33.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Sirius✨ Night🌠

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 33.Bölüm

Hastanede bir yatakta gözlerimi açtım.
Oysa en son Ayaz abimin omzuna yaslanmıştım. Demek ki uyuyakaldığımda beni bir odaya yerleştirmişti.
Aklım hâlâ babamda ve Can’daydı.
Hiç düşünmeden yataktan kalktım. Komodinin üzerindeki telefonumu aldım ve odadan çıktım. Karşıdaki resepsiyona gidip Can’ın odasını sordum.
“Koridorun sonunda,” dedi görevli.
Teşekkür bile edemeden gösterdiği yöne yürüdüm ve kapıyı hızla açtım.
Can yatakta uzanıyordu. Yanındaki koltukta ise Yaman oturuyordu.
Beni görür görmez Can’ın yüzünde buruk ama sıcak bir gülümseme belirdi. Ben de istemsizce gülümsedim.
“Gel, otursana abim.” dedi.
Yatağın kenarını gösterince yanına oturdum.
“İyi misin abim?” diye sordum.
Konuşurken gözlerim sürekli Yaman’a kayıyordu. Hepimizin gözleri gibi onun da gözleri kıpkırmızıydı. Sessizce bizi izliyordu.
Can’ın göz altları mosmordu. Belli ki saatlerce ağlamıştı.
Dayanamadım. Elimi uzatıp göz altlarına hafifçe dokundum.
Ne düşündüğümü anlamıştı.
“Babam iyi olacak.” dedim.
Sonra eğilip gözünün kenarından yanağına küçük bir öpücük kondurdum.
Can’ın bakışları bu kez bileğimdeki alçıya takıldı.
“Bileğin… Kırık mı? İyi misin?”
Gülümsedim.
“Benim bileğim çok iyi. Sadece çatlak. Sen kendini düşün.”
Sonra ikisine de alaycı bir ifadeyle baktım.
Yaman kaşlarını çattı.
“Neden öyle bakıyorsun?”
Can’a döndüm.
“Can uyandığında ilk seni aramamızı istedi. Bu nasıl bir aşk?”
Yaman kahkaha attı.
“Kardeşlik bağı.”
Bunu der demez yumruğunu Can’a uzattı.
Can da hafifçe elini yumruk yapıp onun yumruğuna dokundurdu.
Allah’ım…
Fazla mı salaklardı?
Ama bir o kadar da tatlılardı.
Daha fazla dayanamadım.
“Can, ben çıkıyorum. Birazdan yine gelirim.”
Başımı hafifçe sallayınca neden gittiğimi anlamıştı.
Babama…
Koridordan yoğun bakım katına çıktım.
Babamı yoğun bakıma almışlardı.
Koridorun sonunda Gurur amcamı gördüm.
Yoğun bakımın camından içeriye bakıyor ve sessizce ağlıyordu.
Bizim yanımızda hiç ağlamamıştı.
Hep güçlü görünmeye çalışmıştı.
Yavaşça yanına yürüdüm.
Beni fark etmedi bile.
Cebimden bir peçete çıkarıp gözlerinin önüne uzattım.
Şaşkınlıkla bana baktı.
Peçeteyi alıp yüzündeki yaşları sildi.
Ona hüzünle baktım.
“Ağlayabilirsin amca.”
Duraksadım.
“Bugün bizim amcamız değilsin…”
Camın arkasındaki babamı işaret ettim.
“Sadece onun abisisin.”
O an benim de gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı.
Hiç düşünmeden ona sarıldım.
Normalde bir gün önce tanıdığım birine asla sarılmazdım.
Ama hayatın, insanlarla aramıza duvarlar örecek kadar uzun olmadığını artık öğrenmiştim.
O da bana sımsıkı sarıldı.
Kulağıma eğildi.
“Teşekkür ederim kızım.”
Bunu öyle içten söylemişti ki…
Bir süre sonra birbirimizden ayrıldık.
İkimiz de sessizce babamı izlemeye devam ettik.
“Durumunda bir gelişme var mı?” diye sordum.
Başını iki yana salladı.
“Hâlâ aynı. Uyanmasını bekliyoruz.”
Kendimi gülümsemeye zorladım.
“Uyanacak.”
“Babam uyanacak.”
Kolunu omzuma koydu.
“Evet.”
“Uyanacak.”
“Ne zaman yanına girebileceğiz?”
“Yarın ziyaret başlayacakmış. Doktorlar bizi duyabileceğini söyledi. Ona hayata tutunmasını sağlayacak şeyler söylemeliyiz.”
“Ne gibi?”
“Bence… Bir kere bile ‘baba’ desen yeter.”
İçim sızladı.
Haklıydı.
Ben ona hâlâ “Karan Bey” diyordum.
Belki de içimde kalan buydu.
Aradan on üç gün geçti.
Her gün hastaneye geldik.
Ayaz abim olmasa ne Can’ı ne de beni eve gönderebilirdi kimse.
Israr ediyor, dinlenmemizi istiyordu.
Can’ın iki haftalık raporu vardı.
Ben de okula gitmiyordum.
Yarın cuma olacaktı.
Ayaz abim beni defalarca okula göndermeye çalışmıştı.
En sonunda vazgeçmişti.
“Özel okulun da bir işe yarasın, bari yok yazılma.” demişti.
Her gün babamın yanına gidiyor, onunla konuşuyordum.
Bazen kitap okuyordum.
Bazen günümü anlatıyordum.
Ve şunu fark etmiştim.
Yaman da babamı gerçekten seviyordu.
Çünkü neredeyse her gün gelip onunla konuşuyordu.
Koridorda sürekli karşılaşıyorduk.
O gün yine babamın odasına girdim.
Yanına oturdum.
Elini tuttum.
Baş parmağımla elinin üstünü okşamaya başladım.
Günlerdir ilk kez…
“Baba…” dedim.
Bu kelime ağzımdan çıkınca boğazım düğümlendi.
Doktorlar bizi duyabileceğini söylemişti.
Belki gerçekten duyuyordu.
Belki de bu kelime ona iyi gelecekti.
“Baba…”
“Lütfen uyan.”
“Sen artık Karan Bey değilsin.”
“Benim babamsın.”
“Ne olur uyan.”
Gözlerim doldu.
Bir damla yaş, yüzüne düştü.
Hemen elimle sildim.
“Baba…”
“Lütfen…”
“Ben bir kez daha bunu kaldıramam.”
Hıçkırıklarım birbirine karıştı.
Nefes alamıyordum.
Yine panik atak geçiriyordum.
“Baba…”
“Yanımda ol.”
“Sensiz yapamam.”
Ağlamaya başladım.
O sırada içeri bir hemşire girdi.
İyi olmadığımı görünce koluma girdi.
“Gel, dışarı çıkalım.”
Beni odadan çıkarmaya çalışıyordu.
Tam o sırada…
Arkamdan bir ses geldi.
“Kızım…”
Donup kaldım.
Nefes almayı yeniden öğrenmiş gibi derin bir nefes çektim.
Yavaşça arkamı döndüm.
Babam…
Gözlerini açmıştı.
Bize bakıyordu.
“Baba…”
Koşarak yanına gittim.
Yatağın kenarına oturdum.
Ağlıyordum.
“Rüyada mıyım?”
Elini kaldırdı.
Gözümün altındaki yaşları sildi.
“Rüyada değilsin kızım.”
Sonra kaşlarını çattı.
“Siz… Ayaz, Can… Hepiniz iyi misiniz?”
Başımı salladım.
“İyiyiz baba.”
“Sadece…”
“Seni beklerken çok korktuk.”
Bir hıçkırık daha koptu.
Babam beni kendine çekti.
“Kızım…”
“Buradayım.”
“Ağlama.”
O an…
Sanki bütün dünyam yerine oturmuştu.
Onunla bu kadar az anım varken nasıl bu kadar bağlandığımı bilmiyordum.
Tek bildiğim…
Onu çok sevdiğimdi.
Kapı açıldı.
Hemşire içeri girdi.
“Lütfen hasta yakını odayı boşaltsın. Doktor ilk muayenesini yapacak.”
“Tabii.”
Babamın yanağından öptüm.
Kapıya yöneldim.
Tam çıkarken dönüp son kez baktım.
Yanağına dokunuyor…
Gülümsüyordu.
“Şapşik babam.”
İçimden bunu söyleyip odadan çıktım.
Daha kapı kapanmadan Ayaz abimi aradım.
Telefon ilk çalışta açıldı.
“Hastanedeyim.”
“Abi…”
“Babama…”
Karşı tarafta derin bir sessizlik oldu.
Korkuyla sordu.
“Ne oldu?”
Gülümsedim.
“Uyandı.”
“Hemen gelin.”
“Herkese haber ver.”
Telefon yüzüme kapandı.
Heyecandan konuşamamıştı.
Salak…
Yaklaşık on dakika sonra telefonuma bir mesaj düştü.
Ayaz Abi: Güzelim, yüzüne kapatmış gibi oldum. Kusura bakma. Biz de geliyoruz.
Ben: Sorun değil abim. Dikkatli olun.
Telefonu kapatıp odanın önündeki koltuğa oturdum.
Gözlerimi kapatıp tekrar açtım.
Hâlâ…
Her şey rüya gibi geliyordu.:::

Bölümün kısa olduğunun farkındayım üzgünüm elimden gelen bu oldu şuan tatilde memeleketimdeyim bölüm yazmaaya çok fırsatım olmuyo elimden geleni yapıcam bayy💞

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

487okunma 39beğeni 24yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18