6. bölüm · TUTUKLU
Bölüm 6 – Kalbin Bile Bildiğini Saklayamaz
Zeynep iki gün boyunca dışarı çıkmadı.
Telefonunu kapattı.
Deniz'den gelen mesajları okumadı.
Sokağın köşesindeki çiçek dükkanını da açmadı.
Çünkü o an, çiçeklere bile bakmak… yaşamak gibiydi.
Zor, acı ve sessiz.
Ama kafasında tek bir soru yankılanıyordu:
> “Annem neden ölmesi gereken biriydi?”
---
Deniz o sırada İstanbul Boğazı’na bakan eski bir taş konakta, masanın başında oturuyordu.
Gözleri önündeki fotoğraflarda.
Zeynep’in annesinin gençlik fotoğrafları…
Bir de yanındaki o adam: Hakkı Karaçay.
Zeynep’in ölmüş babası.
O dosyada bir detay vardı:
Hakkı, bir zamanlar Deniz’in ailesini öldüren grubun lideriydi.
Yani Zeynep’in annesi bir hedefti.
Ama aynı zamanda bir anneydi…
Ve Deniz, o gece onu öldürmedi.
Sadece gizledi.
---
Zeynep dışarı ilk kez akşamüstü çıktı.
Yağmur yağıyordu.
Gözyaşlarını kimse fark etmedi.
Yürüdü… yürüdü…
Ayakları onu bilmeden nereye götürüyordu?
Deniz’in mekanına.
Kapıya geldiğinde içeri girmedi.
Ama Deniz onun geldiğini hissetti.
Kapıya yaklaştı.
İki kişi.
İki geçmiş.
Bir kapı.
Ama arada hâlâ kapanmayan bir sır.
---
“Konuşmamız gerek,” dedi Zeynep.
Deniz başını eğdi.
“Ben hep senin yanında olmak istedim. Ama bazı gerçekleri anlatmak, seni benden koparacaktı.”
> “Zaten koptum Deniz.
Ama hâlâ buradayım.
Çünkü seni… affetmeye cesaretim var.”
---
Deniz duraksadı.
Zeynep’in gözlerinin içine baktı.
Orada kendisini gördü.
En çıplak hâliyle…
Kırılmış, ama hâlâ sevgi dolu biri.
> “Annen son nefesinde sadece senin adını söyledi Zeynep.
Seni korumamı istedi.
Benimle gel. Sana onunla ilgili gerçeğin son kısmını göstereceğim.”
---
Gece yarısı – terk edilmiş bir kilise
Deniz, Zeynep’i buraya getirdi.
Elleri titriyordu kızın.
Ama kararlıydı.
İçeri girdiler.
Eski, tozlu bir sandığı açtı Deniz.
İçinden bir kolye çıktı.
Zeynep hemen tanıdı.
Annesinin kolyesi.
İçinde bir USB vardı.
Ve bir video kaydı.
Annesi konuşuyordu…
> “Zeynep'im…
Eğer bu videoyu izliyorsan, artık yanına dönememişim demektir.
Ama bilmeni isterim, sana zarar gelmesin diye her şeyi feda ettim.
Deniz… beni kurtardı.”
Zeynep çöktü yere.
Sessizce ağladı.
Deniz yanında diz çöktü, ama sarılmadı.
Çünkü o, Zeynep’in ağlamaya hakkı olduğunu biliyordu.
---
Ve Zeynep o gece karar verdi:
> “Annem için…
Kendim için…
Ve senin için Deniz…
Bu hikâyenin ortasında kalacağım.
Ama ben artık bir çiçekçi değilim.
Ben artık bu savaşın içindeyim.”
---
🌙 Devam edecek…
