16. bölüm / 19
Son Ritim15. Bölüm ☀️
Bölümler 19Şu an: 15. Bölüm ☀️
- 1 1. Bölüm☀️680 kelime
- 2 2. Bölüm☀️1.252 kelime
- 3 3. Bölüm☀️405 kelime
- 4 4. Bölüm☀️538 kelime
- 5 5. Bölüm ☀️921 kelime
- 6 6. Bölüm☀️648 kelime
- 7 7. Bölüm ☀️729 kelime
- 8 8. Bölüm ☀️593 kelime
- 9 9. Bölüm☀️589 kelime
- 10 10. Bölüm ☀️727 kelime
- 11 11. Bölüm ☀️546 kelime
- 12 12. Bölüm ☀️1.110 kelime
- 13 13. Bölüm ☀️837 kelime
- 14 14. Bölüm ☀️1.182 kelime
- 15 15. Bölüm ☀️1.134 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16. Bölüm☀️1.031 kelime
- 17 17. Bölüm ☀️2.240 kelime
- 18 18. Bölüm ☀️1.558 kelime
- 19 19. Bölüm ☀️854 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alara Sardıç
Önümdeki bardağın kenarlarında parmaklarımı gezdirdim. Yine fazlasıyla içmiştim ve bunun acısının fena çıkacağını hissedebiliyordum. Mantıklı düşünemediğimden, sadece parmaklarımın bardağın etrafındaki hareketlerini izliyordum.
Karen'in zorlamasıyla buraya gelmiştik. Miraç denen o çocuğun Elisa'dan hoşlanmadığını düşünmek büyük aptallıktı. Şu an pistte deliler gibi dans etmelerinin başka açıklaması olamazdı sanırım. Kolumu birinin dürtmesiyle irkilsemde sersem bakışlarımı sol tarafıma çevirdim.
"Niye canın sıkkın, Ritim Perisi? Eğlenmene bak ya!" diyordu Karen sarsak sesiyle. O da en az benim kadar sarhoştu. Yani ben öyle olduğunu düşünüyordum.
Düşüncelerimi en arkaya attım. Biraz eğlensem ne olabilir ki diye geçirdim içimden. Kendimce onaylayıp başımı hafifçe aşağı yukarı salladım ve önümdeki içecek bardağını kafama diktim. Zihnim tamamen bulandığında ne yaptığımı bilmez halde kollarımı Karen'in ellerine doladım.
Hâlâ oturduğunu görünce sinirlenip tekrardan çekiştirdim.
"E hadi, eğlenelim demedin mi?" diye mızmızlandım.
Bakışları birkaç saniye gözlerimde oyalandı. Daha sonra bu çabama karşılık verip ayağa kalktı.
Arkada çalan, yüksek sesli ve bir o kadar da yüksek ritim eşliğinde dans etmeye başladık. Bir süre sonra Karen'den sıkılıp Elisa'ya doğru ilerleyecektim ki, kolumu kavrayan el yüzünden durmak zorunda kaldım. Karen'e doğru başımı çevirdiğimde yüzlerimizin yakınlığı yüzünden nefesi suratıma vuruyordu.
"Bekle, neden latin dansı yapmıyoruz? Bizde partnerliğimizi kutlayalım," dedi. Bazı harfleri sarhoşluğun etkisiyle yutsa da anlaşılıyordu.
Boş bir gülüşle cevap verdim.
"Bu müzikte mi?"
Kaşlarını yukarı kaldırdı.
"Gidip açmalarını söylesem?"
Başımı iki yana salladım.
"Hayır, burada latin dansı yapmak istemiyorum."
Omuzlarını kaldırıp indirdi. Gözüme normalden daha yakışıklı geliyordu.
Onun da sarhoş olmasını umarak cilvelendim. Neden yaptığımı sorgulayacak halde değildim.
"Sen niye gözüme bu kadar yakışıklı geliyorsun?"
Kolumu kavrayan eli usulca yanına düşmüştü.
Hafif çapkın bir gülüşle konuştu.
"Sadece sen sarhoşken alıyorum bu iltifatları, pişman olacağın şeyler konuşma bence."
Bende umursamazca omuz silktim.
"Sarhoşsam hakkını vereyim bari," dedim ve pistin ortasına ilerledim. Elisa'yı gördüğümde Miraç'ın karşısından çekip bana bakmasını sağladım.
"Artık dans etme sırası bende, Elisa."
...
Bir süre sonra yorulup tekrar masamıza ilerlemiştik. Gözlerimi dinlendirmek için sıkıca kapattım fakat yanımda hissettiğim hareketlilikle bir gözümü açıp yan tarafa baktım. Karen yanıma oturmaya çalışıyordu.
İki gözümü de tamamen açıp masada oturan bizimkilere baktım. Geç gelen aydınlanmayla sinirli bakışlarımı Karen ve Miraç'a çevirdim.
"Hani bir kutlamaydı bu, niye sadece biz varız?!"
Bir süre Karen ve Miraç birbirlerine bakarken, ben ve Elisa'da birbirimizi izledik.
"Eee şey..." diye konuşmaya başladı Miraç.
"Hmm?" diye karşılık verince Karen omuzlarımdan tutup bedenimi kendine çekti.
"Çünkü başka arkadaşımız yok,"
Duyduklarım duygusal bir cümle değildi fakat kaşlarımı çattım.
Dalga mı geçiyorlardı yoksa gerçekten arkadaşları yok muydu anlayamadım.
"Biz arkadaşınız mıyız?"
Bir an duraksadı. Bakışlarını gözlerimden kaçırıp etrafta gezdirdi sonra yeniden gözlerime baktı.
"Yani, neyim olmanı istersin Ritim Perisi?"
Dudaklarımı büzdüm. Bir daha içeceğimi sanmıyordum fakat söylediklerime engel olamadım.
"Daha yakın bir tabir..." diye mırıldandım.
O da kaşlarını çatmış, sorgular ifadeyle bana bakıyordu. Fakat bu bakışma kısa sürmüştü. Hemen ardından söyledikleri ise...
Bambaşka şeylerin bir başlangıcıydı.
"Senden hoşlandığıma inanamıyorum..."
Yüzlerimizin yakınlığını da bu söylediğiyle fark etmiştim. Fakat geri çekilmek yerine hafifçe daha da yaklaştım. Artık burunlarımız hafifçe birbirine değiyordu.
"Sen benden mi hoşlanıyorsun?" dedim. Sorgularcasına çıkmıştı sesim. Konuşurken dudaklarına fazla yaklaşmıştım ama yine çekilmedim. Onun çekilmesini bekledim fakat...O da çekilmemişti. Gözleri dudaklarım ve gözlerim arasında gidip geldi.
Yutkunurken kafasını ağır ağır salladı.
Kendimi biraz geri çektim fakat tamamen uzaklaşmamıştım.
"Kor alevmişsin sen. Gerçekten cehennem ateşini bile kıskandıracak kadar yakıcısın, Alara!"
Miraç ve Elisa'nın sırıtarak bizi izlediğini fark ettiğimde içgüdüsel bir utanç kapladı bedenimi. Şok ve utanç eşliğinde Karen'den olabildiğince uzaklaştım. Ben ne yapıyordum ki zaten?
"Nasıl yani? Benden mi hoşlanıyorsun?" diye sordum. Bu soruyu daha önce sorup sormadığımı hatırlamıyordum.
"Evet dedim ya,"
"Hı hı tamam."
Şaşkınlıkla tekrar bana baktı.
"Bir şey demeyecek misin?"
Cıkladım. Ne denir bilmiyordum ki?
Elisa'nın ciyaklayan sesi kulaklarımı tırmaladı.
"Kızım odun musun? Adam sana aşk ilanı yapıyor,"
Başımı tamamen o yöne çevirdiğimde elinde, bize doğru tuttuğu telefonla karşılaştım.
"Ne yapıyorsun?"
Kıkırdadı. Hatta giderek gülüşünü arttırdı ve en son kahkaha atarak gülme faslını sonlandırdı.
"Yarın sabah izlediğinde ne tepki vereceğini çok merak ediyorum!"
Ne yaptığımı çoktan unutmuştum. Az önce ne yaşandığını unuttuğum için boş boş Elisa'ya baktım.
"Ne oldu ki?"
Bu sefer konuşan Miraç oldu.
"Cidden unuttun mu?"
Gözlerimi kırpıştırarak başımı salladım. Yanımda oturan Karen'de başını sola eğip bana bakmaya çalışıyordu.
"İnanılmazsın, Ritim Perisi." diye soludu.
Bu sefer başımı ona çevirdim.
"Ne?"
Çenesiyle önümdeki bardağı işaret etti.
"Bence bugünlük yeterli ha? Ne dersin?"
Küçümser bir bakış ve gülüş kondurdum yüzüme.
"Sana ne, derim,"
Bu sefer masadaki herkes kahkaha atarak gülerken ben, masadaki bardağı kafama diktim. İnatsa inattı fakat bu gecenin sabahı da olacaktı...
Yeterince dinlendiğimi anladığımda yavaşça ayaklandım. Karşıda bana doğru gelen bir çocuk vardı. Önce umursamak istemedim fakat çocuk yunan mitolojisinden fırlamış gibi olduğu için adımlarım yere çakıldı. Arkamdan benimle beraber kalkan Karen'de durmuştu. Sarı saçlı, uzun boylu çocuk masamıza geldiğinde gülümseyerek elini bana doğru uzattı.
"Selam, tanışalım mı?"
Önce bana uzatılan ele, sonra çocuğun yüzüne baktım. Yanımdaki Karen'in çocuğa bok atan bakışlarını görünce çocuğun göğsünden itip masadan uzaklaştırdım. Ne yaptığımı anlamamıştı fakat zorlamadı.
"Olur, tanışalım tabii." dedim zoraki bir gülümsemeyle. Adam içmiş gibi durmuyordu ama benim leş gibi içki koktuğuma emindim.
"Ben Murat. Seni pistte gördüm. Çok güzelsin bu arada. Tanışmak istedim."
Cilveli bir gülüş kondurup saçlarımı kulağımın arkasına attım.
"Teşekkür ederim, ben Alara." dedim nazlı nazlı.
Bakışları birkaç saniye arkama takıldı. Daha sonra hızla bana döndü. Yüzü düşmüştü.
Çenesiyle arkamı işaret ederek,
"Sevgilin mi?" diye sorunca...
Daha fazla dayanamayıp bir hışımla arkamı döndüm. Karen yalı kazığı gibi arkamda dikilmişti.
"Ne yapmaya çalışıyorsun?" dedim öfkeyle soluyarak.
Benim gibi bir sinirle omuz silkti.
"Hiçbirşey," dedi ama sıktığı yumrukları başka birşey söylüyor gibiydi.
Gerginliği daha fazla sürdürmemek adına gülümsedim.
"Harika! O zaman git ve bizimkilerle takıl. Bende şeyle takılacağım...Şeyle..."
"Murat." dedi arkamdaki tok ses.
"Heh! Murat'la takılacağım. İzin verirsen biz gidiyoruz, Karen beyciğim!" diyerek yanından uzaklaştım. Pistin ortasına ilerledik fakat Karen'lerin oturduğu masa hâlâ gözüküyordu. Öfkeli ve burnundan soluyan Karen'i umursamamaya çalışıyordum fakat domates gibi kızarmıştı.
Karşımdaki Murat'a dönüp yavaş yavaş dans etmeye başladım. Giderek artan şarkının ritmiyle kendimden geçmiş gibi ellerimi saçlarıma daldırıp bedenimle dans hareketleri yaptım. Keyfim yerindeydi fakat bu keyfim uzun sürmemişti. Bir anda kendimi yerden yüksekte buldum. Sert bir omuzun üzerinde olduğumu anlayınca Karen'in beni taşıdığını fark ettim.
Tırnaklarımı sırtına geçirerek beni indirmesini istedim fakat indirmedi. Yürümüyorduk. Olduğumuz yerde dikiliyorduk. Açıldığını düşündüğüm elbisemin yırtmacını tek eliyle kapatmaya çalışırken sesini duydum.
"Sevgilim bu kadın," diyordu sert sesi.
İtiraz edecek oldum fakat ne diyeceğimi anlamış gibi beni baş aşağı yere bırakıyormuş gibi yapıp çığlık atmamı sağlayarak susturdu ama bırakmadı. Aksine belimdeki eli sıkılaşmıştı.
"Kadınıma yaklaşma, birader. Senin için iyi olmaz."
"Tamam da sevgilin mi diye sordum Hayır dedi."
Karen'in öfkeyle soluduğunu duydum. Bu sefer olduğum yerden bağırıp,
"Sevgilim değil zaten!" demeye çalıştım fakat kafamı omzuna bastıran el yüzünden boğuk çıkmıştı. Aslında bulunduğum yerden gayet memnundum. Bu düşüncemi kendi kendime onaylayıp başımı sallarken kollarımı Karen'in boynuna doladım. Beş dakika öncesine kadar neler yaşandığını hatırlayamıyordum ama utanacağım şeyler yaşadığımı tahmin etmek zor değildi. Sarhoşluğun etkisiyle mantıklı düşünemiyordum. Bulanık zihnim yüzünden en seçebildiğim şey masaya doğru yürümemiz oldu.
...
Bölüm etkileşimi
