2. bölüm · VATAN VE SEVDA YOLUNDA
2.
Satır arası yorum yapmayı ve yıldıza basmayı unutmayıın! İyi okumalarr.
🎀
"Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar. Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir."
Sen buraya geldin diye abin kızdı ama, iyi ki geldin, Biricik Sevdam.
Şimdiki zaman, Türkiye/Ankara.
Doğa Özyiğit.
"Toprak, tahmin et ne oldu!?" Heyecandan yerimde duramıyordum.
"Otobüsde birine âşık mı oldun?"
"Toprak atandım ne otobüsü!" Tüm gücümle cırladığımda çığlık attı, "Nereye atandın?"
"Silopi'ye! Abimin yanına!" Hem bağırıyor, hem de heyecandan yerimde zıplıyordum.
"Ee, Doruk abiye söyledin mi?" Sorusuyla yerimde kaldım, hareket edemedim.
"20 kere aramışımdır, açmadı. Toprak, ya başına bir şey geldiyse?"
"Güzelim, herhalde işi var. Yoksa Doruk abi aramalarına direkt döner."
"Toprak operasyondan yeni gelmişlerdi, niye açmıyor?"
"Ağlama bak, belki operasyon hakkında falan konuşuyorlar da açamamıştır?"
"Tamam dur ben bir kez daha arayayım dönerim sana." Toprak'ın konuşmasına izin vermeden telefonu yüzüne kapatıp tekrar abimi aradım.
Bir kaç dakikanın ardından telefon açıldığında rahat bir nefes verdim.
"Ne istiyorsun başımın belası, Albayın yanında 20 kez aranır mı?"
"Ya ben ne bileyim Albayın yanındasın sen. Hem sana çok güzel bir haberim var." Çok kelimesideki o harfini uzatarak.
"Neymiş o çok güzel haberin?" Aynı şekilde o da o harfini uzatınca güldüm.
"Kardeşin artık atanmış bir ingilizce öğretmeni abiciğim." Gururla kanuştuğumda o görmese bile saçımı savurdum.
"Çok sevindim güzelim, nereye atandın?"
"Geldiğimde görürsün, senin Silopi'de evin var değil mi? Öğretmen maaşıyla geçinmek zor olur da birde ev almayayım."
"Sanki kendi maaşınla geçineceksin, kartımı sömürüyorsun resmen." Bir kaç dakikanın ardından küçük bir aydınlanma yaşamış olsa gerek ki, bağırarak konuşmaya başladı, "Lan ne demek Silopi'ye atandım!"
"Evet Silopi'ye atandım."
"Doğa sınır burası, sınır! Okulların hepsi İrak sınırına yakın ne demek buraya atandım. Aklını mı kaybettin sen? Gelmiyorsun buraya, duydun mu beni?" Telefonu hoperlöre alıp masaya bırakarak dolabımı açtım.
"Çok geç, bavullarımı hazırlamaya başladım bile abi." Dolabın üstünden yeşil bavulumu alıp açarak yatağa bıraktım, dolabıma dönüp kiyafetlerimi katlayarak bavula yerleştirmeye başladım.
"Gelmiyorsun buraya, çıldırtma beni."
"Abi ben atandım diye az önce 2 rekat şükür namazı kıldım!" Cidden kılmıştım, atandığımı gördüğüm an namaz kiyafetime sarılmıştım.
"Çok güzel yapmışsın abiciğim, ama buraya gelmiyorsun. Aklım sende kalacak sonra." Üzgünüm abiciğim, geleceğim.
"Çok sıcak oluyor mu orası? Croplarımı alayım mı?"
"Çok soğuk oluyor burası, sweatshirt, eşofman falan al sadece."
"Mağara adamı, mağarana geri döner misin rica etsem?" Giymediğim kiyafetleri ayırıp ihtiyaç sahiplerine vereceğim için ayrı bir çanta yapmıştım.
"Ben de seni seviyorum güzelim. Gelme buraya delirtme beni!"
"Ee, sen niye oradasın? Sınır değil mi?"
"Senin mesleğinle benim mesleğim bir mi geri zekâlı!? Ben burada çocukları, insanları, en esası da Vatanımı koruyorum!"
"Çok güzel bende senin mesleğini seviyorum abiciğim, ama şunu da hatırlatayım; senin koruduğun çocuklara ben de eğitim vereceğim."
"Ya sabır! Ya sabır!"
"Cümleten abim. Müsaitsen gelip beni sen alsana, almayacaksan Toprak'la geleceğim." Dolabım komple bittiğinde makyaj masama yöneldim. Makyaj çantamı alıp en çok kullandıklarımı içine yerleştirdim.
"Belasın başıma bela! Gelirim ben izin alıp, gelme şu gıcık arkadaşınla."
"Ayol mağara adamını bile yola getirdim, aferin kız bana. Neyse kapatıyorum Toprak'ı arayacağım."
"Hadi hoşça kal." Telefonu kapatıp tekrar Toprak'ı aradım.
"N'oldu konuştun mu?"
"Konuştum, biraz kızdı Silopi'ye ama ikna ettim."
"Aferin kız sana." Bir süre Toprak'la konuşup odamı toparladım. Arama bittiğindeyse kendime bir kahve yapıp televizyonun önüne geçtim. Rastgele bir dizi açıp izlemeye başladım.
Telefonuma durmadan mesaj gelince, mesaj atan kişiyi dizi keygimi böldüğü için söverek telefonu elime aldım.
Abim; Kiyafetlerini, makyaj malzemelerini toparla çok fazla şey alma.
Abim; İzin aldım, yarın sabah timle Ankara'ya geliyoruz.
Abim; Sadece kendi, özel eşyalarını al.
Abim; Odanı hazırladım.
Abim; Seni de çok özledim.
Abim; Git yat zıbar şimdi.
Siz; O kadar mesajdan sonra git yat zıbar oldu mu abi?
Abim; Ona mı takıldın?
Siz; Evet.
Abim; Geri zekâlı.
Siz; Geri zekâlı olsaydım, SİLOPİ'YE öğretmen olarak atanmazdım.
Siz; Pardonnn, caps lock açık kalmışşş.
Abim; Doğa delirtme beni git yat zıbar.
Abim; Dediklerimi de unutma.
Abim; Yarım bir şey kalırsa biz gelince birlikte toparlarız.
Abim; Uyu şimdi.
Siz; Herşeye tamam, ama uyumicam.
Siz; Toprakla dışarı çıkacağız.
Abim; Delirtme beni, git yat uyu.
Siz; Ay tamam be!
Siz; Hadi iyi geceler abi.
Abim; İyi geceler güzelim.
