4. bölüm · Teoden- Yürek Çıkmazı

4. Bölüm

Riva Azur

Eski bölümden kısa bir kesit;

Cümlesini daha bitirmeden sertçe bir tokat geçirdim yüzüne, bugün yaşadıklarım asla kolay şeyler değildi, üstüne bugün o kadar sert tokatlar atmıştım ki yarına elim büyük ihtimalle morarırdı, özellikle de bu tokattan sonra.

Hiçbir şey demedim, hıncını ikisinden de çıkartmadım. Sadece son bir kez öfke ile Teoman’a bakıp orayı terk ettim.

Teoman’dan;

Sıla ile sevgili olduktan sonra öğrenmiştim o gün tacize uğradığını. O günden sonra zaten Deniz’de çok şey değişmişti. Eskisine göre daha tahammülsüz, sinirli olmuştu.

Yüzüme bile bakmıyordu çoğu zaman, baktığında da tiksiniyormuşçasına bakıyordu sanki ben onu başkasıyla aldatmışım gibi. Sıla ile sevgili olduğunuzu duyduğunda hiçbir tepki vermemişti, yalnızca iğrenç olduğumuzu söylemiş bana da bela okumuştu.

O günün ertesi sabahı zaten babamla olan kavgalarım daha da şiddetlenmiş ve bu ilerleyen zamanlarda da devam etmişti. Aras geldikten sonra eski neşesi bir anda geri gelmişti. Onu kendisinden bile korumaya çalışıyordu.

Aras gelince, kendime itiraf etmek istemesem bile oldukça onu kıskanmıştım. Her anlamda, babam bile ona iyi davranıyor, sanki öz çocuğu oymuş gibi davranıyordu. Bu benim sinirimi bozmaya bile yetiyordu.

Düşüncelerimin arasından Deniz’in uyanması ile ayrıldım. Deniz kızı oldukça yorgun ve bitkin görünüyordu. Ona uzun süredir ona olan sinirim bu halini görünce yerle bir olmuştu.

“T-Teoman."

Dedi halsizce bu bile başının ağrısına neden olmuştu ki, yüzünü buruşturup, elini alnına koymuştu. İster istemez yaklaştım yanına, dokunamadım ama. Her yerim kanlıydı, kirletemezdim onun üstünü kendi kanımla.

“Buradayım, buradayım deniz kızı."

Ben kendimi ondan sakınırken, o elini titreye titreye zorla elimin üstüne koymuştu. Bu bile acı çekmesini sağlamıştı. O acı çekip inleyince dişimi sıktım. Sinirli olduğum için değil, canımın yandığı için. Onun canı yandığı için benimde yanmıştı.

Normal zamanda yüzüme bile bakmayan kız şu anda ben zorlamadan elimi tutuyordu, kendisinde değildi. Çok yalnızdı, ve ben bunu yeni fark edebilmiştim. Buradayım dediğim zaman rahatlamışçasına derin nefes aldığını bile yeni anlamıştım.

Onu çok özlemiştim, her konu da ama görüyordum ki o Aras’a aşıktı. Hastane odasının kapısını gürültülü bir şekilde açılınca küfredip geriye doğru çekildim. Gelenler Leyla, Ezgi, Sıla, Barış ve sallama çay Aras’tı.

Sıla öfke ve kıskançlıkla bize bakarken bozuntuya vermeyip gözlerimi Aras’a diktim. Aras'a aynı öfke ile bana bakıyordu. Elini boynuna koydu və bana gözleri ile dışarıyı gösterdi.

Sinirle gülümsedim ve seri adımlarla dışarıya çıktım, Aras önümdeydi. Dışarı çıkar çıkmaz Leyla ve Barış yanımıza gelmişti. Onlara bir kere bile bakmadan yumruğumu sıktım. Deniz'in bu halde olmasında benimde payım olduğu için üç, dört yumruğa karşılık vermeyecektim.

“Deniz’e ne yaptın?" dedi sertçe.

“Azarlıyordu beni, sonra ayağı takılarak havuza düştü başını da havuz kenarına çarptı." dedim umursamıyormuş gibi görünmeye çalışarak.

“Doğruyu söyle, ne yaptın lan kıza?" diyerek yüzüme yumruğu indirdiğinde yere kapaklandım.

“Beni azarlıyordu, ayağı takılarak havuza düştü ve başı havuzun kenarına çarptı." diye tekrar dediğim zaman tekrardan bir yurmuk attı ve bu sefer yakamdan tuttu.

“Uzak dur lan artık bizden, ne zarar herifsin! Sevdiklerine yaklaşma, onlardan uzak dur." yumruğu tekrardan suratıma indirdiğinde bu sefer tekmeyi savurdum ona ve yere düşürdüm.

“Deniz'den asla uzak durmayacağı-" diyecekler kapının önünde güçlükle dengesini sağlamaya çalışan Deniz’i görmemle Aras’ı bırakıp, Deniz’in yanına gelmem bir oldu. Bayılacak gibi duruyordu, birşeyler sayıklıyordu ama anlamıyordum.

En sonunda onu belinden tutarak destekledim. Bu sırada Aras doktoru çağırmıştı. Deniz odaya geri alındığında hâlâ uyuyordu, bu kızın anne ve babası yok muydu? Kızları bu haldeyken onlar neden yoktu?