9. bölüm · TUTUKLU
Bölüm 9 – Kırık Saat 03:14
Kurşun sesi hâlâ Zeynep’in kulaklarında çınlıyordu.
Koştu… apartmanın merdivenlerinden indi.
Sokakta tek bir beden vardı… ama Deniz değildi.
Siyah giyimli, yüzü kapalı biri yerdeydi.
Yanına yaklaştığında göz göze geldiler.
Adam can çekişiyordu.
Zeynep titreyen sesiyle sordu:
> “Sen kimsin? Neden peşimizdesiniz?!”
Adam zorlukla fısıldadı:
> “Çünkü… siz… ‘Kırık Saat’in varislerisiniz…”
Ve sonra... sustu.
O an hayat Zeynep için tekrar bölündü.
Bir tarafta geçmiş, diğer tarafta Deniz.
Ama tam ortasında “Kırık Saat” adında gizemli bir sır vardı.
---
Deniz, o gece geri dönmedi.
Telefonları cevaplamıyordu.
Evde bıraktığı kol saati, 03:14’te durmuştu.
Zeynep onun ölmüş olabileceğini düşündü.
Ama bir iç sesi hâlâ yaşıyor olduğunu fısıldıyordu.
---
İstanbul’un yer altı dünyasında, “Kırık Saat” bir efsaneydi.
Sadece seçilmiş birkaç aileye ait olduğu söylenirdi.
Ve Zeynep'in ailesi… Lavanta,
Ve Deniz’in ailesi… Karaçay,
Bu iki ailenin kaderi bu saatle mühürlenmişti.
---
Zeynep kararını verdi.
Deniz’i bulmalıydı.
Ve bunun için ilk adım:
Kırık Saat’in sırrını çözmek.
---
Beyoğlu’nun en eski antikacısına gitti.
Deniz’in bıraktığı saati gösterdi.
Yaşlı antikacı gözlüğünü taktı, dikkatle baktı.
Sonra fısıltıyla:
> “Bu saat… zamanı değil, kaderi gösterir.
Ve bir kez durduysa… biri ölmüş demektir.
Ama kim olduğunu anlamak için
onun ‘çiftini’ bulmalısın…”
---
Zeynep’in gözleri doldu.
Demek ki… başka bir saat daha vardı.
Ve o saatin sahibi… ya Deniz’di, ya da… onu öldüren.
---
O gece, Zeynep evine dönmedi.
Sırtına çantasını aldı.
Beyoğlu’ndan Karaköy’e yürüdü.
Kalbinde bir tek cümle vardı:
> “Seni bulacağım Deniz. Ya zamanla… ya da kanla.”
