7. bölüm / 11
Sessizliğin ötesindeİçimdeki fırtına
Bölümler 11Şu an: İçimdeki fırtına
- 1 KARAKTER TANITIMI :)))201 kelime
- 2 Bedenimdeki çığlık380 kelime
- 3 Omuzlarımdaki yük325 kelime
- 4 Zavallı Melis....570 kelime
- 5 Görülmeyen yaralar563 kelime
- 6 İlk isyan265 kelime
- 7 İçimdeki fırtına251 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Yalandan bir nefes282 kelime
- 9 Tükenen sabırlar....282 kelime
- 10 Karanlığın içindeki yankı661 kelime
- 11 Sesin bittiği yer...394 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alara and Tuana yedikleri lafın şaşkınlığıyla neye uğradıklarını şaşırmış, etraftakilerin meraklı bakışları altında sinirli bir şekilde kendi sıralarına geri dönmüşlerdi. Sınıftaki o boğucu gerginlik, yerini geride kalan derin bir sessizliğe bırakmıştı.
Başımı hâlâ tamamen kaldırabilmiş değildim; içimdeki fırtına dinmemişti ama göğsümdeki o sızı, biraz olsun hafiflemiş gibiydi. Hayatımda ilk defa biri, benim için o gruba karşı sesini yükseltmişti.
Tam o sırada yanımda oturan Pelin, sakinleşmiş bir sesle bana doğru döndü. Yüzünde az önceki o sert çizgiden eser yoktu; aksine gayet yumuşak ve sıcacık bir tebessümle bana bakıyordu.
"Hadi," dedi, masanın üzerindeki defterini toplarken. "Kantine gidelim mi?"
Bu teklif karşısında bir an duraksadım. Gözlerimi yavaşça ona çevirdim; içimdeki o minnet duygusu boğazımda küçük bir düğüm oluşturmuştu. Yutkundum ve titrek ama samimi bir sesle fısıldadım:
"Teşekkürler..."
Pelin, yüzündeki o aydınlık tebessümle başını hafifçe salladı ve birlikte sınıftan çıkıp kantine doğru yürüdük. Kalabalık masaların arasından geçip sakin bir köşeye iliştiğimizde, Pelin meraklı ama bir o kadar da şefkatli bakışlarını üzerime dikti. Ellerini masanın üzerinde birleştirip sessizce sordu:
"Bunlar hep mi böyleler? İyi misin sen... Derste kafanı masaya koyduğundan beri pek iyi görünmüyorsun da."
Sorusundaki o samimi ilgi karşısında hafifçe yutkundum. Gözlerimi ondan kaçırarak mırıldandım:
"Şey... Yok bir şey, sadece yorgunum."
Pelin yüzümdeki ifadenin ve kaçamak cevabımın derindeki izlerini sezmiş gibi bir an duraksadı, ardından anlayışla başını salladı:
"Peki, sen öyle diyorsan..."
Omuzlarım biraz olsun gevşerken, onun bu baskı yapmayan hali içimdeki buzları biraz daha eritti. Kantinin o kalabalık uğultusu arasında yan yana otururken, hayatımın akışının yavaş yavaş değiştiğini ilk defa o an fark ettim.
Bölüm etkileşimi
