11.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Elyndra 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 11.BÖLÜM

Bölüm şarkıları:
Sakiler- Canıma Minnet
Yalın- Keşke
Blok3- Kırgınım
Ersay Üner- Selam
Emir Can İğrek- Can Dostum
(Bölümdeki şarkıların hepsi kardeşliğe ve dostluğa ithafendir.)

İyi okumalar dilerim cnmlarrr 🤍💗 Beğenip yorum yapmayı unutmayın. Bölüm sonunda görüşelim.

-

2 Ay Sonra

🔊CRUSH- CRUSH!

Gökceealtn:Birazda dumpss 😝 Aktifligim cürümüss ya

1125 Beğeni, 50 Yorum
Altytlz, İlayakkoc ve diğer kişiler beğendi

Geceyıldzz: PARLIYOSUNN ASKIMM 💗
↪️1 Yanıt
Gökceealtn: BEBEGİMM🤍

İlayakkoc: Araya bi imposter(ben) kacmıs sanki hojamm bu gözler neler görüyoo

↪️1 Yanıt
Gökceealtn: Bacıparatorum olmazsa olmazdı Gecoşuda koyucaktım ama ifşası yoktu mlsf😌

İlayakkoc: Yaa sımardımm 😝

Minemutluss: Ben niye yokum hep üçlü fotoğraflar koymuşsun

↪️ 5 yanıt

User0272: Onun gücü ne💜

İnstagramkullanıcısı: Her şeyi biliyoruz

★: Bilmem neden acaba

𝓻' 🐆: Müslüman rolünü o kadar iyi oynadım kii

User8056: Manipülasyon ustası varos

Minemutluss: Ne diyosunuz be siz aptallar

Yagmussumwq8: OHAAA ABLA TAS GİBİSİN🔥💗

Yorum beğenildi ❤

Miraygamze: HOCAM BU KIZ HOCAM BU KIZ🌸
Yorum beğenildi

Eliffsiwaltanq: Selam tanışalım mı niyetim kötü

Yorum beğenildi ❤

Ecealtnyılmazcelik: OFFF KİMİN KARDESİİİ🔥🔥
↪️ 1 Yanıt
Gökceealtn: Bilmiyorum ama senin olmadığım kesin

Ecealtnyılmazcelik: Gerizekalı

Gökceealtn: Abla silsene bi gören olcak

Ecealtnyılmazcelik: Salaksın

-

Diğer geriye kalan yorumları da okuduktan sonra İnstagram'dan çıkıp telefonu kapattım ama hâlâ elimde tutuyordum. Nedense her an mesaj gelecekmiş gibi bir his vardı içimde. Yaklaşık beş dakika kadar bekledim ancak bir tık sesi bile yoktu. Daha fazla bekleyecektim ki annemin sesini duymamla otomatik olarak ayağa kalktım. "Gökçe!" diye seslendiğinde hızla odadan çıkıp salona doğru koştum. "Efendim anne?" dedim salona girdiğimde.

Bacaklarına uzatarak yere oturmuş, bezelye ayıklarken televizyondan dizisinin tekrarını izliyordu. Benim gelmemle başını kaldırıp bana baktı. "Kızım, ocakta yemek vardı. Pişmiştir, altını kapatsana sana zahmet," Beni böyle bir şey için çağırdığı için bıkkınlıkla nefes verdim, omuzlarım düştü. Salondan çıkıp mutfağa girdiğimde ocağın önüne geldim. Ne olur ne olmaz, "Bismillah..." dedikten sonra ocaktaki yemeğin altını kapattım ve buzdolabını açtım. Aç köpek olduğum için dolapta bir şey yoktu şu an. Meyve de yiyesim yoktu.

Dudak büzerek dolabın kapağını kapattım ve mutfaktan çıkıp odama doğru ilerledim tekrar. Rutin halimden o kadar çok sıkılmıştım ki... Yapacak hiçbir aktivite yoktu.

Bu iki haftadır sıradan geçen günlerimi güzelleştiren tek şey, tek kişi Altay'dı. Onunla olan karşılaşmamız son derece tuhaf olsa da, sonradan normal bir şekilde temiz bir başlangıç yapmıştık. İki aydır görüşüyorduk, birbirimizi tanıtıp hayatımızı anlatıyorduk ama aramızdaki sıfat, yani ne olduğumuz hâlâ belirsizdi. Bazen flörtöz, bazen de arkadaşça sohbetler ediyorduk. Ama her ne olursa olsun yine beraberdik, bu bana yetiyordu.

Bana hayatını ilk anlattığında kalbim adeta cız etmişti. Kendisi bir yetimhanede büyümüştü. Yani ne annesi vardı, ne de babası... Arkadaşlarıyla birlikte lüks ve ihtişamlı bir evde kalıyordu. Bunun için, onun adına çok sevindiğimi söylemiş ama tam anlamıyla pişman olmuştum.

Çok tehlikeli bir adama çalışıyorlarmış. Söylediklerine göre on sekiz yaşlarındayken kandırılmışlar ve çok uzun yılların olduğu bir sözleşmeye imza atmışlar. Yaşadıkları o zorlu hayattan sonra o adamın, onlara verecekleri hayat, cennet gibi gelmiş. Ve gözünü kırpmadan imzalamışlar. Şimdi de bunun cefasını çekiyorlardı işte.

Ona mafya demek istemiyordum, zaten kendisi de böyle bir sıfatla hayatında olmamı istememişti.

Onunla gün geçtikçe birbirimizi tanıyor, olası önyargılarımızı kırıyorduk. Ve en önemlisi aramızda olan, açıklamaktan korktuğumuz bilinmezlikleri birbirimize söylemiştik. Kısa sürede inişli çıkışlı bir şekilde hayatıma girmişti ama en sevdiğim kişiler listesinde en üstlerdeydi. Bizden ne olur, hayatımda ne olarak kalırdı, bilmiyorum ama gitmesini istemiyordum. Hayatımın merkezlerinde bir yere katmak isterdim onu.

Gördüğümde kalbimin hızlandıran, midemde kelebeklerin uçuşmasını sağlayan bir kişiye dost gözüyle bakamazdım sanırım. Belki biraz olsun dener ama başaramazdım. İlk görüşte aşk denen şey de tuhaf geliyordu. Şu an değişik bir durumun içerisinde hissediyordum yani. Neden böyle olmuştu, bir fikrim yoktu.

Aslında bu sıralar, Altay'ın da benim de ayrı ayrı önemli meselelerimiz vardı. İlay'la sahilde buluştuğumuz o günden sonra arkadaş grubumuz epey sarsılmıştı.

Renkli çiçeklerin dopdolu olduğu bir bahçeden, ıssız bir çöle geçmiştik sanki. Güneş tepemize tepemize vuruyor, tenimiz yanarken gitmek veya kaçmak yerine o güneşin altında yanmaya devam ediyorduk. Kızlarla aramızda köklü, derin bir bağ vardı. Ne yaşanmışlıkları silebiliyorduk ne de şimdiki olanları. Mine, göz göre göre her şeyi mahvetmişti.

Bir kişinin yaptığı bir hata, dört kişinin dostluğuna mani olmuştu.

Mine bizde kapanması, telafisi zor bir hata açmıştı.

***

Altay Talaz

Yaptığımız işlerin verdiği ağırlıktan nefes alma ihtiyacı hissederek Uraz'la birlikte biraz hava almaya, dışarı çıkmıştık. Kendisi hemen sol tarafımdaydı. Yavaş adımlarla uzunca sahilde dolaşırken bir yandan da sohbet ediyorduk. Bu, gerçekten uzun zaman sonra üzerimizden büyük bir yükün kalkmasını sağlamıştı. Sekiz yıldır gökyüzü molasına çıkmış, hapishane mahkumları gibiydik. Yaşadığımız hayat cehennemden farksızdı. Dıştan bakıldığında özgürdük ama içimizdeki demir parmaklıkları bir türlü aşamazdık.

Bizler yetimhanede büyümüş çocuklardık. Yokluk içinde, öksüz ve yetim bi şekilde hayatta kalmaya çalışmıştık bunca yıl boyunca. Yatacağımız yatağımız, yiyecek yemeğimiz çok şükür vardı ama sevgi yoktu. Uyurken bize masal okuyan bir babamız, okula giderken yanağımızdan öpen bir annemiz yoktu. İşte bazen bütün mesele buydu: sevgi. Sevginin, merhametin olmadığı bir yer lüks olsa ne yazar, geniş ve büyük olsa ne yazardı.

Beş parasız, Allah'a emanet bir şekilde gelmiştik on sekiz yaşımıza. Reşit bir yaşta olabilirdik ama akıllarımızın çelinmesi de çok olası bir ihtimaldi ve o ihtimal gerçekleşti de. Bir gün, bir balık gibi kancaya takıldık. Balıkçı bizi çekip aldığı gibi hiç düşünmeden kovaya fırlattı, sonra da eve götürüp tavada kızarttı. Kancaya takılan balık, oltanık ucundaki yemi, bir ödül olarak görüyordu belki de. Kim bilebilirdi ki, o yemin katili olacağını...

Öyle yani. Kurtuluş sandığımız hayatında esaretini yaşıyor, cefasını çekiyorduk şimdi. Yaşadığımız bu mahkumiyetten kurtulamıyorduk belki de ama en azından tutunacak bir umut dalı bulabilirdik.

"Çok iyi olurdu, değil mi? Altay, lan sen beni duyuyor musun? Yarım saattir boşuna mı konuştum ben?"

Dalgınlıktan sıyrıldığımda Uraz'ın gözlerimin önünde sallanan elini görünce başımı hafifçe geriye attım. Biraz daha sallasa gözüme sokacaktı elini. Göz ucuyla ona baktığımda, "Dinledim ben seni," diye uydurdum bir şeyler. On şey söylediyse, önünü bile dinlememiştim ama her neyse.

Uraz inanmayarak, "Yav he he..." diyecek olmuştu ki adımları birden durdu. Ellerini cebinden çektiğinde dudakları aralandı. Önümüzdeki bir yere odaklanır gibi baktığında, bende onunla birlikte baktım. Hemen önümüzdeki bir bankta, kahverengi saçlı bir kız vardı ve ağlıyordu. Uraz meraklanarak kızın yanına gittiğinde hafif bir mesafeyle kızın önünde durdu. "Hanım efendi, iyi misiniz?" diye sordu yumuşak bir sesle.

Kız başını kaldırıp Uraz'a baktığında yanında birini beklemiyor olmalı ki hafifçe irkildi, daha sonra gözündeki yaşları silerek bakışlarını kaçırdı. "İyiyim," dedi geçiştirirmiş gibi. Uraz'la aynı renk olan ela gözleri ağlamaktan şişmiş ve kızarmıştı. Saçları da biraz dağılmıştı. Kafasını eğip sessizce burnunu çektiğinde gitmek ister gibi ayağa kalktı. Ellerini gri hırkasının ceplerine koyduktan sonra gitmek için bir adım atmıştı ki Uraz kolunu tuttu. Ben ise dizisinin yeni bölümü gelmiş, merakla onu izleyen insanlar gibi onlara bakıyordum.

Uraz eliyle bir dakika işareti yapıp cebinden temiz bir mendil çıkardı. Daha sonrasında hafif çekingen bir şekilde ama hiç düşünmeden kıza uzattı. Kızın bakışları Uraz'ın yüzü ve mendil arasında gittiğinde hafif tereddüt etmişti. Birkaç saniye boyunca Uraz'ın gözlerinin içine baktıktan sonra tam mendili alacaktı ki başını kaldırdığında beni gördü. "Ay!" diye kısık bir sesle çığlık atıp irkilerek geri çekildi. "Altay Bey, siz burda mıydınız ya..." İsmimi nerden bildiğini sorgulamak yerine gözlerimi kısarak yüzüne baktım. Bu sima bir yerden tanıdık geliyordu, hem de çok fazla.

Kız, bakışlarımın anlamını çakmış olmalı ki, "İlay ben," dediğinde jeton nihayetinde düşmüştü. Gökçe'nin arkadaşı İlay'dı bu. Gökçe bana bahsetmişti. Onunla da tanışalı çok bir süre olmamıştı ama birbirimize resmen tüm hayatımızı dökmüştük. Gökçe benim tüm arkadaşlarımın adını biliyordu, bende onunkiler biliyordum ama aklıma gelmemişti o an.

"Kusura bakmayın, İlay Hanım. Bir an çıkaramadım." dedim mahçup bir tonda. Yaptığımız işlerden günlük hayatımızı unutuyorduk. Şu hafızam her şeyi unutabilirdi ama bir tek Gökçe'yi unutmasındı. Bir de Uraz'ı. Dostum da benim her şeyimdi.

İlay bana baktığında gülümsemeye çalıştı. "Sorun değil."

Uraz, Gökçe'yi bildiği için bakışları merakla İlay ve benim aramda gidip geldi. "Ne oluyor lan?" dedi gözlerini kısarak. Kaşlarını kaldırıp açıklama bekler gibi bana bakarken İlay bir anda elindeki mendili aldı. Az önce ağlamıyormuş gibi şimdi, "Hiçbir şey olduğu yok," dedi sevimli bir sesle. "Mendil için teşekkür ederim bu arada."

Uraz, İlay'a bakınca anında gardını indirerek otuz iki diş gülümsedi. "Sorun deği- Yani rica ederim, ne demek. " Heyecandan Türkçe'yi katletmeye başlamıştı çocuk. Tamam, sanırım bu da İlay'a abayı yakmıştı. Tanışalı henüz beş dakika bile olmamıştı ama ona olan bakışlarından anlamıştım.

En yakın dostum da benim gibi ilk görüşte aşık olmuştu.

Hem de aşık olduğum kadının en yakın arkadaşına. Aramızdaki tek fark, ben duygularımı çok iyi gizlemiştim.

O gün, konser alanında Gökçe'yi ilk gördüğümde kalbim hızlıca atacaktı, zor olmuştum. Onunla yazıştığım ilk andan beri samimi olmamak için resmen yırtınmıştım ve beynime yaptığım işi mıh gibi kazımıştım. Yüzümdeki ifadeden atan kalbimin ritmine kadar kontrolü elime almaya çalışmıştım. Ancak söz geçirememiştim.

Ona sırtımı dönüp gittiğimde anlamıştım ne kadar koyduğunu. Gökçe, ona sırtımı dönüp gittiğimde muhtemelen umursamaz olduğu sanmıştı ama içimde ne fırtınaların koptuğunu bilmiyordu.

Ona bir tek bunları anlatmamıştım. Belki zamanı gelince anlatırdım.

O zaman gelene kadar tek istediğim Gökçe'nin hayatımda kalmaya devam etmesiydi.

***

Yine bir bölüm sonuyla selllaaam canlarımmm 💗🤍🥰

İşlerim vardı, o yüzden bölümü kaydedip çıkacaktım ama yazdığım bütün kelimeler birden silindi.Yani ben öyle sanmışım. Çıkıp tekrar girdiğimde düzeldi. Bende o ihtimali göze alamayarak biraz yazdım, kısa oldu ama olsun. Bu bölümde biraz texting, sosyal medya kısımlarına yer verdim. Daha yazılacak çok şey var bu arada, sıkıntı değil yani.

Öyle yaniii

Neyse gelecek bölümlerde görüşelimm. Bayss 💜🤪💗🥰🤍🌸

TikTok: Elyndra
2.hesap: İrowlsy

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

65okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18