36. bölüm · Sen kimsin? ( texting ) ve gerçek aile kurgusu
35.Bölüm
Yaman
On sekiz yaşındaydım.Sözde reşit olmak özgürlük getiriyordu.Ne büyük palavraydı.İnsan on sekizine girince bir anda özgürleşmiyordu.
Bazı şeyler yaşla değişmiyordu. Bazı kapılar, anahtarı elinde olsa bile açılmıyordu.Ben babamı bırakamazdım.Aslında beni çok uzun zaman önce bırakıp gitmişti. Ama ben onu hiçbir zaman bırakamamıştım.Evimin her köşesinde babamdan bir parça vardı.Salondaki koltukta oturuşu, koridordan geçerken bana seslenişi, mutfaktan gelen sesi... Çocukluğumun en güzel anıları bu evin duvarlarına sinmişti.İnsan bazen bir evi terk edemiyordu.Çünkü ev dediğin şey duvarlardan ibaret olmuyordu.Hatıralardan oluşuyordu.Bir de kız kardeşim vardı.Canımdan öteydi.Onu bu evde bırakıp gidemezdim. Bu insanlarla, bu kavganın, bu huzursuzluğun içinde tek başına bırakamazdım.Neyse ki o bugün teyzemdeydi.En azından onun iyi olduğunu biliyordum.Belki de bu evde hâlâ kalabilmemin tek sebebi buydu.O akşam yine salonda tek başıma oturuyordum.Üst kattan annemle üvey babamın kavga sesleri geliyordu.Bağırışlar...Birbirine karışan cümleler...Sonra sertçe kapanan bir kapı.
Gözlerimi kapattım.Sanki sesler kesilirse kafamın içindeki düşünceler de susacakmış gibi.Ama susmadılar.Aksine daha da yükseldiler.Tam o sırada telefonum titredi.Ekrana baktım.Sarışın.Bir an öylece kaldım.Kalbim nedensizce hızlandı.Çünkü bir zamanlar yine böyle olmuştu.Aynı ev.Aynı salon.Aynı boğucu sessizlik.Ve bilmediğim bir numaradan gelen bir mesaj...O mesaj beni o zaman bulunduğum karanlıktan çekip çıkarmıştı.
İlk defa biri beni gerçekten anlıyormuş gibi hissettirmişti.İlk defa yıllar sonra biri tarafından sevildiğimi düşünmüştüm.Başlarda dalga geçmiştim.
Hatta ona, "Sarışınsan konuşalım," demiştim.Ne kadar saçma bir başlangıçtı.Ama konuşmuştuk.Sonra daha çok konuşmuştuk.Ve ben fark etmeden ona inanmıştım.Söylediklerine...Duygularına...Bana hissettirdiklerine...Şimdi ise o numaradan uzun bir süre sonra yeniden mesaj gelmişti.Tam da ona ihtiyacım olduğu anda.Sanki yine kafamın içindeki düşünceleri duymuş gibi.Mesajı açtım.İlk birkaç kelimeyi okuduğum anda içimde garip bir his oluştu.Devam ettikçe o his büyüdü.Hayal kırıklığıydı.Ama buna yabancı değildim.
Sarışın:"Özür dilerim. Her şey için. Hayatına girdiğim için de çıktığım için de...Buradan sana yazmaya devam etmek artık bana doğru gelmiyor. Hâlâ sana çok aşığım. Belki bir gün yüz yüze söylerim sana aşkımı ama böyle korkakça ve kimliksiz olmamalı. Anonimliğimin arkasına sığınmadan, gerçek ben olarak yanında olmalıyım.Belki bana alıştın mı bilmiyorum. Ama alıştıysan çok özür dilerim. Hayatım çok karışık ve artık bunu yapamam. Ne sana ne de kendime bunu yapmaya devam etmek istemiyorum.Aşk benim için hep sendin ve sen kalacaksın.Seni seviyorum.O hep yorgun bakan gözlerinden öpüyorum. Hep mutlu ol, hep iyi ol. Senin mutsuzluğuna değecek hiçbir şey yok.Elveda..."
Mesajın sonunda uzun süre kaldım.Ekrana baktım.Bir daha okudum.Sonra bir daha.Gitmişti.Yine.Neden geldiğini hiçbir zaman anlayamamıştım.Şimdi neden gittiğini de anlayamıyordum.Hayatıma neden girmişti?Beni neden kendine alıştırmıştı?Neden tam da birine ihtiyacım varken beni anlayan kişi olmuştu?Daha önce birçok kız bana ilgi göstermişti.Ama onların ilgisinin altında ne olduğunu anlamak zor değildi.Kimisi soyadımı seviyordu.Kimisi popülerliğimi.Kimisi dışarıdan görünen Yaman'ı.
Ama o farklıydı.En azından ben öyle sanmıştım.İlk defa biri beni gerçekten tanıyormuş gibi hissettirmişti.Kimsenin görmediği taraflarımı görmüş gibiydi.Benim bile kendime itiraf etmek istemediğim şeyleri anlamıştı.Ve şimdi o da gitmişti.Mesajdaki bir cümleye tekrar baktım."Senin mutsuzluğuna değecek hiçbir şey yok."İçimden acı bir gülümseme geçti.Bunu yazarken ne yaptığının farkında mıydı?Bana iyi gelmeye çalışırken yeni bir mutsuzluk bırakmıştı.Telefonu elimde sıktım.Sonra düşünmeden numarayı aradım.Bir süre bekledim."Aradığınız kişiye ulaşılamıyor."Telefonu kulağımdan indirdim.Engellemişti.Demek gerçekten gitmişti.
Yukarıdan hâlâ bağırış sesleri geliyordu.Ben ise o seslerin arasında, elimde tuttuğum telefona bakıyordum.Tam o sırada ayak sesleri duydum.Gelenin kim olduğunu anlamam uzun sürmedi.Üvey babam.Hiçbir zaman babam olamayacak adam.Bana "baba" diyebilmem için yaptıklarını unutabileceğimi sanıyordu.Yanılıyordu.Artık ona boyun eğmiyordum.Yanıma geldi.Önümde duran şişeyi aldı ve yere fırlattı."Sen Kadir Alkan'ın oğlusun. Dağıtamazsın.""Değilim."Bir an durdu."Ne diyorsun sen?"Bağırıyordu.Ama ben onu dinlemiyordum.Uzun zamandır dinlemiyordum.Cevap vermeyince daha da sinirlendi. Karşıma oturdu."Seni bu evden gönderirim."Aynı tehdit.Her zamanki gibi.Gidemeyeceğimi biliyordu.Ben de biliyordum.Sinirle sehpaya yumruğumu vurdum."Senden nefret ediyorum."Karşımda gülümsedi.O gülümseme...İçimdeki bütün öfkeyi daha da büyüttü."Bodrum katını mı özledin?"Bir an sustum.Bodrum katı.Geçmişten kalan başka bir yara.Ama artık çocuk değildim."Ben çocuk değilim."Sesim titremedi bu kez."Bana istediklerini bu şekilde yaptıramazsın."Ayağa kalktım."Artık beni rahat bırak."
Daha fazla konuşmadan odama çıktım.Kapıyı kilitledim.İşte o zaman sessizlik geri geldi.Ama bu kez sessizlik daha ağırdı.Yatağıma oturdum.Telefonu tekrar elime aldım.Mesaj hâlâ oradaydı.Bana iyi gelen tek şeydi son zamanlarda.O da gitmişti."Hayatım çok karışık."Benim hayatım da karışıktı.Belki de birbirimizi bu yüzden anlamıştık.Telefonu yatağın üzerine bıraktım.Sonra yanımdaki çekmeceyi açtım.Babamla olan fotoğrafımı çıkardım.Fotoğrafı elime aldığım anda zaman geri sardı sanki.Karnemi aldığım gün...Koşarak babama gidişim..."Aslan oğlum," deyişi...Beni öpüşü...O anki mutluluğum...Gözlerim fotoğrafta babamın yüzünde kaldı.Bana ondan kalan soyadını bile almışlardı.Kadir.Sanki babalık yapacakmış gibi.Gözlerim doldu.Bir damla yaş yanağımdan süzüldü.Babam kanserden ölmüştü.Öleceğini biliyor gibiydi.Her gün bana kendimlpe çok iyi bakmamı söylerdi.Sanki beni kendisinden sonraki hayata hazırlıyordu.Ama ben anlamıyordum.Çocuktum.İnsan çocukken babasının gerçekten ölebileceğine inanmıyordu.Sonra beklenen oldu.Babam öldü.Ama ben hiçbir zaman kabullenemedim.Uzun süre işten çıkış saatini bekledim.Belki kapı açılacaktı.Belki içeri girecekti.Belki her şey eskisi gibi olacaktı.Ve bir gün gerçekten o kapı açıldı.Ama gelen babam değildi.Başka bir adamdı.Karşımda durmuş, babam olacağını söylüyordu.Annem de,"Baban o senin," diyordu.Değildi.O benim babam değildi.Çünkü benim babam böyle davranmazdı.Ben babamın sevgisini biliyordum.Bir insanın babasının yerine geçebilmesi için sadece aynı evde yaşaması yetmiyordu.Babalık bir kelime değildi.Bir histi.Ve o adam bana o hissi hiçbir zaman verememişti.Annem zaten...Onun hakkında ne düşüneceğimi bile bilmiyordum artık.Çoğu zaman kendi dünyasında yaşayan, beni gerçekten görmeyen biriydi.Bu evde sevdiğim tek kişi kız kardeşimdi.Onun için kalıyordum.Onun için bütün bunlara katlanıyordum.Onun için gerekirse her şeyi göze alırdım.Fotoğrafa tekrar baktım.Parmaklarımı babamın yüzünün üzerinde gezdirdim."Baba..."Sesim kısıldı."Seni çok özledim."Boğazım düğümlendi.Gerçekten çok özlemiştim.Belki de bu yüzden Karan abiye bu kadar bağlanmıştım.Babamdan sonra bana babalık hissini yaşatan tek kişi oydu.Hastane odasında daha yeni uyanmışken bile beni düşünmüştü.Kendisi iyi değildi.Ama yine de benimle ilgilenmişti.Ben onunla hep dertleşirdim.Hatta Can'dan bile daha fazla şey biliyordu hakkımda.Hastane odasında bana,"Bir daha sakın hastaneye gelme. Eve geçince gelirsin yanıma. Senden önemli değil."demişti.O cümle içimde bir yere dokunmuştu.Çünkü birini daha kaybetmekten korkuyordum.Bir babayı daha...Hele ki en yakın arkadaşımın, kardeşim yerine koyduğum insanın aynı şeyi yaşama ihtimali beni korkutuyordu.Ama korktuğumu belli edemezdim.Ben dışarıdan duygusuzun tekiydim.En azından herkes öyle sanıyordu.Belki ben de zamanla buna inanmıştım.İnsan bazı şeyleri tekrar tekrar yaşayınca kendini korumayı öğreniyordu.Ben de güçsüz olduğum yerleri saklamayı öğrenmiştim.Kimse görmesin diye.Sarışın ise görmüştü.Ya da ben gördüğünü sanmıştım.Beni anladığını düşünmüştüm.Belki de bu yüzden gidişi bu kadar ağır gelmişti.Ama şimdi başka bir ihtimal daha vardı.Aklımın bir köşesinde bir zamandır duran, kabul etmek istemediğim bir ihtimal...Salak değildim.Bazı şeyler dikkatimi çekmişti.Ders meselesinde bakmayacağım dememe rağmen bakmıştım.O sınıf Arya'nın sınıfıydı.Kıskançlık meselesinde de sadece o sınıftan bir kız olduğunu öğrenebilmiştim.Sonra Sarışın'ın mesaj atmayı bıraktığı tarihlerle Arya'nın o dönemleri uyuşuyordu.Üstelik son zamanlarda bazen bakışlarını üzerimde hissediyordum.Tesadüf müydü?Belki.Ama insan bazı tesadüfleri fazla düşünüyordu.Belki de yazmayı bırakmasının sebebi kimliğini anlamamdan korkmasıydı.Çünkü artık birbirimizi daha çok görecektik.Can yüzünden.Belki de bütün bunları kafamda kuruyordum.Belki Arya'nın hiçbir şeyden haberi bile yoktu.Belkide ben o olsun istiyordum içten içe kendimin bile bilmediği anlamadığı b bir şekilde.Saçlarım siyah ve dalgalı demişti.Arya ise sarışındı.Belkide sinirle demişti.Belki gerçekten sadece sinir olduğu için söylemişti.Belki de hiçbir anlamı yoktu.Ama içimde bir his vardı.Zaman geçtikçe her şeyin ortaya çıkacağını biliyordum.Ve tek bir şeyi umuyordum.Umarım Arya değildir.Çünkü Can'ın kardeşinin benden hoşlanması...İçinden çıkmak istemediğim kadar büyük bir sorun olabilirdi.Fotoğrafı göğsüme bastırdım.Odam sessizdi.Ama kafamın içi hâlâ susmuyordu.yavaş yavaş gözlerim kapanıyordu...
Gözlerimi telefonumun çalan sesiyle araladım.Ekrana baktığımda arayanın Can olduğunu gördüm.Üstelik görüntülü arıyordu.Hâlâ uykuluydum. Gözlerimi ovuşturup telefonu açtım."Günaydın kardeşim.""Günaydın Can," dedim esneyerek."Dün niye açmadın telefonlarımı?""Ne oldu?""Babam hastaneden geldi. Sen yoksun."Bir an sustum."Ailecek kalın istedim."Can'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu."Sen de ailedensin."Ben de gülümsedim.Bunu gerçekten böyle gördüğünü biliyordum.Ama değildim işte.En azından hiçbir zaman öyle hissedememiştim.Konuyu değiştirmek için,"Yarın okula geliyor musun?" diye sordum."Geliyorum maalesef."Sesindeki mutsuzluk hemen belli olmuştu."Ne oldu? Suratı niye asıldı?""Ben gitmeyelim dedim. Arya, derslerden geri kalıyoruz diye tutturdu."Arya.İsmini duyduğum anda dün geceki düşüncelerim yeniden aklıma geldi.Ama üzerinde durmadım."Karan abi nasıl?""İyi. Seni sordu."Bunu duyunca içimde garip bir sıcaklık oluştu.Zaten Karan abiyi görmeyi istiyordum."Biraz ayılayım, hazırlanıp gelirim.""Tamam kardeşim.""Görüşürüz."Telefonu kapattım.Duşa girdim, hazırlandım ve evden çıktım.Arabaya bindikten sonra Karan abilerin evine doğru yola koyuldum.Kapının zilini çaldım.İçeriden bir ses geldi."Ben bakıyorum kapıya!"Arya.Sesini duyduğum anda dün geceki şüphem yine aklıma düştü.Kapı açıldı.Karşımda Arya vardı.Beni gördüğünde yüzündeki ifade bir anlığına değişti.Şaşırmıştı."Hoş geldin Yaman.""Hoş buldum... Sarışın."Kelime istemsizce ağzımdan çıkmıştı.Söylediğim anda neden öyle dediğimi ben bile bilmiyordum.Arya'nın bakışları bir anda değişti.Bana sorgulayan bir ifadeyle baktı.Tedirgin gibiydi.İçimdeki şüphe bir adım daha büyüdü.Ama belli etmedim."Can salonda," dedi."Tamam."Birlikte salona geçtik.Herkes oradaydı.Karan abi beni görür görmez ayağa kalktı ve sarıldı."Hoş geldin.""Hoş buldum Karan abi."Yan yana oturduk.Bana birkaç saniye baktı."İyi misin?"Yine anlamıştı.Nasıl yaptığını bilmiyordum ama ne zaman bir şey olsa fark ediyordu.Bugün ise gerçekten iyi değildim.Yarın...Hayatımın en kötü günlerinden biriydi.Babamın öldüğü gün.Hayatımın ikiye ayrıldığı gün.Ondan öncesi ve sonrası.Ama bunu kimseye anlatacak hâlim yoktu."İyiyim," dedim.Sesime elimden geldiğince neşeli bir ton vermeye çalıştım.Ama odadaki herkesin yüzündeki ifadeden, kimsenin buna inanmadığını anladım.Bir anda ortam sessizleşti.Arya sıkıntıyla ofladı."Çok sıkıcısınız."Tolga abi ona döndü.Aralarının pek iyi olmadığı belliydi."Sen bir gün benimle takıl bakalım, kim sıkıcıymış."Arya hiç düşünmeden,"Bu evde sıkıcı olmadığına inandığım tek bir kişi var."Herkes merakla ona baktı."Kim?" diye sordu Ayaz abi.Arya'nın yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu."Garajdaki motor."Bir an sessizlik oldu."Kimindi o motor?" diye sordu.Tolga abi kahkahayı bastı."Benim."Arya'nın gözleri parladı."Hayalimdeki motor!"Tolga abi hâlâ gülüyordu."Çok beğendiysen gezdiririm."Arya'nın yüzü bir anda daha da aydınlandı."Olur!"O kadar heyecanlanmıştı ki istemsizce gülümsedim.Bir an ne düşündüğümü şaşırdım.Kafamdaki bütün düşünceleri susturmaya çalıştım.Tam o sırada Karan abi araya girdi."Kesinlikle olmaz."Tolga abi ona döndü."Neden?""Hâlâ cezalısın.""Niye?"Arya hemen sordu.Karan abi kaşlarını kaldırdı."Hız sınırını geçtiğin için ceza yedi. Üstüne bir de benden ceza aldı. Canınızı tehlikeye atamam."Arya hemen Tolga'ya baktı.Sonra göz kırptı."Tabii ya baba. Doğru söylüyorsun."Tolga abi de ona göz kırptı."Sen de haklısın baba ."Arya başını salladı."Evet ya. Babam haklı. Olmaz."Sonra Tolga'yla birbirlerine bakıp gülmeye başladılar.Karan abi hiçbir şey anlamamıştı."Aferin," dedi sadece.Arya hemen konuyu değiştirdi."Ben size ne anlatacağım!"Gülümsedi.Sanki sessizlikten hiç hoşlanmıyordu.Ne zaman ortam biraz sessizleşse hemen konuşacak bir şey buluyordu."Ayaz abi, anlat abim."dedi Ayaz abiye eliyle öpücük gönderdi."Okulda ne oldu, görseniz Can'la çok dalga geçersiniz. Ama görmediniz."Can hemen ona döndü."Ne anlatıyorsun canım kardeşim?"Ne anlatacağını anlamıştım.Şimdiden utanmaya başlamıştım.Ben de vardım o hikâyenin içinde.Neyse ki henüz adımı söylememişti.Arya gülümseyerek,"Merak etmeyin, bu fırsatı size anlatıp vereceğim," dedi.Tolga abi güldü."Benim en sevdiğim şey zorbalık."Can ona öfkeyle baktı.Arya ise hâlâ gülümsüyordu."Şimdi Can'ın kardeşi olduğumu öğrendikten sonra kantinde benim yanıma geldi.""Yaman'la birlikte," dedi ve bana baktı.Bakışları birkaç saniye üzerimde kaldı.Sonra hemen Ayaz abiye döndü."Ee?" Dedi Tolga.Arya kaşlarını çattı."Ya nerede kalmıştım?"Bir saniye düşündü."Hatırladım."Sonra anlatmaya devam etti."Neyse, geldiler. Oturduk kantinde. Sonra..."Bir an durdu."Mutlu da vardı yanımızda."Ayaz abi hemen ortaya atıldı."Hoşlandığın çocuk mu yoksa?"Arya'nın kaşları çatıldı."Ne diyorsun abi?"Sanki hiçbir şey anlamamış gibi davranıyordu.Karan abi de şaşkınlıkla,"Ne hoşlanması?" dedi.Arya iyice gerildi."Kıskançlıktan bir susun ya! Anlatamadım."Herkes gülmeye başladı."Mutlu arkadaşım. Daha yeni tanıştım."Tolga abi Can'a döndü."Bu lavuk kim?"Can sakin bir şekilde cevap verdi."Rahat olun, sevgilisi var.""Tamam."Arya derin bir nefes aldı."Tamam ya, anlatmıyorum."Bir anda sustu.Herkes ona bakıyordu.Gülümsedim.Gerçekten çok tatlı bir kızdı.Bu eve neşe getirmişti.Hatta ondan nefret eden Tolga abi bile ona alışmış gibiydi.Arya konuştukça herkesin yüzü değişiyordu.Gözlerinin içi parlıyordu.Sanki bu evin eksik olan bir tarafını tamamlamıştı.Karan abi gülümseyerek,"Nazlı kızım benim, hadi anlat."Arya omuz silkti.Sonra Ayaz abi "hadi anlat. Çok merak ettik güzelim"dedi.Herkes tekrar gülmeye başladı.Arya sonunda pes etmiş gibi,"Neyse, anlatıyorum," dedi.Tam o sırada kantinin kapısı açıldı.Mutlu,"Üç... İki... Bir..."diye saydı.Ne olduğunu anlamamıştım.Bir anda birkaç kız yanımıza geldi.İçlerinden biri Can'ın yanına yaklaşıp konuşmaya başladı."Buluşalım, biraz konuşalım..."Can ise tersliyordu.Bir başka kız da yamana yaklaştı."Yaman..."Gülümseyen hâli bir anda değişti.Kaşlarını çatmıştı.Bana baktı.Sonra sanki kendini toparladı ve tekrar gülümsedi.Ayaz abiye dönüp,"Yaman nazikçe reddediyor. Her gün böyle oluyormuş," dedi.Tolga abi kahkahayı bastı."Lan siz okulun playboyları mısınız?"Sonra Can'a dönüp,"Sen bad boy musun bir de?" diye takıldı.Herkes gülmeye başladı.Ben de gülümsedim.Ama bazen bakışlarım istemsizce Arya'ya kayıyordu.Sarışın...O olabilir miydi?Dün geceki mesajlar...Tarihler...Bakışları...Bana söylediği o cümle...Ama sonra aklıma biraz önce konuşulan şey geldi.Sevdiği biri vardı.Bunu abisi bile söylemişti.Belki de gerçekten başka birinden hoşlanıyordu.Ya da...O sevdiği kişi bendim.Bu ihtimali düşünmek bile istemiyordum.Çünkü Can'ın kardeşinin benden hoşlanması hiç de iyi bir şey olmazdı.Kafamı başka yöne çevirdim.Şimdilik bunları düşünmeyecektim.Tam o sırada telefonumun titrediğini hissettim.Ekrana baktım.Teyzemden mesaj gelmişti.
Teyzem: Balımı eve bırakıyorum. Sen de evde değilsen eve geç canım.Telefonu cebime koydum ve ayağa kalktım."Benim gitmem gerekiyor."Karan abiye döndüm."Çok geçmiş olsun."Ayağa kalkıp bana sarıldı."Sağ ol oğlum."Can beni kapıya kadar geçirdi."Yarın okulda görüşürüz.""Tamam kardeşim."Arabaya bindim.Eve doğru yola çıktım.Ama aklım hâlâ o evdeydi.Arya'nın bana bakışında..."Hoş geldin Yaman," deyişinde...Ve özellikle de ben ona istemsizce "Sarışın" dediğimde yüzünün bir anda değişmesinde...Kafam allak bullaktı.Belki hiçbir şey değildi.Belki de bütün parçalar yavaş yavaş yerine oturuyordu.Ama bir şeyi biliyordum.Yarın babamın ölüm yıl dönümüydü.Ve ben, geçmişin ağırlığıyla geleceğe dair şüphelerimin arasında, eve doğru sürüyordum.
Güzel okurlarım bölümü beğendinizmi Yamandan okumak nasıldı sevdinizmi Yamanın yaşadıkları bu bölümden fazlası aslında ama yaşadıklarını sonra daha detaylı öğreniceksiniz sizi çok öpüyorum kitabımı okuduğunuz için teşekkürler yorumlarınızı,oylarınızı ve takiplerinizi bekliyorum..💞💞💞💞😻😻😻😻
