9. bölüm · SÖZLEŞME
9.BÖLÜM
Koray odamdan çıktıktan sonra kahvaltımı bitirip işimin başına geçmiştim. Koray'ın görevi gereği yaptığı boks maçı ve son olanlar yüzünden bayağıdır şirkete gelmiyordum ve atmam gereken dağ kadar imza vardı. Saatlerdir o imzaları atmakla uğraşıyordum, neredeyse başımı hiç kaldırmamıştım ama imzaların yarısı hâlâ duruyordu.
Ben imzaları atmaya devam ederken kapım çaldı.
"Gir."
"Aslıhan Hanım eşiniz Koray Bey geldi."
"Tamam Dilara içeri alabilirsin."
Dilara başını uzattığı kapıyı tamamen açıp elini uzatarak Koray'ı içeriye aldı.
"Emiiir!"
"Lan yine mi Emir yeni geldim el insaf!"
"Emiiir gel canım."
"Manyak kadın bir dur!"
Kapının orada duran Emir ona seslendiğimi duyup içeri geldi.
"Buyurun Aslıhan Hanım."
"Canım sen abilerinin yanına gidip dinlenebilirsin enişten burada zaten. Ağaç oldun burada bekleye bekleye hatta kafeteryaya geçip bir şeyler yiyin kaç saat oldu bir şey yemediniz."
"Koray Bey?"
"Gidebilirsin Emir ben çıkarken sana haber veririm gelirsin."
"Peki efendim teşekkür ederim."
Emir odadan çıkıp kapıyı kapattıktan sonra Koray'a döndüm.
"Yemeğim nerede?"
Anlamaz gözlerle bana bakmaya başladı çünkü normal şartlarda inat edip o yemeği Koray kırk kez ye dedikten sonra yemem ya da kendi çağırdığım bir yemeği yemem gerekiyordu. Ayrıca sabah yaptıklarım da eski Aslıhan'ın yapacağı şeyler değildi ama o değiştiyse ben de değişirdim. Zaten dünya böyle bir yer değil miydi? Hiçbir şeyin karşılıksız kalmadığı yer, kötüyle kötü olmazsan yaşayamayacağın yer... 26 yıllık hayatım boyunca bu dünyada karşındaki insan gibi acımasız olmazsan, değişmezsen bu dünyanın en çok sana zehir gibi geleceğini en acı tecrübelerle öğrenmiştim.
"Senin ateşin falan mı var ya da tersinden mi kalktın doktoru çağırmamı ister misin imzalar senin başına vurmuş sanırım." Düşüncelerimden Koray'ın sesiyle sıyrılabildim.
"Hayır ateşim falan yok gayet iyiyim ben."
"Çayında zehir mi vardı yoksa!"
Göz devirdim.
"Şansını zorlama istersen yemeğimi ver de çık artık odamdan."
Ciddi olup olmadığımı sorgularcasına yüzüme baktı.
"Koray hadiii! Sana harcadığım değerli vaktimi imzalara harcasaydım 1 dosya daha bitirmiş olurdum."
Koray ciddi olduğumu anlayıp masama yaklaştı ve elindeki hamburger paketini masama bıraktı. Telefonumu çıkarıp kulağıma dayadım.
"Emir."
"Lan yine mi Emir! Ben kendim çıkarım istemem Emir Memir!"
Adamda travma yarattık iyi mi neyse müstehak ne de olsa!
"Enişten birazdan çıkacak canım yavaştan gelebilirsin."
Emir telefonda beni onayladıktan sonra telefonu kapatıp hamburgerimi yemeye başladım. Koray'ın ağzı yine açık kalmıştı o kadar komikti ki gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
"İyi o zaman ben çıkayım akşam evimizde görüşürüz."
"Zehirlenmezsem evet EVİNde görüşürüz."
Dediklerimle kapıyı açmadan önce biraz duraksadı ama bu sefer konuşmadı. Başını çevirip bana baktı.
"Ne? Ne var?" diyip başımı hafifçe sağa sola salladım.
Cevap vermedi, önüne dönüp odadan çıktı. Çok şükür bunu yaptı yoksa ben gülme krizine girip kendimi ele verecektim.
#Koray'dan#
"Ekin var mı bir haber?"
"Evet kardeşim var ama gün boyu neredeydin sen?"
"Aslıhan'ın başında nöbet bekledim daha doğrusu sahibinin kapısında bekleyen vefalı köpekler gibi şirketin önünde nöbet tuttum."
"Niye oğlum şirket karının değil mi sen niye onun odasında durmadın?"
"Oğlum benim kaçık karım ona tuttuğum korumalarla beni odasından kovuyor! Neyse üsse geliyorum şimdi orada konuşuruz."
"Tamam kardeşim."
Aslıhan'a kahvaltısını verdikten sonra öğlene kadar şirket kapısında nöbet tutmuştum. Evet korumaları olabilirdi ama kimseye güvenemezdim hele ki sabah Aslıhan ayakta bile duramazken. Biraz önce yine onu görmeye ve yemek götürmeye gitmiştim, sabaha göre daha iyi görünüyordu başı falan dolanmıyordu bu yüzden yemeğini verip üssümüze gitmeye karar verdim. Ne de olsa akşam evde görüşecektik.
5 dakika sonra üssümüze varmıştım. Ekin beni kapıda karşılamıştı, şimdi yan yana bir şekilde benim odama ilerliyorduk. Yakın zamanda aldığım terfiyle üst düzey ajanlardan biri olmuştum bu yüzden artık ekip arkadaşlarımla olan ortak toplantı salonumuz haricinde kendi odamda vardı. Şu an ekibimdeki en yetkili kişiydim.
Ajanlık birimimizde toplam 50 kişi vardı bu size az gelebilir belki ama 50 kişinin hepsi Türkiye'nin en yetenekli ajanlarıdır. 50 ajanın hepsi beşer kişilik ekiplerden oluşuyor ve bu ekiplerin her birinde benim gibi bir tane yetkili var. Benim ekibime gelecek olursam ise Karahan, Fatih ve en yakın arkadaşım dostum Ekin vardı. Fakat bizim ekibin diğer ekiplerden bir farkı daha vardı; 4 kişilik tek ekip bizimkiydi. Ajanlık birimimize yeni bir ajan katılmıştı, bizim yeni üyemiz ise bu ajan olacaktı fakat üstlerimiz hâlâ bu kişiyi açıklamamış bizimle tanıştırmamıştı.
Bir de her ekibin toplantılarını yapabileceği, dinlenebileceği ve görevleri üstüne çalışabileceği toplantı salonları vardı. Bizimki 2. kattaydı ama şu an oraya gitmeyecektik. İlk önce Ekin'le bilinmeyen numara mevzusunu konuşacaktık. Dün Aslıhan uyuyorken konuşmuştuk fakat numara herhangi bir bilinmeyen numaraya benzemiyordu, güçlü bir gizlilik kaynağı vardı bu yüzden arayana ya da aradığı konuma dair herhangi bir bilgi öğrenememiştik. Fakat Ekin bugün o numaradan bir haber olduğunu söylemişti bu yüzden benim odama geçiyorduk işte.
Odaya vardığımızda ben kendi sandalyeme oturdum, Ekin de karşımdaki sandalyelerden birine oturup konuşmaya başladı.
"Yengem nasıl kardeşim noldu dün neden uyanmadı?"
"Sorma Ekin biliyorsun geçen sene Aslan'ı kaybetmiştik, Aslıhan cenazenin ertesi günü de böyle olmuştu hatırlıyor musun? Cenazede bir damla bile gözyaşı dökmemiş hiç ağlamamıştı, tüm acısını içinde yaşamıştı ve vücudu buna dayanamayıp 1 gün kendini korumaya almıştı. Aynısı yine olmuş ama anlamadığım bir şey var, onu abisinin ölümü kadar üzecek ne olabilir ki?"
"Kavga falan ettiniz mi?"
"Pek sayılmaz sadece boşanmak istedi bende bunu yapmayacağımı söyledim. İyi ama benimle evlenmeden önce zaten böyle olacağını biliyordu konuşmuştuk."
"Kardeşim kızı zehirlediler hatırlıyorsun değil mi hem de teknik olarak senin yüzünden. Şöyle bir düşününce boşanmak istemesi gayet normal bir istek gibi."
"Ekin bilmediğin şeyler var ben onu koruyabilirim."
"Ya koruyamazsan Koray?"
"İşte bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum. Her neyse ne oldu ne öğrendin?"
"Konuşmanızın bir bölümünden arayanın ses dalgalarına baktık 20'lerinin sonunda veya 30'larının başında bir erkek olduğunu öğrendik."
"Başka?"
"Maalesef bu kadar ses değiştiricisi çok üst düzey bunu çözmek en az 1 yılımızı alır ama elimizden geleni yapacağız. Şimdi yapabileceğimiz tek şey ise seninle yeni bir görüşme yapması, telefonunu takibe alacağız. İlk görüşmenizde onu oyalayıp 10 dakika konuşma süresine ulaşmaya çalış."
"Denerim neyse şimdi toplantı salonuna geçip yeni dosyaya bakalım." deyip yerimden kalktım ve toplantı salonuna doğru yola koyulduk.
"Ekin sen geç ben Fırat müdürden dosyayı alayım."
Ekin beni başıyla onayladıktan sonra yanımdan ayrıldı. Ben de solumdaki kapıyı tıklatıp gir talimatını alınca 30'larının sonlarına gelmiş müdürümün odasına girdim.
"Günaydın müdürüm."
"Tünaydın ajan Şanlı."
Ajanlık birimimizde ajanlar soy isimleriyle de tanınırdı, aynı şekilde yakaladığımız suçlularda isimlerimizi böyle bilirdi. Müdürümüz söyleyince hatırladım, bilinmeyen numara yakaladığım suçlulardan biri olabilirdi bu iyi bir haberdi çünkü yakaladığımız tüm suçluların dosyaları elimdeydi bu işimi kolaylaştırırdı.
Müdürün tekrar konuşmasıyla daldığım düşüncelerden sıyrılıp ona döndüm.
"Neredeydin bu zamana kadar Şanlı?"
"Özür dilerim müdürüm iki gündür karım rahatsızdı iyi olduğundan emin olmak istedim."
"Ekin biraz bahsetti noldu tam olarak?"
"Görev için çıktığım boks maçının kutlama yemeğinde karımı zehirlediler müdürüm ondan sonra da kendisi 1 günlük baygınlık geçirdi o yüzden dün gelemedim bu sabahta iyi olduğundan emin olup öyle geldim."
"Kimmiş zehirleyen ne istiyormuş öğrenebildin mi?"
"Maalesef müdürüm."
"Peki Şanlı yardıma ihtiyacın olursa gelebilirsin diğer ekiplerden de ajanları yardımına yönlendirebilirim."
"Teşekkür ederim müdürüm fakat şimdilik bu meselenin bilinmemesi taraftarıyım."
"Nasıl istersen Şanlı. Yeni göreviniz için mi gelmiştin?"
"Evet müdürüm."
"Pekala Ferdi Kandemir 33 yaşında erkek seri katil aynı zamanda keskin nişancı emniyetin arama kararı varmış fakat dosya onları aşmış 1 operasyonda 13 polisimizi şehit vermişiz göreviniz suçluyu etkisiz hale getirmek."
Fırat müdür görevi açıkladıktan sonra ondan suçlunun dosyasını alıp "Pekâlâ." diyerek odadan çıktım.
