9. bölüm · Son Denge
Bölüm 1 Sayfa 9
William son kez kristale baktı. Çatlaklar birkaç dakika öncesine göre daha belirgindi. Altın renkli ışık ince damarlar gibi yüzey boyunca yayılıyor, her titreşimde biraz daha genişliyordu. Etrafındaki muhafızlar sessizce emir bekliyordu.
"Alanı tamamen kapatın," dedi William. "Konseyden izin çıkmadan hiç kimse kristale yaklaşmayacak."
"Emredersiniz."
William başını Theron'a çevirdi.
"Ben de birazdan geleceğim."
Theron hafifçe başını eğdi. Ardından Katherine ile Clara'ya dönerek eliyle ileriyi işaret etti.
"Gelin."
Üçü birlikte meydandan ayrıldı. Arkalarında kalan uğultu her adımda biraz daha azalıyor, resmî binaların bulunduğu bölgeye yaklaştıkça yerini ürkütücü bir sessizliğe bırakıyordu.
Katherine yürürken çevresine göz gezdirdi. Bu yolu daha önce yalnızca uzaktan görmüştü. İki yanında koyu gri taşlardan yapılmış yüksek binalar uzanıyor, pencerelerin ardında çalışan görevliler bile perdeleri aralamaya çekiniyordu. Şehrin merkezinde olmalarına rağmen sokak neredeyse bomboştu.
"Buraya halkın girmesine izin verilmiyor mu?" diye sordu.
Theron gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi.
"Hayır."
"Neden?"
"Burası Konsey Bölgesi."
Katherine başını kaldırıp önlerindeki yapıya baktı.
Diğer binalardan daha genişti. Keskin hatlara sahip koyu renkli cephesi, sabah güneşini neredeyse hiç yansıtmıyordu. Giriş kapısının iki yanında, diğer muhafızlardan farklı üniformalar giyen görevliler nöbet tutuyordu.
Kapıya yaklaşınca muhafızlardan biri Theron'u tanıyıp hemen doğruldu.
"Efendim."
"Kapıyı açın."
Muhafız hiç vakit kaybetmeden bileğindeki ince cihazı kapının yanındaki panele yaklaştırdı. Metal kapının içinden kısa bir mekanik ses yükseldi ve ağır kanatlar yavaşça iki yana açıldı.
Katherine farkında olmadan nefesini tuttu.
İçeri ilk kez giriyordu.
Bina dışarıdan göründüğünden de büyüktü. Yüksek tavan boyunca uzanan beyaz ışık şeritleri koridoru aydınlatıyor, duvarlara işlenmiş eski kabartmalar modern mimarinin arasında dikkat çekici bir tezat oluşturuyordu.
Katherine istemsizce durdu.
Duvarlardan birindeki kabartmaya yaklaştı.
Bir daire...
Dairenin etrafında birbirine uzanan onlarca çizgi...
Ve tam ortasında, bugüne kadar hiçbir resmî binada görmediği bir sembol vardı.
"Theron."
Yaşlı adam durdu.
"Bu sembol neyi temsil ediyor?"
Theron birkaç saniye kabartmaya baktı.
"Eskiden burada çok daha fazlası vardı."
"Ne demek istiyorsunuz?"
"Yıllar içinde çoğu kaldırıldı."
"Kimin emriyle?"
Theron'un bakışları kabartmanın üzerinde gezindi.
"Bunu bilmiyorum."
Katherine sembole bir kez daha baktı.
Nedense ona tanıdık geliyordu.
Ama nereden...
Hatırlayamıyordu.
"Geliyoruz."
Theron'un sesi düşüncelerini böldü.
Koridorun sonuna doğru yürümeye devam ettiler. Clara'nın adımları giderek yavaşlıyordu. Yorgunluğu yüzünden okunuyordu ama tek bir kez bile şikâyet etmedi.
Koridorun sonunda çift kanatlı koyu renkli bir kapı vardı.
Kapının üzerinde tek bir kelime yazıyordu.
TOPLANTI SALONU
Theron kapının önünde durdu.
Derin bir nefes aldı.
Sonra Katherine'ye döndü.
"Bu kapının arkasında duyacağın her şey burada kalacak."
Katherine istemsizce yutkundu.
"Anladım."
Theron kapı koluna uzandı.
Tam o sırada koridorun sessizliğini bozan keskin bir alarm sesi duyuldu.
Bu kez meydandakinden farklıydı.
Daha kısa...
Daha tiz...
Kapının üzerindeki ince ışık şeridi bir anda kırmızıya döndü.
Theron'un yüzü gerildi.
"Bu da ne..."
Koridorun diğer ucundan bir görevli koşarak onlara doğru geliyordu. Nefesi kesilmişti.
"Efendim..."
Theron bir adım öne çıktı.
"Ne oldu?"
Görevli güçlükle konuşabildi.
"Kristal..."
Bir an nefeslenmeye çalıştı.
"...ikinci kez çatladı."
