2. bölüm · TANIŞTIĞIMIZ KONSER/Yarı Texting

2.BÖLÜM

İrosiii

Küçük bir not: Cnmlar, mesajların altına her zaman saat yazmayı düşünmüyorum, gerektiğinde olacak bilginize.

İyi okumalar dilerim.

Gökçe: Merhaba ben konserdeyim siz ne zaman gelirsiniz
(20:29)

İlay: Merhaba Gökçe Hanım, işler yolunda giderse 21:00 gibi geleceğim. İyi eğlenceler dilerim.
(20:30)

Gökçe: Sen niye chatgpt gibi konuşuyon la

İlay: Anlamadım?

Gökçe: Bir daha oku o zaman

Gökçe: Bunda anlaşılmayacak bir şey yok yani

Gökçe: Her neysee konser başlıcak ben gidiyorummm

İlay: İyi eğlenceler dilerim

Gökçe: Dileme amk dileme sıçtınız bütün eğlenceme

Gökçe: Bi insan telefonunu nasıl karıştırabilir

İlay: Kılıfları aynıydı

Gökçe: Duvar kağıdına baksaydınız o zaman

İlay: İnanır mısınız o bile aynıydı

Gökçe: Nasıl olm İlay'ın duvar kağıdı böyle kızsal şeyler kalp kurdele falan seninde mi öyle

İlay: Kız kardeşim yapmış valla

Gökçe: NEE PUHAHAHWĞZNDLDNSÖSNDMDJMDJDMSJSMSKSPSNDLDNPSNSLSNS

İlay: Gülmeyin lütfen, pinterest diye bi uygulamadan bulmuş.

Gökçe: Şaka gibi bir gün cidden

İlay: Kesinlikle.

İlay: Benim acil işim çıktı gitmem gerekiyor görüşürüz

Gökçe: Peki görüşürüz

Gökçe: Telefonu unutmayın

Görüldü

***

"İnsan bir kalp atar ya..." diye homurdanıp telefonum çantama koydum ve başımı kaldırdım. Konser tahminimce bir veya iki dakikaya başlayacaktı. Alanda yankılanan sesler, konser öncesi çalan bilinmedik şarkılar ve insanların uğultu sesiydi.

Başımı yan tarafa çevirdiğimde İlay ile göz göze gelince irkilerek geriye doğru bir adım attım. Baş parmağım dişlerime gittiğinde korkar gibi bir işaret yaptım. "Ne yapıyorsun İlay? Ödümü patlattın." Aniden karabasan gibi belirmişti dibimde. Üstelik hava yavaştan karardığı için fazla net göremiyordum kendisini.

Özür dilerim dercesine kısa bir an başını eğdikten sonra elindeki telefonu gösterdi. "Şifre açmaktan anlar mısın, kanka ya?" Gözlerim kısılmıştı. Bu salak, telefonu karıştırdığından hâlâ habersizdi demek ki.

"Hayır anlamam," Geçiştirirmiş gibi konuştuğumda daha fazla göz teması kurmak istemedim. Bakışlarım sahneyi bulduğu sırada insanlardan vuhuuu tarzında sesler yükselmişti. Anlaşılan konser başlıyordu. Birkaç saat için tek dileğim, sadece eğlenmekti. Bu konseri aylardır bekliyor, hayal kırıklığıyla sonlanmasını istemiyordum.

Çalan intronun ardından kızların sahneye çıkmasıyla seyircilerin sesleri gür bir ahenkle yükseldi. Çok gurur verici bir görüntüydü. Ben bile bir seyirci olarak böyleysem, o kızları düşünemiyordum.

Kızlar sahnedeki yerini aldıktan sonra Daha İyi şarkısı çalmaya başladı. Bu şarkıyı ve kareografisini ayrı ayrı çok severdim. Bende bu şarkının ayrı bir yeri vardı. Çantamdan telefonumu çıkarıp kamerayı açtım ve kayda almaya başladım. Bir yandan da yüksek sesle şarkıya eşlik ediyordum.

"Yalnız kalmadım işte,

gör'ce'n sen bu gidişle.

Sensiz daha iyi, sensiz bensiz daha iyi." Dudaklarımda yarım bir gülüşle şarkıya eşlik etmeye devam ederken bir yandan da video çekiyordum ki, bir anda gülüşüm soldu.

Gülüşümün solmasına neden olay şey, yan tarafımda sinir krizi geçiren İlay'dı. Telefonun şifresini açamadığı için sinirden yüksek sesle söylenip duruyordu. Bu davranışı yüzünden birkaç eleştirel bakış üzerimize dönmüştü. İlay ise söylenip durmaktan çevreye verdiği rahatsızlığın farkında değildi. "Açamıyorum işte, açamıyorum! Nasıl unuturum ben bu şifreyi, aklım almıyor!" Dudaklarım belli belirsiz aralandı.

Gece ve Mine, İlay'ı sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben ise konuşup konuşmamak arasında kararsız kalıyordum. Telefondaki kişi, telefonu saat dokuz gibi getireceğini söylemişti. O, telefonu getirdiğinde gizlice alıp İlay'ın çantasındaki telefonla değiştirmeyi düşünüyordum. Kafamda şimdilik böyle bir plan vardı.

Ancak o gelene kadar İlay'ın sakin duracağı konusunda pek emin değildim. Kız sinirden domates gibi kızarmıştı. O da benim gibi yoğun manifest hayranıydı ve onları çekemediği için doğal olarak sinirleniyordu. Huzursuz bir nefes verip saate baktığımda 20:47 olduğunu gördüm. Dokuza on üç dakika falan kalmıştı ama İlay'ın pek sabredebileceğini sanmıyorum.

Aklıma gelenlerle sağ elimin parmaklarını şıklatıp cebimden telefonumu çıkardım. WhatsApp'a girip hızlıca o kişiye yazmaya başladım.

Gökçe: Selam bir şey diyecektim de bir bakar mısınız

Mesajıma hızlıca geri dönüş sağlamıştı. Hani işi vardı? Her neyse, bunu sonra düşünürdüm.

İlay: Merhabalar, buyrun dinliyorum

Gökçe: Arkadaşım sinir krizi geçiriyo telefonunuzun şifresini söyleyebilir misiniz acaba

İlay: Telefonumla ne alakası var bunun?

Gökçe: Konserdeyiz ya hani kayda alamıyo

İlay: Siz alın telefonunu teslim edince atarsınız ona tüm videoları

Gökçe: Beyfendi kız çıldırdı herkes bize bakıyor

Gökçe: Ayrıca siz nerdesiniz telefonu ne zaman getireceksiniz

İlay: Bilmiyorum işlere bağlı

Gökçe: Sen ne meslek yapıyosun lan

Gökçe: İşin bir bitmedi, hiç mi mesai yok

İlay: Bizim işler böyledir

Gökçe: Sizin derken?

İlay: Biz işte bizim tayfa

Gökçe: Sizin tayfa rafadan tayfa mı

İlay: Anlamadım

Gökçe: Boşver

Gökçe: Cahille tartışılmaz 👍🏻

Gökçe: AYRICA RAFADAN TAYFAYI NASIL BİLMEZSİN

İlay: Anlamadım, onlar da bizim gibi mafya mı

Gökçe: NE?!

Gökçe: Durduk yere ölen lavuk 👏🏻

İlay: Gökçe Hanım, terbiyenizi takının lütfen

Gökçe: Adımı nerden biliyosun

İlay: Siz ciddi misiniz

Gökçe: Son derece hem de

Gökçe: Ayy üf amaaan seninle yazışmaktan üç dört tane şarkıyı kaçırmışım

Gökçe: hadi sg telefonu unutma

İlay: Pekala

Kamerayı tekrar açacağım sırada aklıma gelenlerle duraksadım, elim havada kaldı. Bana telefonun şifresini söylemeyi unutmuştu. Bende de B12 var tabii, hatırlatmamıştım. Hızlıca WhatsApp'a girip tekrar ona yazmaya başladım.

Gökçe: Pisstt

Gökçe: Telefonunun şifresini söylemeyi unuttun cnm

Gökçe: Alooo

Gökçe: Seni bekliyorum

İlay: Konum atar mısınız oraya geliyorum

Gökçe: Ay sonunda bekleyin atıyorum

📍*konum gönderildi*

İlay: En az yirmi- yirmi beş dakikaya ordayım

Gökçe: Peki

Umarım İlay'ı sakinleştirebilirdim.

Tekrar kamera uygulamasına gireceğim sırada, sağ tarafımdan gelen tanıdık çığlık seslerini duyunca refleks olarak hızlıca başımı çevirdim. Gece, Mine ve İlay'ı göremiyordum. Yanımda başka insanlar vardı ve sanki halka şeklinde duruyorlardı. Onları bir şekilde itmeye çalışıp araya girdim. Gördüklerim ise beni şoke etmeye yetti.