Bölümler 19Şu an: 📖Sessiz Çığlıklar🤐
- 1 📖Sessiz Çığlıklar🤐71 kelime
- 2 📖Sessiz Çığlıklar🤐650 kelime
- 3 📖Sessiz Çığlıklar🤐525 kelime
- 4 📖Sessiz Çığlıklar🤐550 kelime
- 5 📖Sessiz Çığlıklar🤐630 kelime
- 6 📖Sessiz Çığlıklar🤐531 kelime
- 7 📖Sessiz Çığlıklar🤐448 kelime
- 8 📖Sessiz Çığlıklar🤐452 kelime
- 9 📖Sessiz Çığlıklar🤐474 kelime
- 10 📖Sessiz Çığlıklar🤐532 kelime
- 11 📖Sessiz Çığlıklar🤐554 kelime
- 12 📖Sessiz Çığlıklar🤐598 kelime
- 13 📖Sessiz Çığlıklar🤐482 kelime
- 14 📖Sessiz Çığlıklar🤐477 kelime
- 15 📖Sessiz Çığlıklar🤐253 kelime
- 16 📖Sessiz Çığlıklar🤐420 kelime
- 17 📖Sessiz Çığlıklar🤐492 kelime
- 18 📖Sessiz Çığlıklar🤐597 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 📖Sessiz Çığlıklar🤐446 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 17 — Söylenemeyenler
O gün okul çıkışı hava birden kapandı.
Sabah güneşli olan gökyüzü, akşamüstüne doğru gri bulutlarla dolmuştu.
Min Seo sınıftan çıkarken çantasını omzuna aldı.
Koridorda herkes vardı.
Ama Seungmin yoktu.
Min Seo etrafa baktı.
Min Seo: ''Seungmin nerede?''
Han omuz silkti.
Han: ''Az önce buradaydı.''
Min Seo'nun içini garip bir huzursuzluk kapladı.
Min Seo: ''Telefonunu açmıyor.''
Felix hemen telefonuna baktı.
Felix: ''Bana da cevap vermedi.''
Bang Chan'ın yüzündeki ifade değişti.
Bang Chan: ''Hepimiz dağılıp arayalım.''
Min Seo okulun arka bahçesine doğru yürüdü.
Yağmur başlamıştı.
Bir süre sonra eski bankın yanında Seungmin'i gördü.
Tek başına oturuyordu.
Min Seo yanına yaklaştı.
Min Seo: ''Buradasın.''
Seungmin başını kaldırdı.
Gülümsedi ama gülümsemesi eskisi gibi değildi.
Seungmin: ''Buradayım.''
Min Seo yanına oturdu.
Min Seo: ''Seni merak ettik.''
Seungmin: ''Özür dilerim.''
Min Seo ona dikkatlice baktı.
Min Seo: ''Bir şey olmuş.''
Seungmin: ''Yok.''
Min Seo: ''Bana yalan söyleme.''
Seungmin başını eğdi.
Yağmur biraz daha hızlandı.
Seungmin: ''Bazen bazı şeyleri anlatmak zor oluyor.''
Min Seo: ''Bana anlatabilirsin.''
Seungmin cevap vermedi.
Min Seo sessizce bekledi.
Sonunda Seungmin konuştu.
Seungmin: ''Bugün o çocuğun ailesi okula geldi.''
Min Seo'nun yüzü ciddileşti.
Min Seo: ''Geçen yılki çocuğun mu?''
Seungmin başını salladı.
Seungmin: ''Onu gördüm.''
Min Seo: ''Ne söylediler?''
Seungmin gözlerini kapattı.
Seungmin: ''Bizi suçlamadılar.''
Min Seo şaşırdı.
Min Seo: ''Ama?''
Seungmin: ''Sadece şunu söylediler...''
Seungmin'in sesi titredi.
Seungmin: ''Keşke o zaman yanında biri olsaydı.''
Min Seo'nun gözleri doldu.
Min Seo: ''Sen onun yanında olmaya çalıştın.''
Seungmin: ''Yetmedi.''
Min Seo: ''Seungmin...''
Seungmin: ''Yetmedi, Min Seo.''
Seungmin ilk kez sesini yükseltmişti.
Sonra hemen sustu.
Başını ellerinin arasına aldı.
Seungmin: ''O gün onu bulduğumda bana bakıyordu.''
Bir süre konuşamadı.
Seungmin: ''Benden yardım istedi.''
Min Seo'nun gözlerinden yaşlar süzüldü.
Seungmin: ''Ben de yardım edeceğimi söyledim.''
Seungmin başını kaldırdı.
Seungmin: ''Ama edemedim.''
Min Seo yavaşça konuştu.
Min Seo: ''Olanların hepsi senin suçun değil.''
Seungmin: ''Biliyorum.''
Kısa bir sessizlik oldu.
Seungmin: ''Ama insan bazen bildiği şeylere bile inanmak istemiyor.''
Min Seo gözyaşlarını sildi.
Min Seo: ''Peki sen neden bütün bunları tek başına taşıyorsun?''
Seungmin ona baktı.
Seungmin: ''Çünkü alıştım.''
Min Seo başını iki yana salladı.
Min Seo: ''Alışma.''
Seungmin şaşkınlıkla baktı.
Min Seo: ''Üzüldüğünde söyle. Korktuğunda söyle. Yorulduğunda söyle.''
Sesi titriyordu.
Min Seo: ''Herkesi korumaya çalışırken kendini yalnız bırakma.''
Seungmin uzun süre ona baktı.
Sonra gözlerini kaçırdı.
Seungmin: ''Sen neden benim için bu kadar endişeleniyorsun?''
Min Seo cevap vermekte zorlandı.
Min Seo: ''Çünkü...''
Sustu.
Kalbi hızlı atıyordu.
Seungmin bekledi.
Min Seo: ''Çünkü sen benim için önemlisin.''
Seungmin'in gözleri doldu.
Seungmin: ''Sen de benim için önemlisin.''
İkisi de devamını söylemedi.
Çünkü ikisinin de söylemek istediği çok daha fazla şey vardı.
Ama kelimeler yetmiyordu.
Bir süre sonra arkadaşları onları buldu.
Han uzaktan seslendi.
Han: ''Buradasınız!''
Min Seo hemen ayağa kalktı.
Felix yanlarına geldi.
Felix: ''İkiniz de iyi misiniz?''
Min Seo başını salladı.
Min Seo: ''İyiyiz.''
Chan, Seungmin'e baktı.
Hiçbir şey sormadı.
Sadece yanına geçip omzuna hafifçe dokundu.
Bang Chan: ''Hadi.''
Seungmin başını salladı.
Hep birlikte okuldan çıkmaya başladılar.
Yağmur hâlâ yağıyordu.
Han her zamanki gibi konuşmaya çalışıyordu.
Han: ''Bu havada kesin hasta olacağım.''
Changbin: ''Sen zaten her yağmurda aynı şeyi söylüyorsun.''
Han: ''Çünkü her yağmurda haklıyım.''
Herkes hafifçe güldü.
Seungmin de gülümsedi.
Min Seo bunu görünce rahatladı.
Yürürken Seungmin ona baktı.
Seungmin: ''Teşekkür ederim.''
Min Seo: ''Ne için?''
Seungmin: ''Beni yalnız bırakmadığın için.''
Min Seo gülümsedi.
Min Seo: ''Seni bırakmam.''
Seungmin birkaç saniye ona baktı.
Sonra başını öne çevirdi.
Arkadan onları izleyen Hyunjin, Felix'e sessizce baktı.
Hyunjin: ''Bence artık birbirlerini gerçekten anlıyorlar.''
Felix gülümsedi.
Felix: ''Evet.''
Öndeki Han da konuşulanları duymuştu.
Bu kez hiçbir şaka yapmadı.
Sadece arkadaşlarına baktı.
Çünkü bazen birinin yanında olmak için büyük sözlere gerek yoktu.
Bazen sadece gitmemek yeterdi.
Bölüm etkileşimi
