18. bölüm · TUTUKLU
Bölüm 18 – Aşkın Bedeli
Deniz hastaneden taburcu oldu.
Ama bu defa, vücudundaki yaralardan çok…
kalbindeki sırrın yükü daha ağırdı.
> “Zeynep... Sana anlatmam gerekenler var.”
“Sadece dinlemeni istiyorum. Sonra ne dersen, kabulüm.”
---
Gecenin yarısı. Boğaz kıyısındaki ev.
İstanbul susmuştu.
Ve Deniz, tüm sessizliğin ortasında geçmişi anlatıyordu:
> “Benim adım Deniz değil aslında. Gerçek kimliğimi yıllar önce gömdüm.
Ailem... çocukken öldürüldü.
O geceyi asla unutmam.
O gece, bir mafya hesaplaşmasının ortasında kaldık.
Ben ise sağ kurtulup... onların adamı olmak zorunda kaldım.
Kardeşim Barış’ı da kaybettim sanıyordum.
Ama o yaşıyordu. Ve şimdi o, düşmanımdı…”
Zeynep’in gözleri dolmuştu.
Ama sesi sakindi.
> “Neden bana söylemedin Deniz?”
“Çünkü… seni korumak istedim.
Seni bu karanlığa çekmek istemedim…
Ama ben karanlığa batarken, en parlak ışık sen oldun…”
---
Sabah olduğunda Zeynep sessizce evden çıktı.
Bir karar vermesi gerekiyordu.
Ya Deniz’in karanlık geçmişiyle yaşayacak…
Ya da o geçmişi geride bırakması için savaşacaktı.
---
3 gün sonra.
Deniz onu her yerde aradı.
Yoktu.
Kapısına gelen sadece tek bir zarftı:
> "Aşkın bedeli, korkakça kaçmak değil…
Sen geçmişinle barışırsan, ben de seninle kalırım.
Zeynep"
---
Deniz onu bulmak için annesinin mezarına gitti.
Çünkü Zeynep’in en çok saklandığı yer, onun yokluğunda dua ettiği yerdi.
Ve orada, Zeynep ellerini dua için kaldırmışken...
Arkasından gelen sıcak nefesle ürperdi.
> “Ben geçmişimle barışmaya geldim Zeynep…
Eğer kabul edersen, geleceği birlikte yazalım.”
Zeynep döndü.
Deniz’in gözlerine baktı.
Ve sadece bir cümle kurdu:
> “O zaman bu defterin ilk sayfası, şimdi başlasın...”
---
💥 Ancak o sırada... uzaklardan bir silah sesi yankılandı.
Boğaz’ın rüzgarı bir çığlık taşıdı.
Ve Deniz aniden Zeynep’i yere yatırdı.
> “Eğil! Sakın kalkma!”
Bir keskin nişancı hedef almıştı.
Ama kimin için?
Neden?
> “Aşkım… savaş yeni başlıyor.
Ama bu defa yalnız değilim.
Bu defa seni koruyacağım. Her şey pahasına…”
