7. bölüm / 10
Slytherin GözdesiFırtına Öncesi Uyarı
Bölümler 10Şu an: Fırtına Öncesi Uyarı
- 1 Bina Değişimi704 kelime
- 2 İhanet Belirtisi ve Zor Uyku694 kelime
- 3 İksir Başarısı ve Kıskançlık711 kelime
- 4 Yüzleşme ve Bağların Kopuşu472 kelime
- 5 Yok Etme Büyüsü ve İstekli Başarı575 kelime
- 6 Beklenmedik Anlayış2.398 kelime
- 7 Fırtına Öncesi Uyarı1.006 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 "Seviyor mu, sövüyor mu belli değil. "362 kelime
- 9 Eskilerden Kurtuluş528 kelime
- 10 Mimbulus Mimbletonia470 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Fırtına Öncesi Uyarı
Harry ve Severus bir süre öylece sarılı bir şekilde kaldılar. Harry'nin gözyaşları dinip sessiz hıçkırıklara döndüğünde Severus yavaşça çocuktan ayrıldı. Harry de adamdan uzaklaşıp gözyaşlarını sildi, burnunu hafifçe çekti. Severus öğretmen masasına gidip masanın üzerindeki sürahiden bardağa su doldurdu. Geri Harry'nin yanına gidip su dolu bardağı çocuğa uzattı.
"Al iç, rahatlarsın. Merak etme içine zehir koymadım."
"Zaten öğrencinizi zehirleyecek haliniz yok ya."
"Doğru, yok ama belki öyle düşünürsün diye önceden uyarayım dedim."
"Öyle düşünmezdim... Teşekkür ederim."
Harry suyu alıp içtiğinde hıçkırıkları dindi, gerçekten de rahatladığını hissetti. Severus iksir dolu raflardan birine gidip bir iksir aldı.
"İster yatmadan önce ister şimdi bu iksiri iç. Bu iksir zihnini rahatlatır, rahat uyumanı sağlar. Zihnini esir alan düşünceleri uzaklaştırır. Benim tavsiyem yatarken içmen çünkü içtiğinde biraz sersemlik yapıyor. Oturduğun yerde uyuma kıvamına getiriyor bu iksir."
"O kadar acınası bir durumda mıyım da bana bu kadar güçlü bir iksir veriyorsunuz?"
"Acınası bir durumda değilsin, Potter. Sadece insansın, bir çocuksun ve benim öğrencimsin. Öğrencimin yarınki derslerinde dikkatinin dağınık olmasını istemediğim için bu iksiri veriyorum. Hem o düşüncelerden biraz kurtulsan, rahat bir şekilde uyusan bir şey kaybetmezsin. Tabii istersen başka bir iksirde verebilirim."
"Yok sağ olun. Bu iksiri alayım ben. Bana tavsiye ediyorsanız bir bildiğiniz vardır. Teşekkür ederim."
"Bugün bana çok teşekkür ettin sanki."
"İyi olmam için uğraşıyorsunuz ve nezaketen teşekkür etmek gerek Profesör. Her öğrenciniz için böyle yapacağınızı biliyorum ama bu hiçbir şeyi değiştirmez. Teşekkür etmek nazikliktir."
"İyi, nezaket kurallarını biliyorsun. Neyse. İstersen burada durmaya devam edebilirsin," dedi Severus ve öğretmen masasının yanına gidip parşömenleri düzeltmeye başladı. Sırtı Harry'e dönüktü. Harry ayağa kalkıp elindeki iksiri çantasına koydu ve çantayı da omzuna taktı.
"Sağ olun Efendim ama bu kadar kaldığım yeter. Daha fazla rahatsızlık vermek istemem. Hem akşam yemeğine az kaldı, aç kalmak istemiyorum. İyi akşamlar."
"Sen bilirsin."
Harry tam kapıyı açmak için kapı kolunu tutmuştu ki Severus'un sesi durdurdu onu.
"Potter... Ne zaman sessizliğe ihtiyacın olursa gelebilirsin."
Harry duyduğu bu cümle ile ne diyeceğini bilemedi. Severus'tan böyle bir teklif beklemediği kesindi. Kafasını iki yana sallayarak şaşkınlığını üzerinden atmaya çalıştı.
"Sağ olun Profesör."
Harry kapıyı açıp çıktığında Severus derin bir nefes vererek omuzlarını düşürdü. Sandalyesini çekip oturdu ve Harry'nin çıktığı kapıya gözlerini dikti.
"Yıllarca bir aptal gibi senin şımartılarak tıpkı bir prens gibi büyüdüğünü düşündüm, bunu her fırsattı dile getirdim ama sen... Sen o işkencelerin arasında hayatta kalmaya çalışan küçük çocuksun daha. Çocukluğunu yaşayamamış bir çocuk. Albus bana sevgiyle büyüdüğünü, güvenli bir yerde büyüdüğünü söylerken yalan söylüyormuş demek. Kan Korumasıymış, saçmalık! Bir çocuğun ruhunu öldürdükten sonra yaşamasının ne anlamı var ki? Ben nasıl bir insanım? Neden hiç gidip bakmadım çocuğa? Neden Albus'un sözüne güvendim ki? Karanlık Lord düştüğü zamanlarda ne diye gidip bakmadım? Petunia'yı tanımıyorum sanki! Kız kardeşine daha küçükken, onun cadı olduğunu bile bilmiyorken ucube diyen bir insandan ne bekledim ki?! Aptal kafam!... Ama yok, bundan sonra o çocuğun acı çekmesine izin veremem. Belki geçmişte yaşadıklarını silemem ama geleceğinde mutlu olmasını sağlayabilirim... Şu halime bak. İlk defa duygularımı kontrol edemiyorum ve bir çocuğun acısını sanki kendim yaşıyormuş hissediyorum. Ama bu tuhaf hissettirmiyor... Lan yoksa ben Harry'e karşı yumuşuyor muyum? Yok lan ne yumuşaması! Yumuşadığım falan yok. Sadece bu durumu hiçbir çocuk hak etmez. Onun için ben böyle davranıyorum yoksa yumuşadığım yok. Evet, yok. Neyse, çok gevezelik ettim gideyim de bir Albus ile konuşayım bu konuyu."
Severus ayağa kalkıp sınıftan çıktı ve hızlı adımlar ile Dumbledore'un odasına doğru yürüdü.
Dumbledore'un odasına geldiği gibi kapıyı çalmadan açıp içeri girdi. Dumbledore masasında oturuyordu. Severus'a gözlüğünü üstünden bakıp sandalyesinde geriye yaslandı. Odada aslı eski müdürlerin ve müdürelerin portreleri Severus'a gözlerini şaşkınlıkla dikmiş, kendi aralarında fısıldaşmaya başlamıştı. Severus, kapıyı kapatıp müdürün tam karşısında durdu.
"Bu gelişine neye borçluyum, Severus?"
"Bana yalan söylemene borçlusun, Albus."
"Yalan mı? Ne yalanı?"
"Bilmemezlikten gelme. Harry'nin güvende büyüyeceğini söylemiştin bana. Ona sevgiyle bakıldığını söylemiştin. Ama hepsi yalan! Çocuk az önce sınıfa geldi hali perişandı. Akrabalarının yanında neler yaşadığını anlattı. Duydukça kanım dondu. Bildiğin çocuğa on dört yıldır işkence yapıyorlarmış! O çocuğa bu hayatı nasıl uygun gördün, Albus?"
"Yaşaması için akrabalarının yanında kalması gerekiyordu."
"Yaşamak mı?! Sen buna yaşamak mı diyorsun?! Sen o çocuğun ruhunun ölmesini sağladın Albus! Harry, çocukluğunu yaşayamadan yetişkin gibi davranmaya başlamış! Bana yaşadıklarını nasıl anlattı biliyor musun? Sesi o kadar sakin, o kadar berraktı ki yaşadıklarını kendi kafasında normalleştirmiş çünkü. Bunun neresi yaşamak lan?! Bana bunun hesabını vermek zorundasın."
"Yıllar öncede söylediğim gibi Severus, Kan Koruması olduğu için Harry'i akrabalarının yanına bıraktım."
"Aynı zırvalıkları söyleme bana?! Bir Kan Koruması yüzünden çocuğu ne hale getirdin, görmüyor musun?! Bak seni uyarıyorum; o çocuk bir daha o insanların yanında kalmayacak başka kalacak bir yer bulacaksın ona. Ondan özür dileyeceksin, her şeyi bir bir anlatacaksın. Özür dilemen geçmişi değiştirmese bile dileyeceksin. O çocuk bundan sonra... Benim korumam altında. Eğer onun tek bir saç teline dahi senin yüzünden zarar gelirse bu kadar sakin olmam."
"Peki dediklerini yapmazsan ne yaparsın?"
"Öğrenmek istemezsin. Ama şu kadarını bil; dediklerime uymazsan casusluğumdan da vazgeçer, Karanlık Lord'a kafa tutarım. O planladığın savaş öne çekilir. Dediklerimi yapmazsan bu okulu da, o çok güvendiğin unvanlarını da, bilgeliğini de başına yıkarım. Bunları boşuna söylediğimi düşünme çünkü yaparım. Ben boş laf söylemem bilirsin."
"Peki çocuğa yeni bir yer olarak nereyi düşünüyorsun, Severus? Sirius'un yanında kalamaz çünkü o bir kaçak, Ruh Emiciler tarafından aranıyor. Remus da olmaz çünkü kendisini zaten zor geçindiriyor birde kurt adamların yanına gidip casusluk falan yapıyor."
Severus bu soruya bir cevap bulamadı, sessizliğe gömüldü, gözlerini kaçırdı. Gerçekten çocuk nerede kalacaktı akrabaları dışında? Kısa bir sessizlikten sonra Severus siyah gözlerini adamın keskin mavi gözlerine dikti.
"Eğer akrabaları dışında yanında kalacağı bir kişi bile yoksa... Benim yanımda kalabilir. Sakın Karanlık Lord'u, diğer ölümyiyenleri, casusluğumu falan bahane etme! Ben o çocuğu istersem Karanlık Lord'dan bile korurum. Anladın mı beni? Şimdi Büyük Salon'a gidiyorum, akşam yemeği saati geldi."
Severus arkasını dönüp kapıya doğru yürüdü. Tam kapıyı açıp çıkacaktı ki Albus'un sesi durdurdu onu.
"Yumuşuyorsun. Harry'e karşı yumuşuyorsun, ona değer vermeye başladın."
Severus sırtı Albus'a dönük bir şekilde "Yumuşadığım falan yok. Sadece bir çocuğun haksız yere işkence görmesine katlanamıyorum. Zaten hiçbir çocuk işkence görmeyi hak etmez. Harry'nin yerinde başka bir çocuk olsaydı aynı tepkiyi verirdim," dedi ve kapıyı açıp çıktı.
7.BÖLÜMÜN SONU
Bölüm etkileşimi
