12. bölüm · VATAN VE SEVDA YOLUNDA

12.

Doğa

Satır arası yorum yapmayı ve yıldıza basmayı unutmayıın!
İyi okumalarr.

🎀

"Sana ait olan seni bulur."

Sen de beni bulur musun, Biricik Sevdam?

3 yıl önce
Türkiye/Silopi
Yazardan

Peşinden sürüklediği valiziyle ve kucağındaki kediyle birlikte kapıyı tıklattı, Batur şaşkınlıkla salondan çıkıp kapıya açtığında kız kardeşi "Sürpriz!" Diye bağırdı.

"Abiciğim?" Duyduğu özlem ve şaşkınlık hissiyle Buse'ye sarıldı. Boynunu koklayarak öpüp sıkıca kollarını beline sardı. Hiç değişmemişti küçük Buse'si.

"Çok özledim abim, çok." Gözleri dolarken Batur baş parmağıyla gözlerindeki yaşları sildi. Alnına uzun bir öpücük kondurup elindeki kediyi kucağına alıp valizini de alarak kapıyı kapattı.

Kedinin başını okşarken Buse içeri girerek salona geçti. Koltuğa oturup arkasına yaslandı. Batur da peşinden gelerek valizi kenara bırakıp kediyi okşadı.

"Vay, asker bey ne güzel eviniz var." Dedi Buse gülerek. Sehpanın üzerindeki tatlıyı alarak kaşıklamaya başladı.

"Fındıklı mı bu?" Batur başını olumlu anlamda salladığında Buse'nin gözleri parladı. Ağzı dolu dolu, "Umarım son dilim değildir."

"Bu kedi nereden çıktı? Minicik bir şey." Kedinin turuncu tüylerini severken kedi Batur'un baş parmağını hafifçe ısırdı.

"Yolda gelirken gördüm, etrafta annesi yoktu kıyamadım bende aldım getirdim. Adını da İrmik koydum." Kocaman gülümserken Batur kediyi yere bıraktı.

"Bu arada," deyip çantasını açıp içinden ehliyetini çıkardı, "Ben ehliyet aldım!"

"Yarın arabanı verirsin, İrmik'imi veterinere götürürüm, sahipleneceğim."

"Aferin benim güzelime. Ben dedim sen o sınavı geçersin. Ama araba olmaz, birlikte gideriz."

"Hayır kendim gideceğim."

"Olmaz dedim, konu tartışmaya kapalı." Batur mutfağa geçip büyük borcamdakı tatlıyı alıp sehpanın üzerine bıraktı. Buse elindeki boş tabağı bırakıp hemen borcama sarıldı.

"Yavaş ye boğulacaksın! Görende aç bırakıyorlar seni sanar ha."

"Çok seviyorum fındıklı tatlıları olamaz mı ya!?"

"Sen iste ben sana kilo kilo alırım," deyip yanına oturdu belinden tutup kendisine çekerek başını göğsüne yasladı. Açık saçlarıyla oynayıp saçlarının arasına öpücük kondurdu. Buse de kollarını abisinin beline sardı. İrmik'te gelip Batur'un kucağına oturunca Buse yavaşça kedinin başını okşadı.

Mırıldanarak, "Küçük civcivim, güzel kızım, dünyam benim.."

Şimdiki zaman
Türkiye/Giresun
Yazardan

"Küçük civcivim, güzel kızım, dünyam benim.." Batur mırıldanarak mezarın başına geçti. Eğilerek elindeki fındıklı tatlıyı mezarın üzerine bırakıp 23 mumunu üstüne koydu. Cebinden çakmak çıkarıp mumları yaktı. Esen rüzgar mumları söndürürken bir damla yaş düştü Batur'un gözünden.

"Abiciğim.." Getirdiği bezle mezarın üstünü temizledi. Eliyle yavaşça mezarı okşadı, cansız yüzüne öpücükler kondurdu. Mezardaki çiçekleri sulayarak yenilerini ekti. En çokta papatya ekti. Çok severdi küçük Buse'si papatyaları.

"Çok özledim abim, çok." Mezarın yanına oturup başını taşa yasladı. Her yıl 2 kez gelir yapardı bunu, bir doğum gününde, bir de vefat ettiği günde.

"Keşke hiç o ehliyeti almasaydın, arabamı almasaydın. Şimdi yanımda olurdun." Keşke diye düşündü, keşke hiç o arabayı vermeseydi. Keşke o sabah kavga sonucunda arabayı almasını kabul etmeseydi.

"Avukatlara mezar yakışmaz." Diye mırıldandı. Avukat olacaktı küçük Buse'si. Adalet sağlayacaktı. Abisinin koruduğu Vatanda adalet çalışanı olacaktı o da.

"Buse," deyip derin bir nefes aldı, cümleyi nasıl toparlayacağını düşünerek devam etti, "Ben birine âşık oldum. Çok fena hemde."

"Tıpkı sana benziyor, kahverengi saçları, ela gözleri, gülünce oluşan gamzeleri.. Abisi komutanım ama. Abi diyor bana. Zorlanıyor abi derken ama diyor işte. Seni sordu geçen bana. Tesrledim biraz. Belki de o yüzden pek bakmıyor yüzüme. Olmaz bizden bence. Bilmiyorum. Olmasını isterim ama. Bizden olursa sevinirim, ama yarın öbür gün şehit olursam, yarım kalmasını, üzülmesini istemem. Ondan uzak durmaya çalışacağım." Derin bir nefes alıp gözünden düşen yaşı sildi.

"İrmik'e de bakıyorum. Getiremedim, Doğa'ya bıraktım. Onun da kedisi var. Sütlaç adı. Çok tatlı bir kedi görsen. Siyah beyaz tüyleri, minicik pembe burnu."

"Burdan kalkıp babamlara gideceğim. İlk kez yüzleşeceğim yıllar sonra. Senin mezarına geldiler mi hiç?"

Mezara sarılı hâlde sessizce ağladı. Bir süre öylece oturduktan sonra ayaklanıp mezar taşındakı cansız yüzünü öpüp kenara çekildi.

"Cennetteki üçüncü doğum günün kutlu olsun güzelim. Şehadete erip yanına gelebilmek dileği ile." Telefonunu çıkarıp tarihe baktı.

5 Kasım.

Mezarın üstündeki tatlıyı alarak son kez mezarın taşını öptü. Gözlerini hızlıca silerek derin bir nefes alıp mezarlıktan çıktı.

Taksi çevirip yıllar sonra ilk kez çocukluğunun geçtiği eve geldi. Tabii ona çocukluk denilirse. Kapıyı tıklatıp açılmasını beklerken etrafa baktı. Hiçbir şey değişmemişti. Bahçedeki salıncak ve kaydırak, çiçekler, meyve ağaçları. Bahçeye bakarken küçük Buse'siyle oynadığı oyunlar, geçirdiği eğlenceli vakitleri aklına geldi.

Kapının açılmasıyla genç, sarışın bir kadın çıktı. İnce ve kadınsı sesiyle, "Buyurun kime bakmıştınız?"

Şaşkınlıkla, "Burada siz mi oturuyorsunuz?" Dedi

"Evet, 3 yıl önce taşındık. Kime bakmıştınız?"

"Evin eski sahibinin oğluyum, yıllardır gelmiyordum, evin satıldığını bilmiyordum. Rahatsızlık verdiysem özür dilerim."

"Hamza Bozkır'ın mı?"

"Evet."

"Onlar yurt dışına taşındılar sanırım, tabii siz daha iyi bilirsiniz."

"Bilmiyordum, teşekkür ederim. Tekrardan rahatsız ettiysem özür dilerim." Kadın çapkınca gülümseyip alt dudağını ısırdı.

"O kadar yol gelmişsiniz belli, misafirim olun." Diyerek sırıttı.

"Yok sağ olun, yetişmem gereken bir yer var." Diyerek bahçeden çıkıp uzaklaştı. Telefonunun çalmasıyla aceleyle cebinden telefonu çıkarıp Doruk'un aramasını açtı. Taksi çevirerek hava alanına yola koyuldu.

"Efendim?"

"Neredesin?"

"Eve uğramıştım, satmışlar evi. Şimdi de taksideyim hava alanına gidiyorum, 2 saate orada olurum."

"Hamza Bozkır senin baban mı?"

"Evlatlıktan reddedilmeden önce evet."

Doruk tek nefese, "Batur baban terörist. Eve geri dönüp her yeri didik didik ara, bizde geliyoruz." Batur duyduğu gerçekler üzerine telefonunu düşürdü.

Bir anlık düşündü. Babası, teröris miydi? O yüzden mi hep asker olmak istediğini belirtince onu bodruma kapatıyordu? Babası gerçekten Vatanına ihanet etmiş miydi? Yapmış mıydı bunu?