8. bölüm · Teoden- Yürek Çıkmazı
8. Bölüm
Eski bölümden kısa bir kesit;
Ben bunları düşünürken evin içinde gelen silah sesi ile hızlıca kapıyı açıp silah sesinin geldiği yere doğru Aras'la beraber koşmaya başladık.
Deniz’den;
Teoman ile Aras’ın yanından ayrılır ayrılmaz, Barış’la beraber hastaneden kısa süre içinde çıktık. Barış ne kadar korkak ve pısırık dursa da şu an için oldukça ciddi ve korkusuz görünüyordu.
Bir süre sonra Barış’ın kucağından inerek kendi kendime koşmaya başladım. Başımdaki yara çoktan geçmeye yüz tutmuştu, hastalıklı gibi davranmaları dan hoşlanmıyordum. Birkaç adım daha atmaya kalmadan önümüzde duran lüks arabanın içinden Teoman’ın babası çıkınca bedenim kas katı kesilmişti.
Bu adamla ne zaman karşılaşsam böyle olurdum, oldukça sinsi biri gibi hissettiriyordu. Özellikle Teoman’la yaşadığım olaydan sonra Akkaya’lardan oldukça nefret etmiştim.
Etmek içinde, etmemek içinde oldukça haklı sebeplerim vardı ama ne nefret etmeye gönlüm el veriyor, ne de nefret etmemeye gururum el veriyordu.
Barış, Hakan Akkaya’nın buraya gelmesine hiç şaşırmamıştı, hatta adam konuşmaya bakmadan, arka tarafın kapısını açıp arabanın içine oturmuştu. Onun bu tavrı ile kaşlarımı çattım. Hakan Akkaya, benim oturmadığımı fark edince bana baktı ve alışılmadık samimiyetiyle konuşmaya başladı.
“Otur kızım, olanları Barış söyledi. İnanması güç, eğer aynısını çevremdeki herkes söylemeseydi ve bende yaşamasaydım delirdiğini düşünürdüm. “ dediğinde sustum, tek bir laf etmeden arabanın içine oturdum.
Hakan Akkaya tepki vermediğini görünce ilk baş dondu kaldı, normalde herşeye laf söylerdim ama şu anda normal bir zamanda değildik. Teoman ve Aras’ın başı dertteydi ve bunun sorumlusu bendim.
Araba çalıştığında başımı pencereye yaslayıp yolu izlemeye başladım, o esnada aklıma sürekli olarak Teoman ile anılarım gelirken, kendimi zorlayıp Aras’la olan anılarımı hatırlamaya çalışıyordum. Teoman’ı affetmek mümkün değil, bir o kadar da Teoman’ı düşünmemekte öyle.
Akkaya'ların villasının önüne geldiğimiz zaman Barış’ı beklemeden kapımı açıp, dışarıya çıkarak beklemeyebaşladım. Tam o sırada Leyla, Sıla ve Ezgi ‘de evin önünde yürüyüş yapmaktaydı. Sıla beni gördüğü zaman sinirlendi, sinirini buradan görebiliyordum. Leyla’ya döndü ve konuşmaya başladı.
“Bu kızın burada ne işi var, neden getirtiniz onu buraya?" diye hesap sorduğunda Leyla ona ilk baş sertçe baktı ardından cevabını verdi.
“Birileri bir haltlar yiyip, başımıza bela açtığı için masumları korumamız gerekiyor Sıla, değil mi?" dediğinde kaşlarımı çattın. Ne demekti şimdi bu?
“Ne demek istiyorsun?" dediğimde bu sefer Ezgi konuşmaya başladı.
“Ben dayanamayacağım artık, bir hayat söz konusu sonuçta. İçeriye geç, hastaneden yeni çıktın." dediğinde onlara dik dik bakarak içeriye geçtim.
“Çığlık maskesini çalan Sıla’ymış, hatta seni o gün hastanede korkutan da o, Teoman ile seni görmüş kıskanmış ama sonrasında maskeyi ondan birisi çalarak daha kötü işler yapmaya başlayınca Sıla gelip Hakan amcadan yardım istedi." diye döküldüğünde kendimi tutamayıp, Sıla’nın saçından tuttuğum gibi tüm gücümle saçlarını çekmeye başladım.
Sıla çığlık atarak saçını kurtarmaya çalışıyordu benden, Ezgi ile Leyla tepki veremiyorlardı bile. Bir süre daha çektikten sonra Sıla’yı bıraktım. Saçını bıraktığımda avuç içimde dolu Sıla’nın kopan saçları vardı.
" Bu zavallının çığlık maskesini çaldırdığı ne belli.” dediğimde Leyla konuşmaya başlayacakken Sıla konuşmaya başladı.
" Yalan söyleyecek halim yok ya, beyinsiz.” dediğinde sırıttım.
" Çığlık kostümünü çalıyorsun, beni alt etmek için bir maske giriyorsun. Başarılı oluyorsun da birçok konuda ama bir bakmışız onu birden çaldırıp masum rolüne girerek burada saklanıyorsun. Kızım iğrenç bir yalakasın. "
dediğimde bu sefer o saçlarımı çekmeye çalışıyordu ki yan odada sıkılan silah sesi ile bakışlarımız kapıya doğru döndü.
Bugünlük bölüm bu kadar, unutmayın ki en büyük psikopatlar ve seri katiller. Dışlanıp, zorbalığa uğrayanlar ve sessiz sakin görünenlerdir.
