6. bölüm · Teoden- Yürek Çıkmazı
6. Bölüm
Eski bölümden kısa bir kesit;
Teoman’ın dediklerini duydukça şoka girmekten kendimi alamıyordum, Teoman beni savunmuştu, üstüne bir dakika aradaşlarına artistlik taslayan Teoman az önce Aras ve Barış’ı benimle dalga geçtikleri için mi azarlamıştı. Ona nasıl bakıyordum bilmiyorum ama göz göze geldiğimiz zaman o da bir kaşını havaya kaldırmıştı.
Yazar’dan;
Aras ve Barış, Teoman’ın dediklerinden sonra susmuşlardı ama hâlâ, Deniz’in abarttığını bu hastaneden çıkmak için böyle söylediğini düşünüyorlardı. Biraz zaman geçtikten sonra, Deniz’in artık dinlenme saati gelmişti. Aras, Deniz’in yorulduğunu anlayınca onun sırtına elini koymuştu.
Genç kız artık hiçbir şeyden umutlanmak, hiç kimseden sevgi ve güven istemiyordu. Aras’ın elini sırtından çekerek sessizce odasına geri dönmek için kapıyı açmaya çalıştı, bir türlü kapı açılmayınca kaşlarını daha çok çatıp bu sefer daha sert kapı kolunu çevirdi.
Aras, Barış, Teoman kapının açılmadığını fark etmişti. Teoman nazikçe Deniz’in bileğinden tutup onu arkasına doğru çekti ve kapıyı bu sefer o açmaya başladı. Bu 5-10 dakika boyunca böyle geçti, Teoman bu sefer sertçe kapıya tekme indirdiği zaman, Barış’ta Deniz’in yanına geçti.
Deniz onun ilk aşkıydı ve uzun zamandır platonik takılıyordu, Teoman ile aralarında birşey olduğunu hissediyor ama hiçbir tepki veremiyordu. Çünkü hak ettiğini düşünüyor ve onu koruyamacağını düşünüyordu.
Barış korkmaya başlayınca boğazını temizledi ve Aras’tan tarafa baktı.
“Acaba gerçekten doğruyu söylüyor olabilir mi? Bence buraya polisle beraber gelelim, şimdi eve dönelim." dediğinde Teoman sinirle güldü.
“ Az önce kıza abartma diyordun bıdık, şimdi ne oldu? Korktun mu yoksa sen?" Barış, Teoman'ın lafından sonra sustu, bu sefer devreye Aras girdi.
“Teoman açamayacaksan kapıyı şekilde ben deneyeyim.” dediğinde Teoman geri çekildi, Aras dediği için değil, Deniz iyi görünmüyordu. Onun yanına geçti ve bu sefer sırtına dokundu.
O sırada Aras kapının kırılması için sertçe tekme atıyordu. İlk Teomandan, sonra Aras’tan darbe yiyen kapı daha fazla dayanamadı ve aniden açılıp duvara çarptı. O sırada gördükleri şeyle Teoman, Denizi sırtına aldı ve Barış ile Aras’la beraber koşmaya başladı.
Duvarda kanlarla buradan defolup gidin, bir can herkese bedel yazıları yazılmıştı. Bir süre koştuktan sonra en sonunda hastanenin çıkış kapısına yöneldiler ve kapıyı açmaya çalıştılar.
Bu sefer de bu kapı açılmamış, üstüne aldığı her darbede çığlık sesi yükseliyor, zincir sesleri geliyordu. Artık herkes Deniz’in doğruyu söylediğine inanıyordu - inanmaktanda başka şansları yoktu- kapı açılmamaya devam ederken birden ışıklar söndü, bu sefer Teoman sırtından Deniz’i yavaştan indirerek kucağına aldı.
Lambalar tekrar yanında bu sefer tam karşılarında maskeli biri duruyordu.
Deniz'den;
Karşımızda duran maskeli kişi bir yerden tanıdık geliyordu. Maskesi beyaz, ağzı ise o şeklinde açıktı.
“Çığlık."
Ta kendisiydi, korku ile elimi Teoman'ın göğsüne koydum. Teoman korkumu hissedercesine daha korumacı sardı bedenimi ya da ben öyle hissettim.
Çığlık tekrardan koşmadan önce Teoman beni Barış’a verdi.
" Canım pahasına koru onu Barış.” dediğinde kalbimin hızlıca çarptığını aynı zamanda da sıkıştığını hissettim.
Barış hiçbir şey demeden beni sıkıca tutup koşmaya başladı. Arkadan Teoman ve Aras’a bakıp ağlamaya tekrardan başlayınca Teoman’ın bakışları bana çevrildi ve eski zamanlarda ki gibi bana gülümseyince başımı eğdim ve Barış koşmaya devam ettikçe onlar kayboluyordu.
Teoman’dan;
Deniz’i, Barış’la beraber yolladıktan sonra Aras’la beraber aynı anda Çığlık kostümü giyen soytarıya saldırmaya başladık. 5-10 dakika boyunca yumruk, tekme yediğinde ayağa kalkacak hali kalmamıştı. O sırada maskenin hemen altında sarkan zinciri görmemle maskeyi hızlıca tutup fırlattığım gibi karşımdaki surata kum torbası gibi sertçe yumruğu geçirmem bir oldu.
Bu bölüm biraz az oldu kusura bakmayın.
