ağır metal kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. İçeriden dışarıya baslı, ağır bir müzik sesi ve kahkahalar taştı.
Kapıdan iki kişi dışarı fırladı. İçlerinden biri, deri ceketinin yakaları ıslanmış, saçları alnına yapışmış o adamdı: Poyraz.
Yanındaki adamı yakasından tuttuğu gibi sokağın ortasına, duvara doğru savurdu.
"Sana bu sokakta kimin adının geçtiğini öğretmediler mi lan?" diye bağırdı Poyraz. Yüzündeki o umursamaz ama belalı gülüşle çakmağını cebinden çıkarıp kapağını şık diye açtı.
Sokağın başındaki gölgeden bir başka figür ayrıldı. Siyah kabanının yakalarını kaldırmış, adımlarını bile hissettirmeden yürüyen o stoik adam... Karahan.
"Uzatma Poyraz," dedi Karahan sakince, sesi gecenin ayazından bile daha soğuktu. "Miran içeride bekliyor. Hesabı kesilecek daha çok adam var."
O an olduğum yere mıhlandım. Nefesim boğazımda tıkandı.
Burası bir hastane değildi. Burası benim gecelerce zihnimde kurduğum, sokaklarını, barlarını, o tekinsiz köşelerini ezbere bildigim o karanlık mahallenin ta kendisiydi.
Sokağın pisliğinin içinde, ıslak kaldırımda tek başıma otururken başımı kaldırıp o iki adama baktım. Üzerimdeki incecik kıyafetle, kimsesiz ve çaresizce bir köşeye sığınmış durumdaydım.
Poyraz çakmağının ateşini söndürüp bana doğru döndü. Karanlık köşede büzülmüş duran bedenimi fark ettiğinde kaşları çatıldı.
"O kim lan oradaki?" dedi, adımlarını bana doğru atarak.
Karanlıkta kalan yüzüm, neon tabelanın soluk kırmızı ışığının altına düştü. O an zihnimdeki tüm sigortalar attı. Beynim, gördüğüm yüzleri, duyduğum sesleri ve içinde bulunduğum bu korkunç gerçekliği reddediyordu. Onlar benim zihnimin uydurmasıydı, geceleri yorganın altında kağıda karaladığım hayaletlerdi! Nasıl... Nasıl burada, bu pis sokağın ortasında, etimi ve kemiğimi donduran bir ayazın içinde canlanıp karşıma dikilebiliyorlardı?
Nefesim kesildi. Gözlerim karardı, kulaklarımda uğultular koptu. Şiddetli bir şok dalgası bütün bedenimi sardı; ellerim titriyor, boğazım düğümleniyordu. Göğsüm hızla kalkıp iniyor ama içime tek bir damla bile oksijen dolmuyordu. Beynim bu deliliği, bu kabusun gerçeğe dönüşmesini kaldıramadı.
"Bu... Bu olamaz..." diye fısıldayabildim sadece.
Dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim. Sırtımı yasladığım nemli tuğla duvardan kayarak ıslak asfaltın üzerine yığıldım. Poyraz'ın şaşkınlıkla "Lan kız bayıldı!" diyen sesi uzaktan, bir tünelin içinden geliyormuş gibi yankılandı.
Göz kapaklarım ağırlaştı, etraftaki o kırmızı neon ışığı ve soğuk sokak karanlığa gömüldü. Ve kendimi tamamen o boşluğa bıraktım…
Evet yeni bölümüm nasıl sizceee yorum beğeni yapmayı unutmayın seviliyorsunuzzz
Bölüm etkileşimi
