15. bölüm / 23
Törenin GölgesiKan Bağının Ötesinde
Bölümler 23Şu an: Kan Bağının Ötesinde
- 1 Gölgedeki Sır458 kelime
- 2 Konağın Kapısı499 kelime
- 3 Konağın Sırrı384 kelime
- 4 Karanlıktaki Ses446 kelime
- 5 Kaçış513 kelime
- 6 Karanlığın İçindeki Ses419 kelime
- 7 Eski Yemin523 kelime
- 8 Gerçeğin İlk Parçası468 kelime
- 9 Törene Bir Gece Kala531 kelime
- 10 Babamın Sırrı458 kelime
- 11 Karanlıktaki Çığlık494 kelime
- 12 İhanetin Yüzü546 kelime
- 13 Uyuyan Miras558 kelime
- 14 Gerçek Aile519 kelime
- 15 Kan Bağının Ötesinde565 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Gölgedeki Sır1.214 kelime
- 17 Tören Gecesi666 kelime
- 18 Karanlığın İçinden578 kelime
- 19 Gölgenin Ardındaki Gerçek631 kelime
- 20 Eski Kapının Ardında613 kelime
- 21 Konağın Ağır Kapısı Hâlâ Açıktı475 kelime
- 22 İki Çocuğun Sırrı548 kelime
- 23 Geri Dönen Anne559 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tören odasının kapısı kapanınca içeride ağır bir sessizlik oluştu.
Genç kız hâlâ elindeki belgeye bakıyordu.
“Gerçek mirasçı: Eren.”
Başını kaldırıp Eren’e baktı.
— Bu doğru mu?
Eren’in yüzü bembeyazdı.
— Bilmiyorum.
Kadir alaycı bir şekilde güldü.
— Bilmiyorsun çünkü sana da yıllarca yalan söylediler.
Rüzgâr öfkeyle Kadir’in üzerine yürüdü.
— Yeter artık!
Devran Rüzgâr’ın önüne geçti.
— Dur. Önce ne olduğunu öğrenelim.
Kız titreyen bir sesle konuştu:
— Ben kimim?
Betül gözyaşlarını sildi.
— Kızım…
— Hayır anne. Bu kez bana gerçekleri söyle.
Betül uzun süre sustu.
Sonunda konuştu:
— Eren, Selim’in oğlu.
Eren başını eğdi.
— Evet.
— Ama senin doğum gecende büyük bir karışıklık yaşandı, — diye devam etti Betül. — İki çocuk vardı.
Genç kızın nefesi kesildi.
— İki çocuk mu?
Fatih başını salladı.
— Sen ve Eren.
Rüzgâr şaşkınlıkla:
— Peki hangimiz kimin çocuğu?
Kadir araya girdi.
— İşte bütün mesele bu.
Devran belgeyi eline aldı.
— Bu belgede oynama yapılmış olabilir.
Kadir gülümsedi.
— Olabilir.
Devran ona sertçe baktı.
— O zaman neden bunu bize gösteriyorsun?
Kadir’in yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Çünkü gerçek belgenin nerede olduğunu yalnızca ben biliyorum.
Kız bir adım attı.
— Nerede?
— Törenin kalbinde.
Aras hemen sordu:
— Eski taş odada mı?
Kadir başını salladı.
— Evet.
Fatih öfkeyle:
— Oraya kimse girmeyecek.
Kadir ona baktı.
— Çünkü orada geçmişinizin tamamı var.
Kız kararlı bir şekilde konuştu:
— Gideceğim.
Devran onun yanına geldi.
— Ben de.
Rüzgâr başını salladı.
— Ben de geliyorum.
Eren birkaç saniye düşündü.
— Ben de.
Selim ise sessizce onları izliyordu.
Kız ona döndü.
— Sen neden hiçbir şey söylemiyorsun?
Selim gözlerini kaldırdı.
— Çünkü artık oyunun benim kontrolümde olmadığını biliyorum.
Bu söz herkesi şaşırttı.
Kadir hemen Selim’e döndü.
— Ne demek istiyorsun?
Selim cevap vermedi.
Tam o sırada taş duvarın arkasından bir ses duyuldu.
Tak…
Tak…
Tak…
Duvar yavaşça iki yana açıldı.
Arkasında dar bir geçit ortaya çıktı.
Devran önden ilerledi.
— Hepimiz birlikte.
Geçidin sonunda küçük bir oda vardı.
Odanın ortasında büyük bir taş sandık duruyordu.
Kadir sandığı gösterdi.
— Gerçek burada.
Kız sandığa yaklaştı.
Ama kapağı açamıyordu.
Eren yanına geldi.
— Belki birlikte denemeliyiz.
İkisi aynı anda ellerini kapağın üzerine koydu.
Sandık bir anda açıldı.
İçinden eski bir defter çıktı.
Kız defteri açtı.
İlk sayfada şu yazıyordu:
“Bu defter, iki çocuğun gerçek kimliğini korumak için yazılmıştır.”
Devran nefesini tuttu.
Kız sayfayı çevirdi.
Bir sonraki satırda isimler vardı.
Çocuk 1: Eren.
Çocuk 2: …
İkinci ismin olduğu yer yırtılmıştı.
Kızın gözleri doldu.
— İsim neden yok?
Aras defteri dikkatle inceledi.
— Sayfa sonradan yırtılmış.
Rüzgâr yere baktı.
— Bunu kim yaptı?
Kimse cevap veremedi.
Tam o anda Eren yerde küçük bir kâğıt parçası gördü.
— Burada bir şey var.
Kâğıdı aldı.
Üzerinde yalnızca üç kelime yazıyordu:
“Kız gerçek mirasçı.”
Kızın gözleri büyüdü.
— Demek…
Devran gülümsedi.
— Gerçeği bulduk.
Ama Kadir başını iki yana salladı.
— Hayır.
Herkes ona baktı.
Kadir’in yüzünde ilk kez korku vardı.
— Daha başlamadık bile.
— Neden?
Kadir duvarın üzerindeki eski sembolü gösterdi.
— Çünkü gerçek mirasçı ortaya çıktığında törenin son kapısı açılır.
Taş duvarın üzerinde büyük bir çatlak oluştu.
Kapı yavaşça açılmaya başladı.
İçeriden soğuk bir rüzgâr esti.
Ve karanlığın içinden bir kadın sesi duyuldu:
— Sonunda geldin… kızım.
Genç kız donup kaldı.
— Bu ses…
Betül’ün yüzü bembeyaz oldu.
— Hayır…
Kız annesine döndü.
— Anne, ne oldu?
Betül fısıldadı:
— O ses…
Bir adım geri çekildi.
— Senin gerçek annenin sesi.
————————————————————————
Bölüm etkileşimi
