SÖZLEŞME kitap kapağı

24. bölüm / 26

22.BÖLÜM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: 22.BÖLÜM

“Evet Aslıhan, senden bir cevap bekliyorum!”

“Ne cevabı Koraycığım?” dedim bilmezlikten gelen sahte bir masumiyetle.

“Korumanı ne kadar dikizledin de onun fiziğini ezberledin "Aslıhancığım" bunun cevabı!”

Söz konusu Emir’se bu adamın beyin fonksiyonları gerçekten de duruyordu. Benim kardeşimin, Emir’imin fiziği kendine ve fiziğine dikkat eden bir üniversite öğrencisinin fiziğinden farksızdı. Hiç korumaymış gibi görünmüyordu. Hâtta bu yüzden onu ilk tanıdığım zamanlarda ona karşı ön yargılara kapılmıştım ama Koray tüm bunları unutmuş gibiydi. Bana rehine gözüyle baktığını bilmesem beni kıskanıyor derdim ama böyle bir şey olamazdı. Belki de anlaşmalı evlilik yaptığı karısını onun değil de ondan sekiz dokuz yaş küçük bir çocuğun kurtarması egosunu zedelemiştir. Yüksek ihtimalle de bu yüzden Emir’i kıskanıyordur.

Yine de sebebi ne olursa olsun, bunu bildiğime göre Koray’a benden yana rahat yoktu.

“Yani Koraycığım, nihayetinde hayatımın merkezindeki kişi o, onu değil de kimi izleyeceğim değil mi ama?” Kaşları iyice çatılırken konuşmaya başladı.

“Hayatının merkezinde kocan yerine koruman mı var Aslıhan?”

Gür bir kahkaha patlattım.

“Kocam? Evli miyim ya ben? Ha, sen babamın kazayla sakat bıraktığı adamın oğlunu diyorsun. Babam babasını sakat bıraktı diye kâğıt üzerinde evlendiğim adamı… Toplum içinde kocam sıfatıyla yanımda gezen, aynı evde yaşadığım yabancıyı. Senin koruman dediğin o çocuğu, kocam dediğin adamdan daha çok görüyorum onunla daha çok konuşuyorum ben. O çocuk bana senin kocan dediğin adamdan daha çok önem veriyor, daha çok dikkat ediyor. O çocuktan başka kim olacaktı hayatımın merkezindeki? Ben hayatımın merkezindeki iki adamı kaybetmişken o çocuktan başka kimse hayatımın merkezinde olmaz.”

Yüzündeki ifade bozguna uğrarken merak ve hayretle sordu:

“İki mi?”

“Evet, iki. Abimi, kanımı Aslan’ımı geçen yıl abimin arkadaşından öte dostunu, kardeşini, tüm bunlardan öte çocukluk arkadaşım, anılarım çocukluğum ve neşe kaynağım olan o adamı da iki yıl önce toprağa verdim ben…”

Ağzımdan çıkanlarla yaşadığım hayatın içinde bulunduğum durumun ne kadar acı ve zor olduğu yüzüme çarptı. Gözlerim yaşlarla dolarken kendime verdiğim sözü hiçe saymadım. Koray’ın önünde ağlayıp ona gerçek duygularımı ve zayıflıklarımı göstermedim. Arkamı dönüp odadan çıkmamla gözümden akan gözyaşıyla hızlıca lavaboya koştum ve kapıyı kilitledim. Hıçkırıklarım duyulmasın diye suyu sonuna kadar açtım ve dinmeyen hıçkırıklarla ağlamaya başladım.

***

Ne kadar ağladığımı bilmiyordum ama sakinleşmem en az iki üç saatimi almış olmalıydı. Lavabodan çıkınca doğrudan mutfağa yöneldim. Koray’ın bir şeyler yiyip ilacını içmesi gerekiyordu. Bu yüzden ona çocukken onun, abimin ve benim en sevdiğimiz çorba olan çorbayı yapmaya başladım. Çorbanın pişmesini beklerken odama geçip üzerime rahat bir şeyler giyindim. Mutfağa döndüğümde hazır olan çorbayı bir kaseye koyup elimdeki tepsiyle mutfaktan çıktım.

Koray şu an neredeydi bilmiyordum ama şansımı çalışma odasından yana kullanacaktım. Kapıyı tıklattığımda Koray’dan gelen onayla kapıyı açtım ve içeri girdim.

“İlaçlarını alman gerek. Bir şeyler ye,” deyip elimdeki tepsiyi masaya bıraktım ve masanın karşısındaki koltuklara oturup yemeğini yemesini bekledim.

Beni şaşırtarak hiç itiraz etmedi ve kasenin yanındaki kaşığı alıp çorbadan bir kaşık yemek için ağzına götürdüğünde kısık sesle inlemesiyle yarasının acıdığını anladım. Koray mesleği ve spora olan bağlılığı nedeniyle çok kaslı biriydi. Kolunu havaya kaldırmasıyla kasılan kasları yarasını sıkmış olmalıydı. Hemen yerimden kalkıp tepesine dikildim ve elindeki kaşığı ondan aldım ve çorbayı üfleyerek ona yedirmeye başladım.

İçtiği ikinci kaşıktan sonra hiç beklemediğim bir anda beni kollarımdan kaldırıp masaya oturttu. Kaşlarım çatılırken,

“Ne yapıyorsun sen?” diye sordum.

“Öyle iki saat başımda dikilmeyi düşünmüyordun umarım, bayılıp kalacaksın yorgunluktan.”

“Peki ben sana göre yukarıdayken bu çorbayı dökmeden nasıl içeceğim ben sana?” diye sordum.

Omuz silkerken beni cevapladı.

“Kucağımda oturmayı mı tercih edersin? Bana uyar.”

Diyip tekrardan kollarımdan tuttu ve beni dizine oturttu ama beni masadan kucağına bir anda indirmesiyle sırtını oturduğu sandalyeye çarptı ve kısık sesle inleyip yüzünü buruşturdu. Bu adamın şu an evde olması bile bir mucizeydi!

“Al işte, dikkat etsene yarana! Koray, o yara bir an önce iyileşmezse iki aylık ev hapsini üç aya çıkarırım ona göre!”

“Ben naptım ya! Sen dedin buradan sana nasıl içireceğim bu çorbayı diye!”

“Ben sana beni kucağına mı oturt dedim be adam! Neyse, iç artık şunu, soğudu iyice.”

“Sen?”

“Ne ben?”

“Sen içmeyecek misin?”

“İştahım yok.”

“Benim de yok, ben de yemeyeceğim.”

“Koray, saçmalama. İlacın var senin.”

“Sen yemezsen ben de yemem.”

“Koray çocuk musun ya sen? İçsene şu çorbayı!”

“Çocuk değilsem beni bu evde iki ay tutamazsın!”

“Allah’ım, sana geliyorum!” derken inadı kırılsın da çorbasını içsin diye yarım kaşık çorbayı zorda olsa içtim ve ona dönüp,

“Oldu mu, içecek misin artık çorbanı?”

Cıkladı.

“Yarısını sen yarısını ben yoksa ben de yarım kaşık içerim sadece.”

Dedikleriyle ona gözlerimi devirip zor da olsa çorbanın yarısını içtim.

“Kaşığı değiştirip geleyim.”

“Gerek yok, ben de yerim senin kaşığından." dedikleriyle kaşığı doldurup kalan çorbayı ona içirmeye başladım.

Bir bölümün sonuna daha geldik nasılsınız???

Öncelikle hepinize çok teşekkür etmek istiyorum kitabımız bir platformda 2000 küsür bir platformda 3000 küsür bir platformda 1300 küsür bir platformda da 1600 küsür okunmaya ulaştı ailemiz gittikçe büyüyor ama gerçekleşen okunmaların devamlı ve gerçekten olup olmadığını anlamam için yorum ya da beğeniyle bölümlere dönüt verirseniz çok sevinirim.

Ayrıca sizden ricam kitabımı severek okuyorsanız tanıdıklarınıza da önermeniz ve ailemizin büyümesine yardım etmeniz beni çok mutlu eder. Siz de ileride bir gün olurda kitabımız basılmayı hak ederse bu kitabın ve yazarın ilk okurlarından biri bendim şimdiyse bu kitap basılı hâlde elimde demek istemez miydiniz?? Ben bu süreçte yanımda olup yorumlarını ve beğenilerini kitabımdan esirgemeyen hepinize çok çok teşekkür ederim. Sizce bu kitap ileri de bir gün basılabilir mi ya da bunu hak edecek yerlere gelebilir mi???

Son olarak sık sık bölüm atamamamdan bahsetmek istiyorum öncelikle lütfen kusuruma bakmayın bölümleri 1 hafta arayla anca atabiliyorum ama fen lisesinde okuyorum ve okuduğum okulun temposu çok çalışmamı gerektiriyor bu yüzden anca bu kadarını yapabiliyorum tekrardan çok çok özür diliyorum.

Yeni bölümde görüşmek üzeree...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

99okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…