5. bölüm · Teoden- Yürek Çıkmazı
5. Bölüm
Eski bölümden kısa bir kesit;
En sonunda onu belinden tutarak destekledim. Bu sırada Aras doktoru çağırmıştı. Deniz odaya geri alındığında hâlâ uyuyordu, bu kızın anne ve babası yok muydu? Kızları bu haldeyken onlar neden yoktu?
Deniz’den;
Göz kapaklarımı vücudumun soğuktan titremesi ile yavaşça açtım.Yaklaşık 3 gündür bu hastane odasındaydım. Her kalkışımda tekrardan bayılıyor ya da fenalaşıyordum. Doktorlar bu konu hakkında pek birşey demiyordu ama anladığım kadarıyla onlarda bana ne olduğunu bilmiyorlardı.
Hastanede kaldığım günlerde sürekli olarak Teoman ve Aras’ı kavga ederken, Leyla ile Sıla’yı da laf dalaşına girerken görüyordum. Ezgi sadece üzgünce bana bakıyor, bazen ise farkında olmadan ağlıyordu. Normalde serumumun bitmesine az kala gelirdi hemşire ama bu sefer gelmemiş hatta serumum bitmesine rağmen hala odada bir tık yoktu.
Bu esnada serumu nasıl çıkaracağımı da öğrenmiştim, serumu kolumdan çıkarırken ister istemez yüzümü buruşturdum ve ayağımı hastanenin sert yatağından aşağıya doğru uzatarak, hastane terliklerimi giydim ve bu sefer yere oturdum.
Tekrardan düşmek istemiyordum bu yüzden de sürünerek gitme kararı almıştım. Bu aklıma yatmış hatta tekerli sandalyeyle bir nevi aynı gelmişti. Hastanenin sert ve soğuk zeminine kalçam değdiği vakit vücudumu tekrardan bir titreme sardı ve yavaşça sürünerek odanın kapısına doğru ilerledim.
İki elimi de ilerlemek için kullanıyordum, kapıyı büyük bir ustalıkla ayağımla açtım, kabul ediyorum hijyenik değildi ama ayağa kalkarsam yeri boylayacağım için şu anlık bunu düşünemezdim.
Kapıdan dışarıya çıktığım zaman bedenimi bu sefer oldukça sıcak bir hava sarınca kaşlarımı çatıp ofladım. Hastanenin kokusu yetmezmiş gibi şimdi de sıcak hava ile karşı karşıya olmak sinirimi bozmuştu. Biraz ilerledikten sonra, asansörlerin bulunduğu yere geldiğimde yanlış tarafa gittiğimi fark ettim ve bozuntuya vermemeye çalışarak geri dönüp sürünerek lavaboya doğru yol aldım.
Hastane koridori oldukça sessiz ve karanlık gözüküyordu. Sanki yıllarca buraya insan girmemiş gibiydi, oldukça ıssızdı. Yerde sürünmeyi bırakıp ayağa kalkacakken başımın üstünden uçan bir şeyle çığlık atmam bir oldu.
Herşeyi boşverip odama doğru ilerleme kararı alacakken bu seferde lavabonun bulunduğu koridorun lambası açılınca yutkunarak oraya baktım. Eğer bu bir oyunsa hiçte komik değildi, oyun değilse de hiçte iyi değildi.
Bir zekilik yapıp lavaboya doğru ilerlemeye başlayınca lavabonun bulunduğu koridorun ışığı geri kapandı, anında açılınca orada kanla kaplanmış birini görünce çığlığımı tutamadım ve bu sefer tutunmayı boşvererek hızlıca koşmaya başladım. Önümde ne var diye bakmaya zamanım olmadığı için kolumu duvara çarpmıştım ama umrumda olmamıştı. Kana bulanmış olan kişi çığlık atarak beni takip etmeye devam ediyordu. Korku filmini aratmayan bu yer ve bu olan şeyler oldukça sinirimi bozmuştu. Hızlıca odama doğru koştum ve kapıdan içeriye girer girmez kapıyı kapatıp, kilitledim. Telefonumu hemen yatağın üstünden kaptığım gibi önüme ilk gelen numarayı aradım.
Birkaç çağrıdan sonra telefon açılmıştı, karşıdaki kimdi ve ne diyordu anlamıyordum ama kurtarılmaya ihtiyacım vardı.
‘’YARDIM EDİN LÜTFEN-’’ daha cümlemi bitirmeden kapı ilk önce üç kere tıklanmış ardından da daha sert vurulmaya başlamışlardı kapıyı. Ağlamamı durduramıyordum, aynı zamanda da konuşamıyordum. Hareket edemiyordum, tekrardan sertçe kapıya vurduklarında bu sefer daha yüksek sesle çığlık attım ve daha şiddetli ağlamaya başladım.
5-10 dakika sonra sesler kesilmiş ve ışıklar geri gelmişti. Ağlayarak duvara yaslandım ve yavaşça yere doğru kaydım. Korkudan artık etrafıma bakamıyordum, kalbim oldukça hızlı atıyordu. Bir süre sonra tekrardan kapı tıklanmaya başladı.
‘’Deniz! Deniz geldim aç kapıyı!’’
Sesi anında tanımıştım, güçlükle ayağa tekrar kalkıp bu sefer kapıyı açmamla Teoman’a sarılarak ağlamam bir oldu. Korkudan sesim çıkmıyordu, çıksa bile bağırmaktan sesim kısılmıştı. Teoman’ın yanında Aras’ı görmemle bu sefer Teoman’ı bırakıp Aras’a sarıldım. Aras güç verircesine sırtımı okşadı.
Barış’ın sesini duyduğumda başımı yavaşça o tarafa doğru çevirdim.
‘’Deniz, ne oldu? Teoman bizi arayınca oldukça endişelendik.’’ diyince olanları eksiksiz anlatmaya başladım. Her seferinde şaşkınlıkları büyüyordu, ben cümlemi tamamladıktan sonra Teoman hariç hepsi gülmeye başlayınca onlara baktım.
Ben bunca şey yaşamışım ve bu bende etki yapmıştı, ne diye gülüyorlardı bunlar?
‘’Deniz, bence şu anda bizimle dalga geçiyorsun.’’ diyince Barış kaşlarımı çattım.
‘’Bence de Deniz, abartıyorsun. Burada niye böyle olaylar olsun bence hastanede kalmak sende kafa yaptı.’’ Aras böyle konuşunca bu sefer dişlerimi sıktım, aklıma kaçarken kolumu çarptığım gelince koluma baktım ama en ufak ağrı ya da yara yoktu.
Sinirlerime hakim olamadım çünkü hepsi bu şekilde düşünüyordu. Kendimi tutamadım ve bu sefer az önce olanlara olan öfkemi de onlardan çıkartmaya başladım.
‘’Ben mi saçmalıyorum? Şu anda saçmalayan sizlersiniz, dalga geçiyorsunuz resmen benimle, gördüm diyorum ya. Neden yaşamadığım bir şeyi size söyleyeyim? Ben sizin gözünüzde böyle biri miyim?’’ diye öfkeyle çıkışınca bu sefer kahkahayı sonlandırsalar bile gülüşleri bozulmadı.
O esnada yanıma birinin geldiğini hissettim, korku ile o yöne bakmamla Teoman’la yüz yüze gelmem bir oldu. Hemen geri çekildim, oda bu ani yakınlaşmaya şaşırmıştı. O da geri bir adım attıktan sonra konuşmaya başladı.
‘’Deniz’i yıllardır tanıyan birisi olarak söylüyorum, bu konularda yalan söylemez ve abartı olacak hiçbir şey eklemez. Birşey olmuş demek ki, artı olarak siz nasıl arkadaşsınız be? Kız korkudan bayılacak halde, yüzü kireç gibi olmuş siz gelip onunla dalga geçiyorsunuz.’’
Teoman’ın dediklerini duydukça şoka girmekten kendimi alamıyordum, Teoman beni savunmuştu, üstüne bir dakika aradaşlarına artistlik taslayan Teoman az önce Aras ve Barış’ı benimle dalga geçtikleri için mi azarlamıştı. Ona nasıl bakıyordum bilmiyorum ama göz göze geldiğimiz zaman o da bir kaşını havaya kaldırmıştı.
Peki sizce Deniz’i bu denli korkutan kişi kimdi? Ve amacı neydi?
