22. bölüm · Sen kimsin? ( texting ) ve gerçek aile kurgusu
21.BÖLÜM
ARYA
Arabaya bindiğimizde hava ağırdı.
Karan Bey direksiyona geçti. Ben camdan dışarı bakıyordum ama aslında hiçbir şey görmüyordum.
İçimde sürekli büyüyen bir sıkışma vardı.
Bir süre sessizlik sürdü.
Sonra konuştu.
“Akşam konuşacağız.”
Başımı çevirmedim.
Sadece “tamam” dedim.
Kısa.
Soğuk.
O da biraz sustu.
Sonra ekledi:
“Bu kolay bir konu değil.”
İçimden acı bir gülüş geçti.
Benim hayatımda zaten hiçbir şey kolay olmamıştı.
“Alışığım,” dedim.
Bu kez bana baktı.
Uzun değil.
Ama dikkatli bir bakıştı.
“Alışık olman… doğru olduğu anlamına gelmez,” dedi.
Cevap vermedim.
Çünkü gerçekten ne diyeceğimi bilmiyordum.
Eve geldiğimizde herkes kendi dünyasındaydı.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Ama her şey değişmişti.
Karan Bey içeri girer girmez başka bir odaya geçti.
Ben yukarı çıktım.
Misafir odasına.
Kapıyı kapattım.
Sessizlik üzerime çöktü.
Balkona çıktım.
Serin hava yüzüme vurdu.
Aşağıdan sesler geliyordu.
Bahçeden.
Karan Bey’in sesi.
Telefonla konuşuyordu.
İstemeden durdum.
Dinlememem gerekiyordu.
Ama dinledim.
“Ne yapacağım ben kardeşim…” dedi.
Sesi yorgundu.
“Yıllar sonra geldi benim kızım gibi hissediyorum.”
Bir sessizlik oldu.
“Ama o benim kızım… ve ben bunu istemiyorum.”
Kalbim sıkıştı.
“Çocuklar bu duruma nasıl alışacak? Tüm hayatımı altüst ediyor bu kız.”
Derin bir nefes aldı.
“Bir de şaka gibi… benden sakladığı kızın adını Arya koymuş.”
Acı bir kahkaha attı gibi oldu.
“Terk ettiği ailesinden olan oğlunun istediği ismi koymuş…”
Sesi düştü.
“Ben kızım olsun isterdim ama… böyle değil be oğlum başka bir adama baba dedikten sonra değil.”
Durdu.
“Ne yapacağımı bilmiyorum.”
Uzun bir sessizlik.
Sonra daha kısık bir sesle:
“Keşke bunlar hiç yaşanmasaydı…”
“Keşke şu an üst katta o olmasa…”
Geri çekildim.
Sanki nefesim kesilmişti.
Sessizce odaya girdim.
Kapıyı kapattım.
Yatağa oturdum.
Sonra uzandım.
Ve ağladım.
Sessizce.
Kimse duymasın diye.
Bir süre sonra telefonumu aldım.
Bir numara seçtim.
Aradım.
“Efendim?” dedi arkadaşım.
“Ben…” dedim.
Sesim titriyordu.
“Bugün sende kalabilir miyim?”
“Ne oldu?”
“Hiç… sadece gelmek istiyorum.”
“Tabii, gel.”
Telefonu kapattım.
Hazırlandım.
Sessizce evden çıktım.
Kimseye görünmeden.
Geceydi.
Yürüyordum.
Nereye gittiğimi bilmiyordum.
Sadece uzaklaşmak istiyordum.
Ama başım dönmeye başladı.
Adımlarım yavaşladı.
Nefesim daraldı.
“Biraz daha…” dedim kendi kendime.
Ama olmadı.
Dünya karardı.
Ve yere düştüm.
KARAN
Zarf elimdeydi.
Dakikalardır açamıyordum.
Biliyordum.
İçimde bir yer çoktan biliyordu.
Ama korkuyordum.
Gerçek olursa geri dönüş yoktu.
Tam açacaktım ki telefon çaldı.
Ekranda “Ayşe” yazıyordu.
Açtım.
“Ne var?” dedim.
Sesi aceleciydi.
“Benim nüfusumda diye beni aramışlar. Şu kızı nüfusuna aldır ben uğraşamam.”
Donup kaldım.
“Ne diyorsun?”
“Arya hastanedeymiş , beni aradılar. Sen hallet.”
“Git Karan, uğraşamam.”
Telefon kapandı.
Bir an hiçbir şey yapamadım.
Sonra zarfı cebime attım.
Kalbim deli gibi atıyordu.
“Hayır…” dedim.
“Olmaz.”
Kapıya fırladım.
Arabaya bindim.
Ellerim titriyordu.
“Sakın…” dedim.
“Sakın bişey olmasın.”
Ama içimdeki ses bağırıyordu.
Zaten biliyordum.
O oydu.
Hastaneye vardığımda koşarak içeri girdim.
“Arya nerede?” dedim.Lanet olsun soyadını bile bilmiyorum
“Arya,siz yakınımısınız dediler” dediler.
Evet dedim.
“Acilde.”
Koridora koştum.
Her adımda içim parçalanıyordu.
Kapının önünde durdum.
Elim titredi.
Ama açamadım.
Korktum.
İlk defa gerçekten korktum.
