10. bölüm · Son Ritim

9. Bölüm☀️

𝐶𝑒𝑚𝑟𝑒 ༻꧂

Soyunma odasının aynasındaki yansımama bakıyordum. Buradaki ilk günümdü ve stresten yanaklarımın içini ısırıp duruyordum. Terleyeceğim için makyaj yapmamıştım ama dün gece heyecandan uyuyamadığım için göz altlarıma biraz kapatıcı sürmüştüm. Antrenman için uygun olan zümrüt yeşili, simli ve oldukça iddialı bir kostüm, ve kostümün rengi ile uyumlu topuklularımı giyinmiştim. Saçlarımı her zaman yaptığım gibi sıkıca toplamıştım.
Eksiğim var mı diye aynanın karşısında son kontrollerimi yaparken kapı pata küte açıldı. Ani bir refleksle irkildim. Kafamı kapıya çevirdiğimde uzun boylu, akyaz bir kadın duruyordu. Türk olmadığı çok belliydi. Siması çok tanıdık geliyordu ama nereden tanıdığımı kestiremedim. Bana, sebebini bilmediğim bir nefretle bakıyordu. Bozuk Türkçesiyle konuştu.
"Ece Hoca çağırıyor sen." dedi ve gözlerini devirerek odadan çıktı. Yanlış söylesede ne dediğini anlamıştım. Daha fazla oyalanmadan bende odadan çıkıp antrenman salonuna ilerledim.
İçeriye girdiğimde ise ilk gözüme çarpan şey, Karen ve yanındaki az önce beni çağıran akyaz kızdı. Bu kadın...
Evet. Karen'in dans eşi. Aynı zamanda sarhoşken dövdüğün kadın. Dedi derinlerden bir ses. İnanmak istemedim ama oydu! Lanet olsundu artık! Hemen solunda dikilen Karen ise beni görünce salak bir sırıtış kondurdu yüzüne. Ece Hoca ise oldukça ciddi bir ifadeyle beni süzüyordu. Elini öne doğru uzatıp uzun boylu, sarışın bir adamı işaret etti.
"Alara bu, Mateo Greco. Seninle eş olabileceğini düşündüm ama önce sizi beraber görmeliyim." Cümlesini bitirdikten sonra Karen'e saniyelik bir bakış atıp tekrar bana döndü.
"Karen ile zaten tanışıyorsunuz, Sabrina ve Mateo'yla tanışın. Karen'i benimle alıyorum. Taşınması gereken ekipmanlar var iki dakikaya burada oluruz."
Ağır ağır başımı salladım. Karen ve Ece Hoca uzaklaşırken önce önüme uzatılan ele daha sonra ise elin sahibine baktım. Bu, Mateo denen çocuk olmalıydı.
"Mehraba. Ben Mateo," yine bozuk bir Türkçeyle konuşan biriyle karşılaşmıştım. İsmindende, dış görünüşünden de buralı olmadığı belliydi. Konuşmasıda bunu doğruladı. Dudaklarıma zoraki bir tebessüm kondurdum.
"Sanada merhaba Mateo. Bende Alara. Tanıştığımıza memnun oldum. Ayrıca mehraba değil, merhaba denir. Tabii anlarsan..." dedim. Cümlemin sonunu ağzımın içinde mırıldandığımdan duymaması muhtemeldi. Duysa bile anlayacağını sanmıyordum gerçi.
"Bizde tanıştık seninle önceden, Alara." diyen kadın sesiyle başımı sağıma çevirdim. Elimi Mateo'nun elinden çekip önümde iki elimide birbirine kenetledim. Gülüşümü bozmadan konuşmaya çalıştım.
"Üzgünüm. Biraz tatsız bir tanışma oldu. Kendimde değildim."
Oysaki sebebini anlayamadığım bir şekilde hiç üzüntü duymuyordum. Bunun için kendime sonra kızacaktım.
"Ya tabii," diye mırıldandı. Karen'in sevgilisi olduğundan şüpheleniyordum. Karen'i görünce kadının resmen gözleri parlıyordu.
Peki bundan bana neydi?
Elimi sinirle saçlarıma daldırdım. Derin bir nefes verip geri çekilirken Karen ve Ece Hoca da gelmişti. Ece Hoca'nın otoriter sesi, alanda yankılandı.
"Mateo, Alara! Çift dans hareketlerini biliyorsunuz. Sizden bir performans istiyorum! Hızlıca toparlanın ve hemen başlayın!"
...
Kendimize çeki düzen verip Mateo ile beraber alandaki yerimizi almıştık.
Müziğin ilk ritmiyle birlikte omuzlarımdaki gerginlik yavaş yavaş dağıldı. Mateo'nun eli belime yerleşirken basic step'lerle başladık; koreografinin ritmini oturtan en temel adımlardı. Ardından beni önünden geçirerek yön değiştirdiğimiz cross-body lead, hemen peşinden de tek dönüşlük inside turn geldi. İlk kez partner olmamıza rağmen düşündüğümden çok daha uyumluyduk. Sıra lift'e geldiğinde kendimi tereddütsüz ona bıraktım. Havada yalnızca bir saniyeydim. İnişe geçtiğimiz anda Mateo'nun tutuşu kaydı. Belimdeki desteğin aniden boşaldığını hissedince refleksle ayağımı yere uzattım ama çok geçti. Ayak bileğim ters döndü. Ağzımdan bastıramadığım çığlıkla karışık bir inilti çıktı ve kendimi parkenin üzerinde buldum. Müziğin kesildiğini bile fark etmedim. Ece Hoca'yla diğerleri bana doğru koşarken ben ayak bileğimi ve bacağımı kıpırdatmaya çalıştığım anda acı yeniden saplandı ve istemsizce gözlerimi sımsıkı kapattım. Oturduğum yere derin bir sızıyla uzandığımda üzerime eğilip endişeli gözlerle beni izleyen Mateo'ya baktım.
Gerçekten aşırı uyumlu bir partner olduk! Bravo!
Acı daha da artıp en keskin hâlini alınca istemsiz bir çığlık attım.
Harika bir ilk gün yaşıyordum. Sonumun hastane olduğunu hissedebiliyordum.
...