SÖZLEŞME kitap kapağı

21. bölüm / 26

19.BÖLÜM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: 19.BÖLÜM

Onu görmemle hemen kaşlarımı çattım.

“Ne işin var senin burada!”

“Ne demek ‘ne işin var senin burada’, Aslıhan? Farkındaysan o her ne kadar senin abin olsa da benim de kardeşimdi. Onu görmeme engel olmayacaksındır, umarım!”

“Koray, ben onu mu diyorum ya! Yaralısın, sen yaralı!”

deyip oturduğum yerden kalktım ve ona destek olmak için koluna girdim. Ağlamayı çoktan bırakmış ona çaktırmadan gözlerimi silmiştim.

Omuz silkti.

“Sen de kaç saattir serumlarla ayaktasın, ben sana bir şey diyor muyum?”

“Aynı şey mi, Koray? Yaran mikrop kalacak?”

“Bir şey olmaz, karım bana pansuman yapar.”

“Karının kendine faydası yok, daha sana nasıl olacak acaba?”

“Şifalıdır benim hatunumun elleri, çok faydası olur bana.”

“Koray, cıvıklığa vurup azarımdan kurtulacağını sanıyorsan çok yanılıyorsun!”

Tekrardan omuz silkti.

“Şansımı denemek istemiştim sadece.”

Onu yavaşça abimin mezarına yaklaştırırken tekrardan konuşmaya başladım.

“Her neyse, şimdilik sana bu kadar azar yeter sanırım. Ama sen oturabilir misin? Sırtın nasıl?”

“Otururum.”

deyip kolumdan çıktı. Ben de kolundan tutup ona destek olurken az önce benim kalktığım yere oturmayı başardı. Ama bunları yaptıktan sonra yüzünü ekşitti. Belli etmemeye, sesini çıkarmamaya çalışıyordu ama acı çekiyordu.

Yanına, ona zarar vermeyecek şekilde oturup dikilen çiçeklerin altındaki abimin toprağını okşarken ona sordum:

“Ne zaman geldin? Dediklerimi duydun mu?”

“Yeni gelmiştim de bir şeyi mi duymam gerekiyordu?”

“Hayır, gerekmiyordu.” dedim kısaca.

Bir şey duymadığını iddia ediyordu ama bu neredeyse imkânsızdı. O geldiği sıralarda ben gözyaşları içinde abime bağırıp çağırıyordum. Yani mezara yeni gelmiş olsa bile sesimi birkaç mezar öteden almış olmalıydı.

Bir süre sonra bakışlarını diktiği mezar taşından bana çevirdi.

“Aslan’la dertleşiyor muydun? Böldüm mü ben seni? Eğer öyleyse uzaklaşabilirim. Dertlerini içine atmanı istemiyorum.”

“Gerek yok. Bugün gerektiğinden de fazla içimi döktüm zaten.”

Bakışlarını tekrar mezar taşına dikerek yeniden konuşmaya başladı.

“O zaman bana beş dakika müsaade eder misin?”

Bu isteğini geri çevirmedim. Abimle ikisi beraber büyümüşlerdi. O zamanlar Koray ve abim arasındaki bağ, şimdi Koray'ın Ekin'le olan bağından bile kuvvetliydi.

“Pekala Emir’in yanında olacağım konuşman bitince çağırırsın.” deyip yanından ayrıldım ve Emir’in yanına geçtim.

“Başın sağ olsun, yenge.”

“Dostlar sağ olsun. Siz sağ olun, ben başka bir şey istemiyorum.”

“Yenge, sakıncası yoksa abinizi nasıl kaybetmiştiniz?”

Gözlerimi bize arkası dönük olan Koray’dan ayırmadan onu cevapladım.

“Şehit verdik abimi. Koray’ın ekibinin beşinci üyesi bir zamanlar oydu. Bir gün gittiği bir bireysel görevdeyken bizi aradı. Bomba varmış; meğersem suçlular çoktan kaçmış, abimi bir yere kilitlemişlerdi. Bizi aradığında bir yandan bir çıkış yolu arıyor, bir yandan da bize son sözlerini söylüyordu. Bulamadı çıkış yolunu. Telefon hâlâ açıktı bomba patladığında. Abimin ölümüne telefondan bile olsa şahit olmuştum yani. Yani bir tuzak uğruna abimi toprağa verdim ben. Koray her şeyi anlayıp onu kurtarmak için yola çıktığında her şey için çok geçti. O evden çıktıktan hemen sonra abim aramıştı ve Koray’ın ona yetişmesi imkânsızdı."

Ben lafımı bitirince Koray usulca bana döndü ve bana bakarken sessizce bir şeyler deyip tekrardan mezar taşına döndü. Abime bir şeyler anlatıyor olmalıydı.

“B-ben bilmiyordum, yenge. Çok üzgünüm.”
diyen Emir’le ona doğru döndüm.

“Sorun yok, Emir. Sıkma canını. Acı olsa da bu bir gerçek... O gün o bomba abimi benden aldı ve o bir daha bana geri dönmeyecek. Hayat böyle bir şey işte; yavaş yavaş acıya da bağışıklık kazanıyor insan.”

Bakışlarımı tekrardan Koray’a çevirdiğimde onun da beni izlediğini fark ettim. Eliyle oraya gitmemi işaret ettiğinde konuşmasının bittiğini anladım ve tekrardan az önceki yerimi aldım.

“Onu çok özlüyorsun, değil mi?” diye sordu Koray, beni izlerken.

“Özlüyorum. Onu, çocukluğumuzu, geçmişimizi ve anılarımızı... Hepsini çok özlüyorum. Koray?” dedim, sesim istemsizce titrerken.

“Efendim?”

“Sen ölme, olur mu?” dedim.

“Yani eğer sen de abim gibi ölürsen ekibin iki liderini de kaybetmiş olacak. Bu çok kötü olmaz mı? Sahi, öyle bir durumda ekibe ne olurdu?”

Evet, yanlış duymadınız. Ekibin iki liderini de kaybetmiş olacak dedim.

Daha önceden de dediğim gibi, bu ajanlık biriminde her beş kişilik ekipte ekibi yöneten bir lider olurdu. Ama bu kural abim ölmeden önce bozulmuştu. Çünkü hem abim hem de Koray bu mertebeye layık görülmüş ve onların sayesinde o birimde ilk kez bir ekibi yöneten iki kişi olmuştu.

Koray şaşkınlıkla yüzümü seyrederken az önce sorduğum soruyu cevapladı:

“Muhtemelen benden sonraki en iyi liderlik puanını alan Karahan lider olurdu ve yerime başkası gelirdi. Ama nereden çıktı şimdi bu soru? Ben ölürsem ekibime ne olacağı seni neden ilgilendiriyor?”

“Neden ilgilendirmesin! Senin ekibin benim için gayet de önemli bir kere!”

Bu çıkışım karşısında konuyu daha fazla üstelemedi.

“Pekâlâ, sen öyle diyorsan. Kalkalım mı o zaman ya da daha durmak ister misin?”

“Ben daha buradayım, sen gidebilirsin.”

“Madem öyle ben de kalıyorum. Seni burada yalnız bırakamam.”

“Koray, git dinlen sen. Hem yalnız değilim, ben Emir burada.”

Kaşlarını çattı.

“Sen beni onunla bir mi tutuyorsun? Biricik kocanın varlığıyla korumanın varlığı bir mi?”

“Koray, uzatma ya, ne olursun. Kalmak istiyorum ben.”

“Tamam, ben de seninle kalacağım işte. Bu konu tartışmaya kapalı.”

“Yok canım, inatın İ'si bile yok sende.” dedim önceki konuşmalarımızla dalga geçerek ve daha fazla konuşmadan aramıza bir sessizlik hakim oldu.

Yeni bölüm geldiiiii bölüm hikaye ve karakterlerle ilgili bol bol yorum atmayı unutmayın yorumlarınızı bekliyorum seviliyorsunuzzz ☺️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

98okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…