ZAMANIN RENGİ kitap kapağı

5. bölüm / 9

ZAMANIN RENGİ

4.bölüm

Vaveyla Yazarı: Ümmühan Gönültaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 4.bölüm

Göz kapaklarım kurşun gibi ağırlaşmıştı. Genizimi yakan keskin bir kolonya kokusuyla ciğerlerime derin bir nefes çekerek sıçrayarak gözlerimi açtım.
Hâlâ geçirdiğim şokun etkisindeydim; kalbim göğüs kafesimi yırtacak gibi çarpıyordu. Nerede olduğumu anlamak için hızla etrafıma bakındım. Islak sokak geride kalmıştı. Deri koltukların olduğu, loş, ahşap kaplama ve buram buram pahalı tütün kokan devasa bir odadaydım.
Tam tepemde iki kişi dikiliyordu.
Hemen yanı başımda, elinde kolonya şişesiyle duran kişi Poyraz’dı. Yüzünde o belalı ama bir o kadar da meraklı gülüşüyle bana bakıyordu. "Ohoo, bizim pilli bebek sonunda uyandı," dedi çakmağını cebinde evirip çevirerek. "Az kalsın sokak ortasında ruhunu teslim ediyordun be kızım."
Hemen arkasında, kollarını göğsünde birleştirmiş duran Karahan ise her zamanki gibi buz gibi bakışlarıyla beni süzüyordu. Sesi odanın içinde çınladı: "Kimin nesi olduğunu bilmediğimiz birini mekâna almamız zaten hataydı Poyraz."
"Saçmalama Karahan," diye atıldı Poyraz. "Sokağın ortasında buz gibi asfalta sızmıştı kız. Ne yapsaydık, bırakıp geçse miydik?"
Ben hâlâ yaşadığım şoktan tam olarak çıkamamıştım. Yattığım deri koltukta geriye doğru çekilip üzerimdeki montuma sarıldım. Sesim titreyerek, "Siz..." diyebildim sadece. "Siz gerçeksiniz..."
Poyraz hafifçe güldü, eğilip yüzüme yaklaştı: "Gerçeğiz ya kızım, ne sandın? Hayalet miyiz biz? Adın ne senin, anlat bakalım? O saatte o sokakta ne işin vardı?"
Poyraz eğilip yüzüme iyice yaklaştı, gözlerini kısıp sordu: "Harbi diyorum, adın ne senin? O saatte, o tekinsiz sokakta ne işin vardı?"
Yani ben, ne diyeceğimi, nasıl bir cevap vereceğimi bilemiyordum. Zihnim tam anlamıyla durmuş gibiydi. Karşımda kanlı canlı duran bu iki adama ne söyleyebilirdim ki? "Sizi ben yazdım, burası benim kafamın içindeki dünya" desem beni direkt akıl hastanesine kapatırlardı. Gerçek dünyadaki yetimhaneden, araba çarpmasından ya da o çaresiz yalnızlığımdan bahsetsem hiçbir anlamı olmayacaktı.
Dudaklarım titredi, sesim boğazımda düğüm düğüm oldu.
"Ben... Bilmiyorum," dedim fısıltıyla. Ellimle şakaklarımı sıktım, gözlerimi kaçırarak geriye doğru büzüldüm. "Hatırlamıyorum... Ne işim vardı, buraya nasıl geldim... Hiçbir şey bilmiyorum."
Poyraz kaşlarını çattı, şaşkınlıkla Karahan’a döndü. "Hadi canım! Numaraya bak. Hafıza kaybı mı ayağı çekiyorsun kızım sen bize?"
"Numara yapmıyor," dedi Karahan arka taraftan, buz gibi bir sesle. Adımlarını atıp koltuğun yanına yaklaştı. Keskin gözleri adeta ruhumun en derinine işliyordu. "Gözlerindeki o korkuyu ve şoku görüyorsun Poyraz. Rol yapacak durumda değil."
Karahan bana doğru bir adım daha attı, üzerime çöken o ağır gölgesiyle eğildi: "Kimsen, nereden geldiysen geldin... Ama bu sokaklarda 'bilmiyorum' demek en büyük tefdir. Hatırlamadığın her şey seni bu şehirde yem yapar."
Nefesim boğazımda tıkandı. Ne bir kimliğim vardı üzerimde ne de sığınacak bir yerim... Kendi zihnimin yarattığı bu acımasız şehirde, yapayalnız ve cevapsız kalmış durumdaydım.
Tam o sırada odanın ağır ahşap kapısı sertçe açıldı. İçeriye o tanıdık, ağır adım sesleri döküldü.
Miran içeri girmişti.
Gözleri doğrudan koltukta büzülmüş oturan bana kaydı. Kehribar tespihini parmaklarının arasında çevirirken sesi odadaki soğuk havayı daha da dondurdu:
"Kim bu kız? Mekânda işi ne?

Helooo canlarım hikayemi beğendinizmi kısa tutuyorum bölümleri biliyorum sizler sıkılmayın diye isterseniz uzatabilirim

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.