7. bölüm · VATAN VE SEVDA YOLUNDA
7.
Satır arası yorum yapmayı ve yıldıza basmayı unutmayıın!
İyi okumalarr.
🎀
"Yüzün, kiminle gülüyorsa, yüreğin ona aittir."
Yüzüm sadece sana gülüyor, Biricik Sevdam.
Türkiye/Silopi
Doğa Özyiğit
Yağuşuğlu Toprrram; 3 güne geçer.
Yağuşuğlu Toprrram; Az böyle mesaj almadım senden.
Siz; O kadar ayran gönüllü müyüm ben!
Yağuşuğlu Toprrram; Evet.
Siz; Toprak bi' git ya.
Siz; Adam abimin timinden, hem gıcık kaptım.
Siz; I-ıh olmaz bizden.
Siz; Hem kızı var onun.
Yağuşuğlu Toprrram; Doğa böyle deyip kendini üzme güzelim, belki de kedisi falandır.
Siz; Aman bana ne be!
Yağuşuğlu Toprrram; E hadi bakalım.
Telefonu kenara bırakıp diziye döndüm. Hoşlanamazdım, olmazdı. Tüm fikirleri bir kenara bırakıp dizime döndüm. Salatamı atıştırarak dizi izlerken odanın kapısı çaldı.
"Gir," dediğimde abim içeri geçti.
"N'oldu?"
"Gidiyorum ben," dediğinde sertçe yutkundum. Bilgisayarı bırakıp ayağa kalktığımda karşısına geçtim.
"Göreve mi?"
Başını olumlu anlamda sallayıp, "Göreve."
"Gitmesen?" Gözlerim dolarken parmaklarıyla yüzümü okşadı.
"Ağlama, gözüm arkada kalacak bak sonra." Beline sarıldığımda kokusunu içime çektim. Başıma öpücük bırakıp belimi okşadı.
"Ben gelene kadar okuldan eve, evden okula. Fazla maceraya gerek yok küçük hanım."
"Çabuk gel olur mu?"
"Görev bu, 3 güne de biter, 3 aya da."
Birlikte odadan çıktığımızda Çelik komutan kucağında kedi yavrusuyla koltukta oturuyordu. Kızım dediği bir kedi miydi?
"Ya çok tatlı bu." Koşarak yanına gittiğimde kediyi bana verdi. Karamel rengi, minicik kulakları ve burnu, kahverengi gözleriyle çok tatlı gözüküyordu.
"Ben gelene kadar kızıma bakar mısın?" Rahat bir nefes verip başımı olumlu anlamda salladım. Neden bu kadar abartmıştım acaba!
"Tabii bakarım, adı ne?"
"İrmik." Yüzümü buruşturup, "Hiç sevmem İrmik tatlısını."
"Çok severim ben. O yüzden de kızımın adı da İrmik, değil mi güzelim?" Eliyle kedinin başını okşayarak öpüp ayağa kalktı.
"Çıkalım mı, komutanım?"
Abim yanıma gelip saçlarımın arasına küçük bir öpücük bıraktı. Arabasının anahtarını verip, "Dikkatli ol güzelim."
"Siz de dikkatli olun, Allah'a emanetsiniz." Anahtarı aldığımda ikisi birlikte evden çıktı. Gözyaşlarımı silip, mutfağa geçerek bir koca bardak soğuk su içtim. Hepsini kafama diktiğinde dişlerim donsa da iyi gelmişti.
Kucağımdaki İrmik'e baktım. Bakalım ne kadar benimlesin, İrmik.
2.5 ay sonra.
Oflayarak kantinden aldığım kahvemi yudumlayarak önümdeki sınav kağıdını kontrol ettim. Son 1 dersim kalmıştı ve artık cidden yorulmuştum. Sadece eve gidip uyumak istiyordum.
Zaten abim de yok. Yine oflayarak kahvemden içtiğim sırada, karşıma tarih hocası Bulut hoca oturdu.
"Rahatsız etmiyorumdur umarım Doğa hocam." Kahvemi bırakıp yapmacık bir şekilde gülümsediğimde, "Yok ne rahatsızlığı."
"Ee, alışabildiniz mi okulumuza?"
"Alıştım, alıştım. Öğretmenler de, öğrencileri de çok nazikler zaten."
Bulut hoca bir şey demek için ağzını açmıştı ki, zil çaldı. Ayağa kalkıp kağıtlarımı ve kahvemi alıp, "Sonra görüşürüz hocam," diyerek kantinden ayrıldım. Bu 2 ayda adam bi düşmedi peşimden. Ne görmüşse artık bende.
Dersim olan sınıfa girip ardımdan kapıyı kapattım. Çocuklar ayağa kalktığında, "Hi class," diyerek masama geçtim. Merhaba sınıf.
"Sınavlarınızı okudum, 8/A." Teker teker notlarını okuduğumda her sıradan bir mırıltı çıktı. Kağıtları tekrar masama bıraktığımda sessizlik oluştu ve derse başladık.
40 dakikanın ardından zil çaldığında mutlulukla nefesimi verdim. Son dersim bitmişti ve bu gün günlerden Cumaydı!
"Çıkabilirsiniz," deyip çantamı alıp sınıftan çıktım. Okuldan çıkacağım esnada Bulut hoca karşımı kesti. Sal beni adam!
Bıkkınlıkla nefesimi verdim, yapmacık bir şekilde gülümseyip, "Buyurun hocam?"
Elindekini anahtarlarını salladı, sırıtarak, "Bırakayım isterseniz sizi?" Çantamdan arabanın anahtarlarını çıkarıp aynı şekilde salladım.
"Birinin beni bırakmasına gerek yok, kendim giderim, teşekkürler." Önünden geçeceğim sırada tekrar önümü kesince sabır çektim.
"Genç yaşta arabanızın olması ne kadar güzel."
"Abimin."
"Abiniz mi vardı? Adı nedir? Belki tanıyorumdur, hatta arkadaşım bile olabilir."
Ağzımı açıp cevap verecekken, arkamda birini hissetmemle ve o kişinin konuşmasıyla ağzımı tekrar kapattım. "Arkadaş olduğumuzu sanmıyorum." Tanıdık sesle arkamı döndüğümde, abim tüm heybeti ile arkamdaydı.
Önüme geçip elini uzattı, "Yüzbaşı Ateş. Siz?" Bulut hoca olduğu yerde kalakalmışken elini uzattı, "Tarih hocası, Bulut." Abim Bulut hocanın elini var gücüyle sıktığında, "Abi gelmişsin?"
"Geldim, geldim de bir sorun var galiba."
"Yok, yok bir sorun yok hadi eve gidelim." Ellerimi göğsüne koyup uzaklaştırmaya çalışırken Bulut hocanın elini bıraktı.
"Görüşmemek üzere hocam." Adam yanımızdan koşarak uzaklaştığında, bana döndü.
"Özledim abi." Kollarımı beline sarıp sıkıca sarıldım. Eliyle belimi okşarken sarılmamızı sonlandırdı.
"Hadi eve." Anahtarları ona uzatıp arabaya yürümeye başladık. Sürücü koltuğuna oturmaya çalıştığında küfrederek geri çekildi. Eğilip koltuğun ayarını kendine uygun olarak ayarlayıp tekrar bindi.
Arabanın içine göz attığında sabır çekti, çünkü arabanın içini pembe araba aksesuarları ile süslemiştim. Aynaya astığım pembe Hello Kitty kolyesini çıkarıp yüzüme tuttu.
"Doğa bu ne!?"
"Hello Kitty."
"Ben buraya tesbih asmıştım attın mı onu!?" Torpidoyu açıp içinden siyah beyaz olan tesbihi çıkararak uzattım.
"Atacak kadar canıma susamadım." Tesbihi elimden alıp ayarlayarak aynaya asıp önüne döndü. Güneşlik aynasının üstüne yapıştırdığım pembe, çiçekli stickerleri gördüğünde sinirle tekrar yüzüme baktı.
"Lan 2.5 aya ne hâle getirmişsin arabamı! Bu ne!?"
"Araban çok sıkıcıydı! Renk kattım ne güzel!" Stickerleri çıkarmaya çalıştığında elini tuttum, "Ya çıkarma zaten ben kullanacağım arabayı!"
Tek kaşını kaldırıp yüzüme baktığında, "Anlamadım?"
"Her sabah saat 7'de yürüyerek gitmeyeceğim herhâlde okula!"
"Bırakırım ben seni her sabah."
"Aynen bırakırsın, 2 gün sonra uğraşamam senle kendin git diyeceksin."
"Doğa 12 ayın toplasan 10 ayını görevde geçiriyorum zaten!"
"İyi bende Bulut hocaya derim her sabah alır beni, sonra getirir eve de bırakır." Kollarımı göğsümde birleştirerek önüme döndüm.
"Tamam başımın belası tamam!" Arabayı çalıştırdığında koluna sarılıp başımı yaslayarak, "Canım abim ya."
Kaçamak bir bakış atıp, "Hepiniz mi geldiniz?"
"Yok yarımız geldik, yarımız sınırda kaldı. Ya sabır!"
"Soru sordum sadece!"
"Niye soruyorsun?"
Şirin bir ifade takınıp harfleri uzatarak, "Hiç," dedim.
"Çelik komutanda mı geldi?"
"Geldi Doğa geldi! Orada kalacak hâli yok ya! Hem niye özellikle Çelik?" Yüzüme eğilfiğinde başımı kaldırdım.
"Kedisi bizde ya, ondan."
"Ha doğru. Akşam gelir alır, ayrı kalamaz o kızından." Kızının kedi olduğunu bilmek beni rahatlatıyordu ama neden bu kadar dert ediyordum bilmiyordum.
Bu adam da bir şeyler vardı ama, ne? Ayran gönüllü biri olarak hoşlandığım kişiler maksimum 2 gün olurdu ama bu asam 2.5 aydır kafamdan çıkmıyordu! Rüyalarıma bile girdi adam be!
Tipim düğil bir kere. Hem abimin timinden, abim de mağara adamı. İzin verir sanki sevgilim olmasına.
"Sana inat evlenip boy boy çocuk yapacağım," diye mırıldandığımda yüzüme baktı.
"Efendim?"
"Yok bir şey." Harbi geri zekâlıyım.
"Evlenmeyeceksin, dizimin dibinde çürüyüp gideceksin." K9 mübarek!
"Evlenmek isteyen de yok zaten." Yüzünde küçük bir gülümseme belirdiğinde saçıma öpücük bıraktı.
Arabayı park edip kendisi indi, ardından bende indiğimde çantamdan anahtarı çıkarıp kapıyı açtım. İçeri geçtiğimizde İrmik koşarak üstüme atladı.
"Çok mu özledin sen beni," diyerek kollarımın arasında başını okşadım. Çantamı koltuğa bırakıp kendimde oturduğumda İrmik'i sevdim.
"Çokta alışma bence akşam gelip alır Çelik kızını."
"Yaa vermem ben kızım, değil mi İrmik?" Onu sıkmayacak şekilde sarıldığımda yüzümü yaladı.
"Hem bak o da beni çok sevdi."
"Siz ne zaman geldiniz?" Telefonunu bırakıp yanıma geldi, İrmik'i kucağımdan alıp kendisi sevdi.
"Sabah. Çelik'e de mesaj attım, birazdan gelir kızını almaya." Hemen yanına fırlayıp İrmik'i kucağından aldım.
"Vermem kızımı." Yüzüne sayısız öpücük kondurduğumda kapı çaldı. Abim kapıya bakmak için salondan çıktı, kapıyı açtı ve birisi içeri girdiğinde geri kapattı.
"Hani nerede benim kızım?" Çelik komutan içeri geçtiğinde kucağımdaki kediyle arkamı ona döndüm.
"Burada değilmiş." Odama geçexeğim sırada önümü kesip zorla İrmik'i kucağımdan alıp bedenine sayısız öpücükler bıraktı.
"Nasıl özlemişim güzelimi. Sana zorluk çıkarmadı umarım." Kollarımı birleştirip koltuğa oturdum.
"Yok çıkarmadı, ilk günler biraz tırmaladı ama sevdi beni."
"Kedi Doğa'ya zorluk çıkarmamış ama Doğa'nın sana zorluk çıkaracağı kesin, çok sevmiş İrmik'i."
"Yok onun kedisi istemem."
"Az önce vermem kızımı diyordun?"
Abim güldüğünde Çelik komutan bana baktı, "Kızım?"
Çantamı alıp ayağa kalktığımda, "Ya ne var çok sevdim."
"Sahipleniriz sana da bir tane abiciğim, adını da Sütlaç koyarsın hatta."
"Sahiplenir miyiz cidden?" Heyecanla yanına koştuğumda başını salladı.
"Sahipleniriz, ama sen bakacaksın."
"Bakarım abim bakarım." Sevinçe boynuna sarılıp yanağını öptüm.
Çantamı alarak koşar adım odama yürüdüm. Daha sınavlarını okumam gereken 3 sınıf ve aklımdan çıkarmalı olduğum bir adet Çelik komutan var..
