46. bölüm · Savaştan aşka

Bölüm 46-

Birol Gökşen

Sessiz Görev

Karargâhta kimse gelen mesajın etkisinden kurtulamamıştı.

“Rauf'un peşinden gitmeyin. Asıl tehlike içeride.”

Gece, mesajı tekrar tekrar okuyordu. Demir ise haritanın başında eski eğitim tesisinin konumunu inceliyordu.

— Bu tesis yıllardır kapalı görünüyor, dedi.

Selim başını salladı.

— Resmî kayıtlarda öyle.

Lara hemen sordu:

— Resmî kayıtlarda değil de gerçekte?

Selim sustu.

Mira, Selim'in yüzüne dikkatlice baktı.

— Orada çalışan ekibin kim olduğunu biliyor musun?

— Sadece birkaç isim biliyorum.

— Kim?

Selim cevap vermeden önce Gece'ye baktı.

— Gece'nin babası o projeden ayrılmadan önce bazı kişileri oraya göndermişti. Ama kim olduklarını hiçbir zaman açıklamadı.

Gece'nin kaşları çatıldı.

— Babam neden benden böyle bir şeyi saklasın?

— Seni korumak için olabilir.

— Beni korumak için bütün hayatımı bir yalanın içinde bıraktı.

Demir, Gece'nin yanına geçti.

— Şimdi gerçeği öğrenme şansımız var.

Gece başını kaldırdı.

— Bu kez hiçbir şeyi geride bırakmayacağım.

---

Ekip, eski eğitim tesisine ulaşmak için gece yola çıktı. Araçlar ana yoldan ayrıldıktan sonra ormanlık bir bölgeye girdiler.

Tesisin çevresinde yüksek duvarlar vardı. Kapının üzerindeki tabela sökülmüş, güvenlik kulübeleri boş bırakılmıştı.

Mert dürbününü indirdi.

— Dışarıda kimse görünmüyor.

Lara çevreyi kontrol etti.

— Bu kadar sessiz olması normal değil.

Aras eski binaya baktı.

— Burası eskiden eğitim merkeziydi. Alt katlarda simülasyon odaları ve arşivler bulunuyordu.

Demir:

— İçeride hâlâ elektrik var mı?

Mira elindeki cihazı kontrol etti.

— Çok düşük seviyede bir enerji sinyali alıyorum.

Gece şaşırdı.

— Yani gerçekten içeride biri var.

Selim başını salladı.

— Mesaj doğruymuş.

---

Ekip ana binaya girmek yerine arka taraftaki servis kapısına yöneldi. Kapının kilidi kırılmıştı.

Demir elini kaldırdı.

— Dikkatli olun. İçeride bizi bekliyor olabilirler.

Gece onun yanına geldi.

— Her zamanki gibi önce sen girmeyeceksin.

Demir ona baktı.

— Gece...

— Yan yana.

Demir kısa bir süre sustu, sonra başını salladı.

— Yan yana.

İkisi birlikte içeri girdi.

Koridorlarda eski eğitim afişleri ve numaralandırılmış odalar vardı. Ancak duvarların bazı bölümlerinde yeni kablolar ve kameralar bulunuyordu.

Lara fısıldadı:

— Burası terk edilmiş değil.

Mira, koridorun sonunda bulunan ekrana yaklaştı. Ekran aniden açıldı.

Bir mesaj belirdi:

“Beş imzanın ardından gelenler, gerçeği korumak için seçildi.”

Gece ekrana baktı.

— “Gelenler” derken kimleri kastediyor?

Aras cevap veremeden başka bir mesaj ortaya çıktı.

“Gece ve Demir, içeri girdiğinizi biliyoruz.”

Herkes bir anda sustu.

Mert:

— Bizi izliyorlar.

Demir çevreyi kontrol etti.

— Kim olduğunuzu gösterin.

Ekran karardı.

Birkaç saniye sonra koridorun sonunda bir kapı açıldı.

İçeriden genç bir kadın çıktı. Üzerinde sade bir görev kıyafeti vardı ve elinde herhangi bir silah bulunmuyordu.

— Sonunda geldiniz, dedi.

Gece temkinli bir şekilde yaklaştı.

— Sen kimsin?

Kadın kendini tanıttı.

— Adım Duru.

Mira dikkatle sordu:

— Rauf'un adamlarından mısın?

Duru başını iki yana salladı.

— Hayır. Ben Barış Projesi'nin ikinci aşamasında görev yapan ekibin üyesiyim.

Selim bir adım öne çıktı.

— Bu ekip gerçekten hâlâ var mı?

Duru'nun yüzünde yorgun bir ifade oluştu.

— Yıllardır var.

Gece'nin sesi sertleşti.

— Peki neden kimseye haber vermediniz?

Duru bir süre sustu.

— Çünkü yıllar önce içimizden biri Rauf'a bilgi sızdırdı. O günden sonra dış dünyayla bütün bağlantımızı kestik.

Demir:

— İçinizden biri mi?

Duru başını salladı.

— Evet. Ve o kişi hâlâ burada olabilir.

---

Duru, ekibi tesisin alt katına götürdü.

Burada eski odaların aksine çalışan bilgisayarlar ve dosya dolapları bulunuyordu. Duvarın ortasında Barış Projesi'nin amblemi vardı.

Duru bir dosyayı Gece'ye uzattı.

— Baban bunu yıllar önce buraya bıraktı.

Gece dosyayı açtı.

İlk sayfada kendi adı yazıyordu.

Demir'in de yüzü değişti.

— Gece'nin adı neden burada?

Duru cevap verdi.

— Çünkü projenin devamında bazı kişilerin tanıklığına ihtiyaç vardı. Fakat o zamanlar Gece ve Demir'in bundan haberi yoktu.

Gece sayfaları çevirdi.

İçlerinden birinde şu cümle yazıyordu:

“Çocuklarımız gerçeği öğrendiğinde, onları korumak yerine yanlarında durmalıyız.”

Gece'nin gözleri doldu.

— Babam bunu yazmış.

Demir sessizce onun yanına geldi.

— En azından bir gün gerçeği öğrenmeni istemiş.

Gece başını salladı.

— Ama o günün bu kadar zor olacağını bilmiyordu.

Demir elini tuttu.

— Artık yalnız değilsin.

Gece ona baktı.

— Biliyorum.

---

Tam o sırada tesisin alarmı çalmaya başladı.

Duru hızla bilgisayara döndü.

— Güvenlik sistemi dışarıdan ele geçirildi.

Lara:

— Rauf mu?

Duru ekrandaki görüntülere baktı.

— Evet. Ama tek başına değil.

Mira başka bir kamerayı açtı.

Ekranda Selim'in yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafı belirdi. Fotoğrafın altında bir isim yazıyordu.

KARAN.

Gece'nin gözleri büyüdü.

— Karan mı?

Demir şaşkınlıkla ekrana baktı.

— Karan'ın burada ne işi var?

Selim'in yüzü bir anda bembeyaz oldu.

Duru yavaşça konuştu.

— Karan, ikinci aşama ekibinin eski üyelerinden biriydi.

Gece dosyayı kapattı.

— O hâlde onu bulacağız.

Duru başını salladı.

— Önce hayatta kalmamız gerekiyor.

Dışarıdan kapıların kilitlendiği duyuldu.

Demir, Gece'nin yanına geçti.

— Hazır mısın?

Gece kararlı bir şekilde başını salladı.

— Bu kez geçmişimiz karşımızda.

Demir elini sıktı.

— O zaman birlikte yüzleşeceğiz.

Alarm sesleri yükselirken, tesisin bütün ışıkları söndü.

Karanlıkta yalnızca tek bir ekran açık kaldı.

Ekranda Rauf'un mesajı vardı:

“Karan'ı bulmadan bu tesisten çıkamayacaksınız.”

Gece, Demir'in yanında durdu.

Ve ikisi aynı anda anladı:

Bu savaşta artık yalnızca düşmanlarıyla değil, geçmişlerinden kalan insanlarla da yüzleşmek zorunda kalacaklardı.