2. bölüm · TUTUKLU
Bölüm 2 – İsimsiz Geçmiş, Gülün Dikenleri
Zeynep o gün dükkânı erken kapattı. Elinde hâlâ parası ödenmemiş, dikenleri kalmış o kırmızı gülün görüntüsü vardı. Gül, bir anlam taşıyordu. Sıradan bir müşteri değildi o adam. Bakışları, Zeynep’in kalbinin en kuytusundaki huzuru yerinden etmişti.
Eve geldi. Penceresini açtı, şehrin karanlık siluetine daldı. İçinde bir sıkışma, bir merak… Ve tuhaf bir his: Korkuyla karışık bir çekim.
---
Aynı gece – Şehrin farklı bir köşesi…
Loş bir ofis. Camdan dışarı bakan uzun boylu bir adam.
Deniz.
Elinde tuttuğu gülün yaprakları, yavaş yavaş masa üstüne dökülüyordu. Her yaprakta bir anı vardı onun için.
Bugün çiçekçide gördüğü kız…
Zeynep.
Temizdi, sadeydi. Tehlikeden habersiz. Ve tam da bu yüzden tehlikeliydi onun için. Deniz, duyguların adamı değildi.
Çocukluğunda ailesini kaybetmiş, güç ve intikamla örülmüş bir hayat kurmuştu kendine.
Artık herkes ona "Deniz" demiyordu. O, gölgelerin içinde hüküm süren, zenginlik ve suçun iç içe geçtiği bir ismin sahibiydi.
Ama o sabah, Zeynep’in gözlerine baktığında…
Kendini, yıllar önceki hâliyle yakaladı.
---
Ertesi sabah
Zeynep dükkânına geldiğinde, masasında bir zarf buldu.
Üzerinde ne isim vardı, ne not.
Sadece içinden bir tomar para ve dikenleri alınmış, tek bir kırmızı gül çıktı.
Eli titredi.
Bir şeyler oluyordu.
Bir fırtına yaklaşıyordu.
Ve Zeynep, bu fırtınanın tam ortasına doğru çekiliyordu…
