BÖLÜM 7

Yazar: Zeynep Mert

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: BÖLÜM 7

Mina, taksiden indikten sonra saatine baktı: 15.57.
‎"İyi... Geç kalmadım." Derin bir nefes aldı. Elindeki bej renkli, kabartmalı sert kabuklu valizin kulpunu biraz daha sıkı tuttu. Cadde beklediğinden daha hareketliydi. Kafelerin önündeki masalar doluydu. Kahve kokusu sıcak yaz havasına karışıyordu. Mavi Kafe'nin tabelasını görünce istemsizce yavaşladı.
‎"İşte burası." Cam kapının önünde birkaç saniye durdu. "Tamam Mina. Sadece valizini alıp çıkacaksın. Büyütülecek bir şey yok." Kendi söylediğine kendi inanmadı.
‎Derin bir nefes alıp içeri girdi. İlk anda gözleri masaları dolaştı. Sonra... Bir köşedeki masada oturan adamı görünce olduğu yerde kaldı.
‎Oydu. Bagaj bandında birkaç metre önünde bekleyen adam... Bu kez üzerinde siyah gömlek yerine açık renk, sade bir tişört vardı. Kolundaki saat yine aynıydı. Masanın üzerinde yarısı içilmiş bir kahve duruyordu. Sanki onu beklerken rahatça kahvesini içmeye başlamıştı. Mina istemsizce içinden geçirdi: "Demek gerçekten oymuş... Allah'ım... İnsan biraz daha az yakışıklı olur."
‎Sonra hemen hemen kendi kendine kızdı: "Kendine gel Mina. Valiz almaya geldin adam incelemeye değil."
‎Tam o sırada Aras başını kaldırdı. Göz göze geldiler. Aras onu hemen tanıdı. Ayağa kalktı. Hafifçe gülümsedi. Elini valizin kulbuna koydu. Mina da birkaç adım yaklaşarak masanın yanında durdu. Ağzından ilk çıkan cümle istemsizce oldu:
‎"Siz o havalimanındaki..."
‎Aras gülümsemesini biraz daha genişletti. "Demek beni izliyordunuz."
‎Mina'nın gözleri büyüdü. "Hayır! Yanlış anlaşılmasın. Önümdeydiniz ve görmemek mümkün değildi."
‎Aras başını hafifçe eğdi. "O zaman bunu iltifat olarak alıyorum."
‎Mina istemsizce güldü. "İsterseniz alın."
‎Aras, oturması için eliyle karşısındaki sandalyeyi işaret etti. "Buyurun oturalım."
‎Mina başını hafifçe salladı. "Olur." Valizi sandalyenin yanına bıraktı. Aras da diğer bej valizi masanın yanına çekti. İkisi de birkaç saniye sessiz kaldı. Garson yanlarına yaklaştı: "Hoş geldiniz. Bir şey alır mıydınız?"
‎Mina refleksle, "Bir latte alabilir miyim lütfen?" dedi.
‎Aras kısa bir tebessümle garsona döndü. "Bende bir tane daha filtre kahve alabilirim."
‎Garson siparişleri not edip uzaklaşınca kısa bir sessizlik daha oldu. İkisi de aynı anda konuşmaya başladı: "Ben... Şey..."
‎Sonra durup birbirlerine baktılar. Aras hafifçe güldü. "Önce siz."
‎Mina da gülümsedi. "Sanırım ikimiz de aynı şeyi söyleyecektktik." (Metindeki gibi)
‎Aras başını salladı. "Muhtemelen."
‎Mina valizlere baktı. "Hâlâ inanamıyorum. İnsan kendi valizini nasıl karıştırır ki?"
‎Aras omuz silkti. "İkisi de aynı renk, aynı model, aynı desen. Havalimanındaki görevli bile karıştırabilirdi."
‎Mina istemsizce güldü. "Doğru... Yine de ilk günümde başıma gelecek son şey buydu."
‎Aras kaşlarını kaldırdı. "İlk gün mü?"
‎"Evet. Bugün İstanbul'a taşındım."
‎Aras şaşkınlığını gizleyemedi. "Demek o yüzden..."
‎"O yüzden ne?"
‎"Valizin içinde evraklar, hemşire formaları... ve kahve kapsülleri vardı."
‎Mina şaşkınlıkla gözlerini büyüttü. "Kapsülleri gördünüz mü?"
‎Aras hemen başını salladı. "Görmüş bulundum. Valizi açınca en üsttekileri görünce yanlış olduğunu anladım. Sonrasına bakmadım."
‎Mina'nın omuzları fark edilmez şekilde gevşedi. "Teşekkür ederim."
‎Aras anlam veremeyerek sordu. "Neye?"
‎"Merak edip kurcalamadığınız için."
‎Aras bunu çok doğal bir şeymiş gibi söyledi. "Başkalarının eşyalarını karıştırmayı pek doğru bulmuyorum."
‎Mina birkaç saniye sessiz kaldı. İçinden istemsizce geçirdi: "Tamam... Beklediğimden daha efendi biri çıktı."
‎Tam o sırada garson kahveleri masaya bıraktı. İkisinin de fincanından ince ince kahve kokusu yükseliyordu. Mina fincanını eline alırken gülümsedi. "Sanırım bu tanışma hikâyesini yıllar sonra anlatsak kimse inanmaz."
‎Aras kahvesinden küçük bir yudum aldı. "Daha ilginçlerini duydum."
‎Mina merakla eğildi. "Gerçekten mi?"
‎Aras yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle cevap verdi. "Hayır. Sadece rahatlamanızı sağlamaya çalışıyordum."
‎Mina bir an durdu. Sonra kahkahasını tutamadı. "Demek esprileriniz gerçekten beğeniliyormuş."
‎Aras omuz silkti. "Size söylemiştim."
‎Mina gözlerini hafifçe devirdi. "Özgüveniniz biraz fazla değil mi?"
‎Aras hiç bozulmadı. "Aksini söyleyen olmadı."
‎Mina birkaç saniye ona baktı. "Allah Allah... Şuna bak her söylediğine hazır bir cevabı var."
‎Kahvesinden bir yudum aldı. "Oldukça rahatsınız."
‎Aras fincanını masaya bıraktı. "Şu an panik yapmam gereken bir durum var mı? Valizlerimizi bulduk ve ikimiz de sağ salimiz. Demek ki sorun çözülmüş."
‎Mina dudaklarını birbirine bastırdı. "İnsan biraz özür diler ama. Biraz mahcup olur. Ben olsam biraz daha telaşlanırdım."
‎Aras gülümseyerek sordu. "İşe yarar mıydı?"
‎Mina cevap veremedi. Aras omuz silkti. "O zaman gereksiz enerji harcamamış oldum."
‎Mina derin bir nefes aldı. "Tamam kesinlikle sinir bozucu. Hem de inanılmaz sinir bozucu."
‎Birkaç saniyenin ardından Mina ayağa kalktı. "Artık valizlerimizi değiştirebiliriz."
‎Aras da fincanını masaya bırakıp ayağa kalktı. "Bence de." İkisi yan yana duran bej renkli, kabartmalı sert kabuklu valizlerin kulplarına uzandı. Bir an durup birbirlerine baktılar. Sonra aynı anda valizleri değiştirdiler.
‎Aras gülümseyerek, "Bu arada... Dilerim yeni hayatınız valiziniz kadar karışık geçmez," dedi.
‎Mina valizinin kulpunu tuttu. Bir an durdu. Sonra aynı sakinlikle cevap verdi. "Umarım tanıştığım insanlar da esprileriniz kadar yorucu olmaz."
‎Aras birkaç saniye sustu. Sonra istemsizce güldü. "Demek ilk galibiyet sizin."
‎Mina omzunu silkti. "Yarıştığımızı bilmiyordum."
‎Valizini çekip kapıya doğru yürümeye başladı. İçinden tek bir cümle geçti: "İstanbul'daki ilk tanıştığım kişi... Ve şimdiden sinirimi bozmayı başardı."
‎Arkasından Aras'ın sesi duyuldu: "İyi şanslar."
‎Mina arkasını dönmeden elini hafifçe kaldırdı. "Teşekkür ederim."
‎Mina birkaç adım ilerledikten sonra istemsizce arkasına baktı. Aras hâlâ masanın yanında duruyordu. Hiçbir şey olmamış gibi kahvesini içiyordu. Mina gözlerini devirerek içinden geçirdi: "Gerçekten inanılmaz. İnsan biraz ciddiye alır. Beyefendi her şeyi şakaya vuruyor." Valizinin kulpunu biraz daha sıkı tuttu. "Bir de 'size söylemiştim' diyor..."
‎Kendi kendine söylenirken istemsizce güldü ve düşündü: "Gerçi... Esprileri fena değildi."
‎Hemen ardından kaşlarını çattı. "Hayır Mina. Ne yapıyorsun? Adamı daha beş dakika önce tanıdın. Bir de esprilerini değerlendirmeye başladın." Başını iki yana salladı. "Kesinlikle olmaz."
‎Telefonunu çıkarıp Üçlü Bela grubunu açtı:
‎Mina: "Valizimi aldım."
‎Mesajı gönderdiği anda cevap geldi:
‎Duru: "SONUNDAAAA"
‎Aslı: "Sorun çözüldü mü?"
‎Mina: "Çözüldü."
‎Duru: "Adam nasıl biri?"
‎Mina birkaç saniye ekrana baktı. Sonra yazdı:
‎Mina: "Sinir bozucu."
‎Duru: "OHA"
‎Aslı: "Neden?"
‎Mina: "Her şeyi şakaya vuruyor."
‎Duru: "Bence eğlenceli görünüyor."
‎Mina: "Sen görmedin tabii."
‎Aslı: "En azından valizini alabildin."
‎Mina: "Evet. Şimdi eve gidiyorum."
‎Telefonunu kapattı. Derin bir nefes aldı. "Bu kadar. Bir daha da görmem zaten."
‎Bunu söylerken nedense birkaç saniye önceki konuşmaları aklına geldi. Aras'ın gülüşü... Rahat tavrı... Ve o kendinden emin hali. Mina hemen düşüncelerini dağıttı. "Yok. Kesinlikle yok."
‎Aras, Mina'nın kafeden çıkışını birkaç saniye daha izledi. Sonra bakışlarını kahvesine çevirdi. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme vardı: "İlginç kız."
‎Kendisine söylenen son cümleyi hatırladı: "Umarım tanıştığım insanlar da esprileriniz kadar yorucu olmaz."
‎Aras hafifçe güldü. "Yorucu mu?" Başını iki yana salladı. "Biraz."
‎Ama bu kez gülümsemesi kaybolmadı. Mina'nın konuşurken kaşlarını çatışı... Sinirlendiğinde dudaklarını birbirine bastırması... Ve bütün o ciddi tavrının arasında bir anda gülmeye başlaması... Aras'ın aklında kalmıştı.
‎Telefonunu çıkarıp saate baktı; geç kalıyordu. Kahvesinden son bir yudum aldı ve ayağa kalktı. Ceketini düzeltirken eli iç cebine gitti ve bir an durdu. Mina'nın valizini açtığında gördüğü hastane belgeleri aklına geldi. Belgeleri valizin içinde bırakmak istememişti. Belki onunla tekrardan görüşebilme umuduyla onları dikkatlice kendi ceketinin içine, iç cebine yerleştirmişti.
‎Aras ceketinin düğmesini açıp belgeleri çıkardı. Dosyanın üzerinde hastanenin adı ve Mina'nın adı yazıyordu: Mina Aksoy. Birkaç saniye dosyaya baktı. "Hemşire hanım bizim hastanede işe başlıyor demek."
‎Dosyayı yeniden dikkatlice katlayıp ceketin iç cebine yerleştirdi. "İlk fırsatta bunu da vermem lazım." Ceketini düzeltti. Valizinin kulpunu çekti. Kafeden çıkarken son kez arkasına baktı. Mina çoktan gitmişti. Aras hafifçe gülümsedi. "Bir daha görüşeceğiz Hemşire hanım."
‎Mina'nın hayatına ait birkaç önemli belge hâlâ Aras'ın üzerindeydi. Valizler sahiplerine geri dönmüştü. Ama anlaşılan kader, Mina ile Aras'ın hikâyesini burada bitirmeye hiç niyetli değildi.
‎
‎~BİTTİ~
‎

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 5beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…