7. bölüm · Son Ritim

6. Bölüm☀️

𝐶𝑒𝑚𝑟𝑒 ༻꧂

Kafasında açtığım yaraya pansumanı yapınca sıra sırtındakine gelmişti. İkimizin oturduğu koltukta sırtını bana doğru çevirdi. Harbiden 3 oda bir salonmuş. Nasıl yaptın bunları be adam!
"Sırtını nasıl kestin? Boşuna salak demiyormuşum sana,"
"Gece lambasını kafama geçirip üzerime yürüyünce ne yapsaydım?"
Görmediğini bildiğim halde gözlerimi devirip pansumana devam ettim. Bitince, sırtında yarası olmayan yere vurup konuştum,
"Bahane arama iyisin hiçbir bok yok. Uyduruyorsun yani."
Yalandan bir acılı nida döküldü ağzından. Sinek ısırığı etkisi yarattığım kesindi. Bu kaslarla canını gerçekten acıtmam zordu.
"Yuh! O ne biçim el kızım! Sırtımı deldin."
Gerçektende elimin izi çıkmıştı ama gülmekten öteye geçememiştim.
Bu kadar drama quenlik fazla sanki ha? Oğlu eşiyle, onu almadan tatile çıkan babaannelerin drama seviyesiyle adamınki aynıydı resmen!
Önüne dönüp bana bakınca bakışlarında, neye gülüyorsun? Der gibi bir ifade vardı ama umursamadım. Hatta umursamazlığımı belli etmek adına suratına doğru hayvani bir gülüş daha atıp bir anda ciddileştim.
"Hadi kalk giyin ve defol."
"Kahveni içmeyeyim mi?"
Seviyordu benimle uğraşmayı. Harbiden sövülesi bir adamdı.
"Zıkkımın pekini iç, hayvan!"
Ardı ardına vurmaya çalıştım ama hızla ayaklanıp salon kapısına koştu.
"40 yıl hatırımız olsun diye dedik be! Kızma hemen!"
Başımı ya sabır der gibi yana eğip sinirli bir nefes verdim. Öfkeli bir nida döküldü ağzımdan.
"Karen. Bak sakince ve son kez söylüyorum. Defol git!"
"Birşey söylesem kızar mısın?"
"Konuşursan kızarım."
"Konuşmadan nasıl söyleyeceğim?"
"Beni ilgilendirmez. Konuştuğun an o gece lambasını malum yerlerine geçiririm!"
"Ayıp oluyor, Ritim Perisi!"
Sinirle gözlerimi devirdim.
"Bunu söyleyebilirsin diye algılıyorum. Ve söylüyorum."
Yine gözlerimi devirdim. Gerçekten belaydı. O ise konuşmaya devam etti.
"Kendi arabam burada değil. Bu demek oluyor ki...trafikteki hünerlerini banada sergilemen gerek."
Var gücümle sinirle ismini haykırdım.
"Karen!"
...
"Eviniz cehennemin dibinde mi? Git git bitmiyor bu lanet yol!"
Güldü.
"Ne bu sinir, Ritim perisi? Sakin ol biraz. Papatya çayı diyeceğim de...Papatya tarlası içsen senin bu sinirini yatıştırmaz sanırım."
Öfkeli bir nefes daha verdim. Sabahtan beri tek yaptığım Karen'e sövüp, öfkeli nefesler vermekti. Şimdi ise mecburen onu evine bırakmaya gidiyordum. Kendisi sürmeyi teklif etmişti ama erkek milletine, hele de Karen gibi olan yaratık tarikatkarına güven olmadığı için tabii ki kabul etmemiştim. Evleri de bir hayli uzaktı. Gerçek manada git git bitmiyordu. Sakin olmaya çalışıp yola odaklandım. Yine aynı sakinlikle kırmızı ışık yandığı için durdum fakat...Arkamdaki araba hızını alamamış olacak ki arkamıza toslayınca Karen'le ikimiz neye uğradığımızı şaşırdık. Hafif bir sarsıntıyla öne doğru savruldum.
"S!ktir! Ne oluyor lan?" diye kükredi.
"Al bendende o kadar! Ne oluyor be?"
"Arabayı becerdi şerefsiz! Arkadan hasar yedik sanırım, Alara!"
"Ne?"
Düzgün idrak edemeden Karen arabadan indi. Aynı anda bende inince arkamızdaki arabadan bir adam indi.
"Ne biçim sürüyorsun lan!" diye bağırdığını duydum.
"Kadınla düzgün konuş, ağzınla götünü yer değiştiririm senin, şerefsiz!" diye haykırdığını duydum Karen'in. Şaşırtıcıydı. Beklenmedik hareketler sergiliyordu.
"Birader uğraşamayacağım. Al sevgilini ve defolun buradan. Ani fren yapan sizsiniz, benden ödeme falan beklemeyin."
"Lan oğlum kırmızı ışık lan!"
Çok pardon ama koyun can, kasap et derdindeydi şu an. Sevgilin derken?
Ankara kanalına geçiyordu benim sinirler. Sağdan soldan, üstten alttan geliyorlardı bana.
"Senin ananı avradını soyunu sopunu yedi ceddini hallederim lan! Ne biçim konuşuyorsun lan sen! Gel buraya oğlum sağ bırakmayacağım seni, gel! Ecelin olacağım senin bekle!"
Tehdit ve bağırışlarım kesildiği an adama doğru en hırçın adımımı atarken, bu hamleme belimdeki el engel oldu.
"Bırak! Soyunu kurutacağım o yaratığın! Bırak!"
Sinirden gözüm dönmüştü. Adamın son söylediği cümleyle birlikte...İkimizde adama girişmiştik.
"Aşılarını ne zaman vurdurdun lan bunun? Kudurmuş bu! Kadınına sahip çı-"
Gerisini, Karen'in ağız dolusu küfür ederek adamın suratına geçirdiği yumruktan dolayı getirememişti. Bende boş durmadım ve ikimiz adama tekme tokat daldık. Sonunu tahmin edebiliyordum muhtemelen ama durmak gibi bir niyetim yoktu. Karen'in hayatımda ilk defa duyduğum, yaratıcı küfürleri ve aynı zamanda onda ilk defa gördüğüm ciddiyet ile sinirleri havada uçuşurken bende bir zamanlar babamdan öğrendiğim, kendini koruma hareketleri dediği, dövüş hünerlerimi sergiliyordum.
Sonumuz karakol. Dedi derinlerden bir ses.
Hak etti! Kim bize böyle bir şey diyebilir lan?! Döv kızım, daha da döv, birdaha döv! Dedi diğer ses. İkinci sesi dinlemeye karar verdim...
...