15. bölüm · Teoden- Yürek Çıkmazı
15. Bölüm
Eski bölümden kısa bir kesit;
“TEOMAN NE OLUR GÖZÜNÜ AÇ, NE OLUR BANA GERİ DÖN, TEOMAN!" dediğim zaman bu sefer ince kollar beni sararak kendine çekti.
“TEOMAN!" diye bağırıp yere çöktüğüm zaman Leyla başımı çoktan omzuna yaslamıştı.
Sonrası büyük bir karanlıktı.
Deniz’den
Teoman’ın ölümünden sonra hayatta olduğumdan da fazla karamsar bakmaya başladım. Oldukça agresif, bir o kadar sinirliydim. İnsanlara tahammülüm kalmamıştı. Hatta annemde benim bu halime karşı hiçbir şey yapamıyordu, çünkü yaptıkları artık o kadar da canımı yakmıyordu.
Evden dışarıya düzgün çıkmıyordum, her yer bana onu hatırlatıyor ve bu yüzden kriz geçiriyordum. Özellikle de son zamanlarda sürekli olarak bir yerde Teoman’a benzeyen birini görüyordum, Teoman diye seslenip peşinden gittiğim zamanda da yok oluyordu.
Bugünümünde o günlerden farksız olmadığını bilmeden annemin ve Aras’ın ısrarı ile evden dışarıya çıktım. Bugün Leyla, Barış, Aras ve ben sahilde piknik yapacaktık.
Çantama annemin Leyla başta olmak üzere Aras, Barış ve benim için yaptığı börekleri ve kekleri koyarak ağzını kapadım ve çantayı tek koluma atarak kapıdan dışarıya çıkmak için ilerlemeye başladım.
Bir süre sonra karşımda tanıdık ayakkabılar olunca kaşlarımı çattım, psikolojim net bozulmuştu. Derin bir nefes alıp gözlerimi sıkıca kapatarak arkamı döndüğümde biri “Teoman" diye bağırınca yutkunup döndüm.
Az önce kendi kendime olmadığını düşündüğüm kişiye birisi Teoman diye bağırıyordu. Kesik bir nefes alıp hızlı adımlar atarak, umut dolu bakışlarımı o çocuğu çevirdim. Çevirmemle göz göze gelmemiz bir oldu. Teoman o değildi. Benim Teoman’ım değildi, hava kararmaya yüz tutmuştu, üstelik yağmurda yağmaya başlamıştı.
Etrafta kimse kalmayıncaya kadar bekledim, bekledikçe de içimde çığ gibi büyüyen o ağlama hissi nefesimi kesti. Kimsenin olmadığını anlayınca çığlık atarak yere çöküp ağlamaya başladım.
Kabullenemiyordum, kabullenmek istemiyordum. Sadece onu istiyordum.
“TEOMAN!" diye kendimi tutamayıp bağırdığım zaman ses tellerim acımıştı. Titreyen ellerimle Teoman öldükten sonra her zaman yaptığım şeyi yaptım.
Bana attığı ses kayıtlarını ve mesajları açarak bir yandan ses kayıtlarını dinlemeye, diğer yandan da mesajları tekrar tekrar okumaya başladım.
— 4 saat sonra —-
Aras’tan
Hiçbir yerde Deniz’i bulamıyorduk, evine, evinin çevresine gitmiştik ama hiçbir yerde bulamamıştık. En son sahile gidip onu ararken yerde birinin uzandığını gördüm.
Hızlı adımlarla ona doğru ilerleyip, yaklaşınca bu kişinin Deniz olduğunu anladım. Sandığından da kötüydü, kendini çok yıpratıyor, gündüzleyin susup, geceleyin içi çıkana kadar ağlıyordu.
Arada bir de Teoman’ı gördüğünü söylüyordu, buna ne kadar inandırılmasakta o iyi hissetsin diye susuyorduk.
“Deniz.." ismini söyleyerek yanına oturdum, it oğlu herif eğer burada olsaydı Deniz’i eğlendirecek birşeyler bulurdu. Onun bu halini görünce aklıma Demir geldi. Demir de, Deniz gibi istemediği konular olunca, canı yandığında kendini bu derece harap ederdi. Kim bilir, şimdi neredeydi?
Deniz ona seslendiğimi duymamış olacak ki yanına oturduğum zaman korku ile yerindən sıçradı. Benim olduğumu anlasın diye hem onunla konuşmaya başladım, hemde onu oturur pozisyona getirdim.
" Deniz, gene mi gördün Teoman’ı?” dediğim zaman bana baktı.
" Teoman değildi o.. Teoman öldü Aras..sadece ben kabullenmek istemiyorum. Annemin söylediği gibi sanırım deliriyorum, her yerde onu görüyor, her yerde onu duyuyor gibiyim.” dediğinde sessizce küfrettim ve ağzımdaki baklayı artık Deniz daha fazla harap olmadan çıkardım.
" Evet, onların hiçbiri Teoman değil. Aslında Teoman hiçbir zaman olmadı. Teoman Akkaya daha 6-7 yaşlarındayken boğularak öldü. " dediğim zaman kaşlarını çattı, anlamamıştı beni.
“N-ne demek 6-7 yaşlarındayken öld-" sözünü kesen şey, bu zamana kadar Teoman Akkaya olarak kalıp, gerçekliğini unutturan kardeşim Demir Öztürk’ün konuşmasıydı.
“Evet Deniz kızı, Teoman Akkaya yıllar önce öldü, Akkaya ailesi de bu durumu kaldıramayıp benim ailemi öldürdü, abimden kopardı. Ben Demir Öztürk. " diyince Deniz şokla Demir’e bakıyordu.
Halisinasyon olduğunu düşünmüş olmalıydı ki saçlarını çekerek bu sefer telefonunu eline aldı ve 112’yi aradı. Aradığını fark eder etmez hemen Demir elinden telefonu kaparak, aramayı sonlandırdı.
" Üzgünüm Deniz kızı, bizim intikam planımızın en büyük yemi sendin. Seni asla sevmedim sadece Akkaya ailesinden kurtulmak için seni kullandım. “ dediğinde, Deniz her an bayılabilecekmiş gibi duruyordu.
En sonunda Demir cebinden silahı çıkarıp Deniz’e doğru doğrulttuğunda, şaşkınlıkla ağzım açık kaldı, bu mal ne bok yiyordu? Ben daha ne olduğunu çözemeden Demir silahı sıkmış ve Deniz yere düşmüştü.
Yeni bölüm bugün saat 18:30'da sizlerle.
