12. bölüm · Son Ritim
11. Bölüm ☀️
"Kamera kayıtlarını inceledim, kavganın Karen bey tarafından başlatıldığı görünüyor." diyen komiserin sesiyle ağlamaklı ifademle başımı kaldırdım.
Evet. Muhtemel sonumuzu yaşıyorduk. Karakol odaları!
Yanımda oturan Karen, karşımızda yüzü morluklarla ve eziklerle dolu duran adama ters bakışlar atıyordu. Siniri geçecek gibi değildi. Benimde sinirimi görecekti bundan sonra!
Odada bir komiser, bir adet Karen'in arkadaşı olduğunu düşündüğüm Miraç, bir adet sinir küpü, namıdiğer Karen boklusu ve ben bulunuyorduk. Burada ne işim olduğuma dair tek bir fikrim yoktu. Olaya karışmamıştım ama buradaydım. Çıldırmalıktı!
Bacağım yüzünden yürüyemediğim için Karen kendi elleriyle taşıyarak getirmek zorunda kalmıştı. Onun için ayrı dayak yiyecekti benden.
Ben mapushane köşelerinde nasıl makyaj yapacağım pardon?
Sinirim arttıkça arttı. Dudaklarımı kemirmeyi hızla bırakıp yanımda oturan Karen'in sırtına sert bir sille çarptım. Sinek ısırığı etkisi yaratacağımı biliyordum fakat sinirimi bir yerden çıkarmalıydım. Fısıldayarak konuştum,
"Aptal! Hadi sen boku yedin, benim ne işim var lan burada? Hapise tıkayacaklar bizi, birşey yap! Ben burada makyaj yapamam, süslenemem!"
Bakışlarını bana döndürdü.
"Derdin bu mu, kızım? Hele bir dur bu adam şikâyetçi olursa bizden, asıl olayı o zaman başlatacağım."
Amacı neydi bu bok çuvalının? Dayanamayıp elimin tersiyle ağzına tokat attım.
"Kapat çeneni! Senin yüzünden buradayız zaten. Tek birşey daha yaparsan seni gebertirim!"
Ne için olduğunu anlamadığım bir biçimde dudakları iki yana kıvrıldı. Sonra hemen ifadesini toparlayıp karşısındaki adama yeniden sinirli bakışlarını attı.
Sert sesiyle konuşan komiser aramızdaki sessizliği böldü.
"Karen Bey ve Alara Hanım, sizi dışarı alabiliriz."
Ellerimi saçlarıma daldırıp derin bir nefes verdim. Karen ayaklanıp bir elini bacaklarıma, diğer elini ise belime yerleştirerek hızla kucakladı. Aniden yaptığı için kollarımı boynuna dolamak zorunda kaldım. Kulağına doğru eğilip yine fısıldayarak konuştum. Malum, bir kez daha sorguya çekilmek istemezdim.
"Sana kaç kere aniden yapma şunu diyeceğim? Geri zekâlı!"
İfadesiz ve sessiz kalıp çıkışa ilerledi. Odadan çıkıp uzun koridorda kucağında benimle yürümeye başladı.
"Adama çıkarken ufak bir uyarı yaptım. Merak etme, hapis köşelerinde çürümeyeceksin yani."
Kaşlarımı çattım.
"Ufak bir uyarı derken? Ne yaptın yine?!"
Kısa bir kahkaha attı.
"Ufak diyorum işte. Çok metaklısın, Ritim Perisi."
Gözlerimi devirdim. Oturabileceğimiz bir yer görünce tırnaklarımı sırtına geçirdim.
"İndir beni burada!"
Salak sırıtışı hâlâ dudaklarındaydı.
"Yerinden memnun gibisin."
Gerçekten dayaklıktı. Ne imâ etmeye çalışıyordu?
"Seni gebertirim, salak!"
Tekrardan kahkaha attı. Neyse ki daha fazla zorlamadan bekleme koltuğuna oturttu. Hemen sonrasında yanıma kuruldu ve bacaklarını genişçe açarak kafasını geriye yasladı. Sinirlerimi hoplatıyordu. Bacağına sert bir tokat attım.
"İnsan gibi otur. Tek başına değilsin, salak,"
Verdiğim uyarıyı anlamış olsa gerek hemen bacaklarını kapattı. Sanki tek başınaymış gibi hareket edince sinirleniyordum.
Hareketlerine değil, ona sinirleniyorsun. Dedi bir ses. Haklı diyordu. Karen başlı başına sinir bozucu bir etkendi. Bakışlarımı odakladığım yerden yanımda otutan beyinsiz kas yığınına çevirdim. O da bir yere odaklanmış bakıyordu. Az önce çıktığımız odanın kapısı açılınca ikimizde bakışlarımızı o yöne çevirdik. Komiser ve tacizci olduğunu öğrendiğim adam çıktı.
...
Adam bizden şikâyetçi olmamıştı fakat kendisi mahkeme tarafından cezalandırılmıştı. Karen gerçekten beni korumaya çalışıyordu. Biraz odunluk yapmış olabilirdim fakat beni ilgilendirmezdi. Adamı tanımıyordum ve Karen'e sinirliydim.
Tekrardan beni taşıyarak arabaya bindirmişti. Dirseğimi kapı koluna yaslamış, elimi ise başıma koymuş bir şekilde dışarıyı izliyordum.
"Sence partnerim kim olur?" diye sormama engel olamadım. Bu düşünce aklımı kemiriyordu.
"Bacağın yüzünden bir süre pratiklere gelemeyeceğini biliyorsun, değil mi?"
"Biliyorum. Ama bir gün geri geldiğimde, sence kiminle partner olurum?"
Omuzlarını kaldırıp indirdi.
"Bilmiyorum ama çok seçeneğin yok."
Bakışlarımı tekrar dışarıya çevirdim. Evime varmamıza az bir süre kalmıştı.
...
