2. bölüm / 11
Sessizliğin ötesindeBedenimdeki çığlık
Bölümler 11Şu an: Bedenimdeki çığlık
- 1 KARAKTER TANITIMI :)))201 kelime
- 2 Bedenimdeki çığlık380 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Omuzlarımdaki yük325 kelime
- 4 Zavallı Melis....570 kelime
- 5 Görülmeyen yaralar563 kelime
- 6 İlk isyan265 kelime
- 7 İçimdeki fırtına251 kelime
- 8 Yalandan bir nefes282 kelime
- 9 Tükenen sabırlar....282 kelime
- 10 Karanlığın içindeki yankı661 kelime
- 11 Sesin bittiği yer...394 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah gözlerimi açtığım an, bedenimdeki acıyla nefesim kesildi sanki. Yataktan kalkmak bile imkânsız gibiydi; sanki vücudumdaki kırk kemik birden kırılmış gibi sızlıyordu her yerim. Zorla ayağa kalkıp aynanın karşısına geçtim.
Aynadaki yansımama bakınca öylece kalakaldım. Karşımda sanki ben yoktum, bambaşka biri duruyordu. Aynadaki o kıza baktım; sanki başkasını görüyormuşum gibi bir kopuş yaşadım. Dün akşam babamın öfkesinden kalan o morluklar, tenimdeki izler canımı o kadar çok yakıyordu ki... Titreyen ellerimle saçlarımı öne doğru çektim. Yüzümdeki ve boynumdaki o izleri saçlarımla kapatmaya, görünmez kılmaya çalıştım. Aynadaki o kızın çaresizliğine bakıp öylece kaldım.
Bugün bir de coğrafya sınavım vardı. Bütün gece o acıyla masanın başında ders çalışmaya çalışmış ama uykusuzluktan ve ağrılardan kafamı hiç toplayamamıştım. Zihnim acıdan kilitlenmişti.
Evden çıkıp okulun kapısından içeri adım attığım an yüzüme hafif, tatlı bir gülücük yerleştirdim. İçim kan ağlarken, bedenim her adımda sızlarken dışarıya karşı hiçbir şey olmamış gibi davranmak zorundaydım. Her şeyi bu küçük tebessümün arkasına saklayıp "her şey yolunda" rolü yapıyordum. Tek istediğim kimseyle konuşmadan sınıfa girmek, en arka sırama geçip kafamı masaya koymak ve biraz olsun dinlenmekti.
Sınıfa girip doğruca en arka sırama yürüdüm. Çantamı yerleştirip kafamı masanın buz gibi ahşap yüzeyine koydum. Sadece iki saniye... Sadece iki saniye geçmişti ki coğrafya hocasının sesi sınıfta yankılandı:
"Sınav süreniz başladı arkadaşlar, herkese başarılar."
Kafamı masadan kaldırmak bile o kadar zordu ki... Önüme konan coğrafya kâğıdına çaresizce baktım. Süre boyunca pes etmeyip soruları okumaya çalıştım ama başaramıyordum. Okuduğumda cümleler birbirine giriyordu. Kelimeler gözümün önünde eriyor, harfler birbirine karışıyordu; tek bir satırı bile tam anlayamıyordum. Titreyen parmaklarımın arasından kalemim kayıp sıraya çarptı ve yere düştü. Yere düşen kalemi almak için acı çekerek büküldüm, canım yana yana uzanıp çok zor bir şekilde kalemi yerden aldım. Kalemi alıp tekrar soruya baktım ama bedenimdeki o şiddetli acı yüzünden artık kelimeleri bile okuyamıyordum, zihnim tamamen kapanmıştı. Ve sınav süresi bitmişti.
Hocanın sesi tekrar duyuldu:
"Sınav süreniz bitti arkadaşlar, arkadan öne doğru kâğıtları uzatın."
Önümdekiler kâğıtlarını arkaya doğru uzatmaya başladıklarında içim bir kez daha ezildi. Önümdekilerin ve yanımdakilerin bana doğru uzattığı kâğıtların hepsi ağzına kadar doluydu, hepsi yazılarla dolup taşmıştı. Onların o dolu kâğıtlarının arasında kendi bomboş kâğıdımı uzatırken utançtan ve acıdan mahvoldum. Üstelik kolumu her hareket ettirdiğimde bedenim inanılmaz derecede yanıyor, canım acıyordu. O bomboş kâğıdı diğer dolu kâğıtların arasına ekleyip öne doğru uzatmak fiziksel acımdan bile daha ağır geldi...
Bölüm etkileşimi
