Son Ritim kitap kapağı

18. bölüm / 19

Son Ritim

17. Bölüm ☀️

Vaveyla Yazarı: 𝐶𝑒𝑚𝑟𝑒 ✮⋆˙

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 17. Bölüm ☀️

BÖLÜM BAŞI UYARISI⚠️;
Sevgili okurlarım, öncelikle bölüme hoş geldiniz, hepinize keyifli okumalar diliyorum. Sizden bir ricam olacak. Lütfen bölümü okuduktan sonra yorum yapacaksanız, veya satır arası yorumlar yapacaksanız konunun dışına çıkmayın, geçiştirmelik yorum yapmayın. Sadece bu bölümde yaşanan olayları ve karakterleri göz önünde bulundurarak yorumlarınızı yapın, fikirlerinizi ve eleştirilerinizi belirtin. Şimdiden herkese teşekkür ediyorum, hadi bölümee🫡🌿

Aniden Karen'e gelen telefonla romantik anımızı bölmek zorunda kalmıştık. Kardeşi olduğunu daha yeni öğreniyordum fakat önemli bir durum olduğunu anlamıştım. Karen'i ilk kez bu kadar ciddi ve telaşlı görmüştüm. Onun hakkında öğrenmem gereken belki de birçok şey vardı fakat şimdi sırası değildi.
Hızla ilerlerken artık daha fazla dayanamamıştım.
"Karen? Sorun ne?"
Derince ofladı. Gerçekten acil bir durum olduğundan şüpheleniyordum. Ve açıkçası içimde yükselen korkuya engel olamıyordum.
"Anlatacağım, Ritim Perisi, anlatacağım. Ama dediğim gibi önce Beste'yi görmem lazım."
Sessiz kaldım. Kız kardeşinin isminin Beste olduğunu bile daha şimdi öğreniyordum fakat sorun çıkarmadım. Ailesi hakkında hiçbir şey söylememesi ve Beste'ye bu kadar bağlı olması bir şeyler çağrıştırıyordu fakat fazla derine inmek istemedim. Henüz bugün sevgili olmuşken, sülalesi rahat bir şekilde tüm özelini anlatmasını beklemiyordum neticede.

Karenlerin evine vardığımızda kardeşiyle özel konuşması gerektiğini düşünerek bahçede beklemeyi tercih etmiştim. Karen'de fazla beklemeden çıkmıştı zaten. Şimdi ise arabada, akademiye doğru ilerliyorduk. Bu ay sonunda hazırlanmamız gereken şehirler arası bir yarışma turnemiz vardı. Bu süre zarfında aşkımızı fazlaca yaşayamayacaktık anlaşılan.
Ona fazla sormak istemiyordum ama merak duygusu içimi kemiriyordu.
"Kardeşinin neyi var, Karen? Özel değilse tabii..." diye mırıldandım. Bu soruyu sormak veya sormamak arasında kalmıştım fakat kendime engel olamadım.
Bakışlarını yoldan çekip bana doğrulttu. İfadesinde yoğun bir duygu karmaşası vardı.
Derin bir iç çekişle karşılık verdi.
"Bende tam olarak bilmiyorum, Ritim Perisi."
Daha fazla zorlamamak için ağır ağır başımı sallayıp dışarıdaki şehir manzarasına baktım. Tepede araba ilerledikçe bize eşlik eden güneş vardı. Sıcak bir gündü.
Aniden Karen'den yükselen sesle bakışlarımı ona çevirdim.
"Annem... Hastaydı. Fazla dayanacak gücünün olmadığını biliyordum fakat her halükârda Beste'ye belli etmemeye çalıştım. Annem vefat ettiğinde ise... Babam bizi bırakıp gitti. O şerefsizin nerede olduğunu bilmiyorum ama gitmeden önce bize az çektirmemişti. Her gün dayak yiyordum o adamdan. Tek isteğim reşit olduktan sonra kardeşimi de alıp bu evden gitmekti. On sekiz yaşıma kadar köpek gibi çalıştım ben, Alara. Latin dansındaki başarım bile babama batıyordu. En sonunda kendime bir ev alacak güçte olduğumda Beste'yi alıp ayrı eve çıktık lakin nafileydi her şey. Travmalarla büyümüş bir kızdı Beste..."
Arabanın içindeki sessizlik, onun son cümlesiyle birlikte biraz daha ağırlaştı. Direksiyondaki ellerine baktım. Parmakları direksiyonu sıkıca kavradığı için parmak boğumları beyazlaşmıştı ama sesi hâlâ sakindi.
"O günlerden geriye sadece kâbuslar ve travmalar kaldı Beste'de,” dedi.
Titreyen dudaklarım ve bakışlarımla sert çehresinin ardındaki hüzünlü ifadesini izledim. Altı aydır tanıyordum onu. Bugün sevgili olmuştuk. Ve ben, daha birkaç saat önce hayatımın en güzel heyecanlarından birini yaşarken, şimdi onun çocukluğundan dinlediğim bu birkaç cümleyi kafamda bir yere oturtmaya çalışıyordum.
“Sen...” dedim, sonra tekrar sustum.
“Ne?” derken sesinde bir kırgınlık yatıyordu. Dışarıdan bakan biri anlamazdı belki ama ben rahatlıkla anlayabilmiştim.
“Bunca şeyi nasıl bu kadar rahat anlatabiliyorsun böyle?” dedim. Sesim sorgular bir şekilde çıkmıştı. Hayretle karışık hüzün vardı içimde fakat belli etmemeye çalıştım. Ona acıdığımı sanmasını istemezdim.
Kısa bir bakış attı.
“Nasıl yani?”
“Sanki çok normal bir şeymiş gibi anlatıyorsun.”
Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.
“Normal değil zaten.”
“Biliyorum.”
Camdan dışarı baktım. Yol boyunca uzanan ağaçlar geride kalıyordu.
“Peki baban şimdi nerede?” diyerek başka bir soru daha yönelttim. Darlamak istemesem de başıma bela olan merak duygusu her şeyden baskın geliyordu.
“Bilmiyorum.”
“Hiç aramadın mı?”
“Hayır.”
“Neden?”
Omuz silkti. Benim titrek bakışlarım sürse de o inatla bana bakmıyordu.
“Bilmek istemedim.”
Bu kez bir şey söylemedim. Birkaç saniye sonra ise, düşünmeden konuştum. İçimde bir anda babasına karşı oluşan sinir, dudaklarımdan bu cümlenin dökülmesine engel olamamıştı.
“İyi yapmışsın.”
Başını çevirip bana baktı. Kaşları havalanmıştı. Dudaklarında ise yok denecek kadar az bir şekilde, dikkatli bakmayanın göremeyeceği bir tebessüm vardı. Hayretle karışık ifadesi sürerken, "Ne?” diye sordu.
Bu sefer rahat bir tavırda olan bendim.
“Bilmek istemediysen, öğrenmemekle iyi yapmışsın.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra önümüzdeki yolu göstererek, “Akademiye az kaldı,” diye mırıldandı. Sesi kalın ve tok çıkmıştı fakat kısıktı. Konuyu değiştirmeye çalıştığı çok belliydi.
“Konuyu değiştirme.” diye direttim.
Bu sefer gülüşü daha da büyüyerek kendini belli etti. Bulaşıcı bir tebessümdü. Seviyordum onun bu muzır hallerini.
“Değiştirmiyorum.”
“Değiştiriyorsun.”
Kısa bir kahkaha atarak sohbetimizi taçlandırdı.
“Sen de daha ilk günden sorguya çektin.”
Dışarıda kaldırımda yürüyen insanları sayarken kıkırdadım. Bunca şey yaşamasına rağmen neşesinden bir şey eksilmemişti. Takdire şayan bir kişiliği vardı.
“Merak ettim sadece," dedim. Sesim kısık ama güleç bir şekilde çıkmıştı.
“Farkındayım.”
Arabanın içindeki hava biraz olsun dağılmıştı. Bunun verdiği rahatlıkla derin bir nefes vererek ona yandan bir bakış attım.

Bir süre sonra akademinin binası uzaktan görünmeye başlamıştı. Camdan dışarı bakarken, az önce anlattıklarını hâlâ düşünüyordum.
Altı ay boyunca hiç bilmediğim bir hayatı vardı. Ve sanırım bugün, onun hakkında ilk kez gerçekten hiçbir şey bilmediğimi fark etmiştim.
Düşüncelerimi bir köşeye bırakıp kapı koluna uzandım fakat Karen benden önce davranıp kapımı açmıştı. Elini uzattığında minik bir gülüşle uzattığı elini kavrayarak ayaklandım. Buraya gelmeden önce evime uğrayıp spor çantamı almıştım. Bagajdan eşyalarımızı çıkardığında bahçeden akademinin içine doğru ilerliyorduk. Aniden aklıma düşen kuşkuyla yüzüm düşmüştü. Karen'e döndüğümde etrafı izlediğini fark ettim.
"Karen, bu Sabrina'dan bir haber var mı? Partner olduğumuzdan beri onu hiç akademide görmedim."
Omuz silkti.
"Artık onunla ilgilenmiyorum, Ritim Perisi," dedi ve bakışlarını bana çevirdi. Ben daha ne olduğunu anlayamadan beni kolunun altına çekip saçlarıma derin bir öpücük kondurdu. Ardından sağ kolumu kavrayıp, büyük bir lekenin olduğu yere de aynı öpücükten kondurdu. Lekelerimin dikkatini çektiği her halinden belliydi.
"Ben artık sahipliyim, yavrum. Hem de sahibim kırmızı lekeli bir sanat eseri. Şu an yanımda yürüyor ve mis gibi vanilya kokuyor. Daha detay vermeme gerek var mı?" diyerek göz kırptı. Bu sefer gülüşüm minik bir kıkırtıya dönüşmüştü.
...
Soyunma odama geçtiğimde dolapları alel acele açıp kapatan Sabrina'yı görmek, şaşırtıcı olmuştu. Onu burada görmeyi beklemiyordum fakat umursamadım. Topuklularımı almak için kendi dolabıma ilerledim fakat önünde duran Sabrina buna engel oluyordu.
"Kenara çekilir misin?" dedim soğuk ama kibar bir sesle. Bana yaptıklarını affetmek lügatime uymuyordu fakat bugün hiçbir şey moralimi bozamazdı.
"İzvini, ya ne oçen horoşo gavaryu pa-turetski." dedi hızlıca. Rusça konuşarak benimle alay ediyordu fakat bilmiyordu ki, benim Rusçam gayet yeterli seviyedeydi. Dans için gittiğim turnelerde yeterince öğrenmiştim. Şimdi de bana, Üzgünüm, Türkçeyi pek iyi konuşamıyorum diyordu. Pekâlâ Türkçe anlayıp konuşabildiğinin farkındaydım fakat rekabet istiyorsa rekabet edecektim.
Yüzüme aşağılayıcı bir sırıtış kondurarak cevapladım.
“Nu tagdá búdem gavarít pa-rússki. Ya tólka ştó skazála tebé ataytí s darógi,”
Söylediklerim karşısında iki kaşı birden havalanmıştı. Bunu beklemiyor olmalıydı. Ona, "O zaman Rusça konuşuruz. Sana az önce önümden çekilmeni söyledim," demiştim. Bu sefer anlamamasının imkânı yoktu. Ha, ana dilini anlamayacak kadar geri zekâlıysa, o zaman ona saygı duyardım.
Yüzündeki şaşkınlık her şekilde belli oluyordu fakat ısrar etmeden geri çekildi. Yüzündeki anlamsız sırıtış içimi huzursuz etse de aldırmamaya çalışarak dolaptan topuklularımı çıkardım. Her zaman yaptığım gibi tabanını ve topuklarını kontrol edecekken dışarıdan yükselen Ece Hocanın sesiyle kontrol etmeye vaktimin olmadığını anladım. Bu derslik bu rutinimi atladıktan sonra hızlıca sahneye, Karen'in yanına koştum. Şarkı arkadan yükselirken, son ritime kadar dansımıza devam ettik.

Dansımız, artık oldukça hararetli bir hal almıştı. Karen'in elleri belimdeyken hava sıçrayarak kendimi kollarına bıraktım. Karen'in güçlü kolları saniyeler içinde beni havaya fırlatınca kendi inişimi ayarladım fakat adımlarım yere bastığında... Zeminin, ayaklarımın altından kayıp gittiğini hissettim. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki, ayaklarımın iki yana bükülüp yere çakıldığımı çok sonradan kavrayabilmiştim. Sert düşüş değildi fakat ayak bileklerimdeki sızı ve kareografimizin bozulması en ağır cinstendi. Yine saniyeler içinde Ece Hoca ve Karen başımdaydı.
"Ay kızım, Alara! Ayakkabılarının topuğu gevşemiş. Nasıl fark etmedin?"
Söylediği cümleyle... Başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü âdeta. Az önce Sabrina'nın dolabımın önünde olması tesadüf değildi. O yapmıştı! O lanet olası kızın bu kadar sessiz olmasından anlamalıydım zaten.
Ellerimi iki yana bastırarak ayaklandım. Yüzümün öfkeden sıcakladığını hissedebiliyordum.
"O yaptı! Az önce dolabımın önündeydi. Sabrina yaptı!"
Kolumdaki ellerden kurtulup sert adımlarla ilerlemeye çalıştım. Sendelesem de durmadım. Fazla acım yoktu ama performansımız Sabrina yüzünden sabote edilmişti. O şirret kız yüzündendi her şey!
Arkamdan Karen'in geldiğini biliyordum fakat onu da umursamadım. Hızlı adımlarımla bahçeye çıkıp bir banka oturdum. Arkamdaki Karen'de gelip önüme çökmüşü. İki eliyle bacaklarımı tutarken bakışları yüzümdeydi.
"Yavrum, Sabrina ne alaka? O niye böyle bir şey yapsı-"
Sözünü bitirmesine izin vermeden lafını böldüm.
"Karen bana o kadını savunacaksan şimdiden söylüyorum, def ol git! O yaptı, biliyorum. Ve bundan adım gibi eminim!"
Dizlerimi tutan elleri kasılmıştı. Bunu hissedebiliyordum fakat öfkemden ödün vermedim.
"Güzelim, anlıyorum, öfkelisin ama o yapmaz. Eski partnerimi tanıyorum. Kareografi sabote oldu diye onu suçlaya-"
Bu defa lafını, yanağına okkalı bir tokat geçirerek böldüm.
Gerçekten harika bir sevgililik başlangıcı, dedi derinlerden bir ses. Umursamadım.
"Allah'ın cezası! Gelmiş karşıma o şirret kadını savunuyorsun! Def ol git gözüme gözükme, Karen Soykan!"
Bacaklarımdaki ellerini sertçe kavrayıp çektim. Acıyan ayak bileklerime aldırmadan kendimden emin bir şekilde akademiden çıktım. Soyunma odasında kalan eşyalarım umrumda değildi. Buradan eve yürüyerek gidecek olmam bir nebze de olsa canımı sıksa da gerekli tüm eşyalarımın yanımdaki minik el çantamda olması içimi rahatlatmıştı. Üzerimde sahne kostümü varken, ayaklarım çıplaktı. Arkama bir saniye bile dönüp bakmadan ilerledim. Hedefim, Elisa'nın eviydi.
...
Yanında duran Miraç'ı bir koluyla dürttü Karen. Karşısındaki dik adımlarla ilerleyen kadından bakışlarını bir saniye olsun ayırmıyordu. Yanındaki Miraç ise oldukça sinirliydi. Antrenmana gelmişti fakat Alara'nın sinir dolu bağırışlarını duyunca Karen'in yanına koşmuştu. Olaylar hakkında gram fikri yoktu ama o da Alara'nın arkasından izliyordu. Dürtülen koluyla başını Karen'e çevirdi.
"Ne var, lan?" diye oldukça kibar bir şekilde cevapladı.
"Peşinden gitsem parçalanır mıyım?"
Derin ve gerginlik dolu bir nefes verdi Miraç.
"Sence, geri zekâlı? Kızı dinlemeden savunmaya geçmişsin, şimdi birde peşinden gitsen sence Alara sana ne yapar?" diye öfkeyle bağırdı. Haklı olduğunu bilen Karen, sadece izlemekle yetinmişti.
"Peki şimdi nereye gidiyordur?"
Bu sefer sakince omuz silkti.
"Bilmem. Sevgilimi arayacağım, belki oraya gidiyordur."
Karen, sokağı dönüp artık görüş alanında olmamasına rağmen Alara'nın arkasından bakıyordu.
"Sevgilin kim lan?" diye bağırdı Karen. Beyni sıfırlanmış gibiydi.
"Oğlum, sen harbiden âşık olmuşsun he. Unutkanlık falan başlamış. Elisa'yla biz sevgiliyiz, daha sabah söyledik. Unuttun mu lan?"
Omuzlarını kaldırıp indirmekle yetindi. Ama aniden aklına düşen fikirle gözleri kocaman açılmıştı. Arkası dönük bir şekilde ilerleyen Miraç'ın yanına, iki büyük adımda yetişmişti. Ensesinden aniden tutup bir yavru köpek misali kendisine çevirdi.
"Yürü oğlum, mezdeke oynayacağız!"
Miraç'ın ifadesi, âdeta bok görmüş bir şekilde ekşimişti.
"Ne diyorsun lan sen?"
Karen ise gülen ifadesinden ödün vermeden konuşmaya devam etti.
"Mezdeke oyanayacaksın. Kalk yürü, Elisaların evine gidiyoruz!"
"Neden benim karımı rahatsız ediyoruz ve mezdeke ne alaka?!"
Bu sefer yüzü ekşiyen Karen'di.
"Başlarım vıcık vıcık aşkınıza! Benim karım, senin karının evinde olduğu için gidiyoruz, anladın mı Miraç? He oğlum?" dedi tane tane.
Fakat Miraç'ın itiraz edip sorgulamasına fırsat bırakmadan arabaya zorla geçirdi. Aklındaki fikri uygulamak içinse Elisa'nın evine doğru yola koyuldu.
...
Alara Sardıç
Yaşadığım akıl almaz olaydan sonra ilk geldiğim yer Elisa'nın evi olmuştu. Başımdan geçenleri anlattığımda ikimizde sinir küpüne dönüşmüştük. O Karen şerefsizini de ne yaparsa yapsın, asla affetmeyecektim. Bunca şeye rağmen yolda giderken peşimden gelmemişti.
Gelseydi adamı on beş parçaya ayırırdın, dedi derinlerdeki o ses. Tırnaklarımı kemirip bacaklarımı stresle sallarken kendi kendime omuz silktim. Tek sayılardan nefret ettiğim için on beş değil, on dört parçaya ayırırdım. Bu derinlerdeki ses, benim hakkımda pek bir bilgiye sahip değildi anlaşılan. Stresli hallerime devam ederken, üzerimde Elisa'nın beyaz, ördekli ip askılı pijaması vardı. Karşımdaki koltukta oturan Elisa'dan yükselen yakarışla bakışlarımı daldığım yerden kopararak ona döndüm.
"Ay Alara yeter! Sabahtan beri tir tir titretiyorsun bu bacaklarını. Bu kadar strese ne gerek var bir tanem? Kapına koşa koşa gelip senden özür dileyecek, bak demedi deme."
Derin bir nefes vererek arkama yaslandım. Elimde tuttuğum kahve bardağını dudaklarıma götürdüm fakat soğumuş, tatsız bir hale gelmişti. Uzanıp orta sehpaya bardağı bırakarak konuştum.
"Hayır, çok istiyorsa gidip Sabrina'yla beraber olsaydı. O çok savunup sevdiği Sabrina'yla!" diye carlamama hiçbir şey engel değildi. Bu haykırışlarımın arasında Elisa'nın yakınışlarını bastıran bir müzik sesi duyuldu. Önce ikimizde hareketsiz kalarak şok içinde birbirimize baktık.
Dışarıdan yüksek sesli bir müziğin, hareketli notaları tüm evi dolduruyordu.
"Apartmanında deliler mi var?"
"Sanmıyoru-"
Cümlesini tamamlayamadan pencerenin kırılmasıyla ikimizden de yoğun çığlıklar kaçtı. Yaşadığım şeylerin aniliği, kalbimin çırpınırcasına atmasına neden olmuştu.
"Ay ne oluyor?" diye çığlık atmamız da bir oldu. Dışarıdan yükselen ses ise... Kafamın tasını iyiden iyiye attırmıştı.
"Alara! Yavrum, bak senin için neler yaptım. Bari bir cama çık be güzelim!"
Resmen burnumdan soluyarak kırılan pencereye doğru ilerleyip camı açtım.
Gördüğüm, duyduğum ve karşılaştığım her şey tüm vücudumun şok olup irkilmesine sebep olmuştu.
Aşağıdaki Karen, omzundaki hoparlörde çalan şarkıya eşlik ederken elini bizim pencereye doğru kaldırmıştı. En can alıcı kısım ise... Yanındaki Miraç'tı.
Beline siyah, pullu bir yazma bağlanmış bir şekilde kıçını kıvırarak kendi etrafında dönüyordu. Yüz ifadesi ağlamaklıydı fakat hareketleri, sanki yıllardır mezdeke oynuyormuş gibiydi. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırsam da nafileydi. Şarkı artık daha netti. Zehra, Olmaz Gülüm diyordu. Enerjik şarkıya uygun olarak Karen şarkıya eşlik ediyor, Miraç kıvırıyordu.
Olmaz gülüm olmaz.
Bu kalp yerinde durmaz,
Sensiz günler haram.
En derinde yaram.
Diyordu enerjik ve kıvrak şarkı. Eş zamanlı olarak Karen bağırıyordu.
"Sensiz günler haram, Alara!"
Kahkahamı bastırmak için cebelleşirken o devam etti;
"En derinde yaram, Alara!"
Anlık olarak duraksayan Miraç'ın kafasına boştaki eliyle bir tokat attı.
"Kıvır lan!" diye bağırarak sakince uyarısını yaptıktan sonra tekrar şarkıyı söylemeye başladı.
"Olmaz, gülüm olmaz, bu kalp yerinde durmaz! Sensiz günler haram, en derinde yaram!"
Gülüşümü kontrol altına aldığımda bu sefer arkamdan gelen Elisa çığlık atarak gülüp, Miraç'a bağırıyordu.
"Dansöz oldun da benim niye haberim olmadı, Miraç!" diye haykırdı. Gülmekten neredeyse konuşamıyordu. Ben ise yeniden somurtup Karen'e seslendim.
"Allah'ın cezası, ne diye camı kırıyorsun? Böyle affedeceğimi düşünüyorsan, daha çok düşün Karen Bey! Hatta git, o çok sevdiğin Sabrina ile düşün!" diye haykırarak camı kapattım.
Tek bir günümüz bile normal geçmiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

103okunma 29beğeni 11yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18