33. bölüm / 47
Şans Oyunu-2Bölüm 33 - Kırık Aynalar
Bölümler 47Şu an: Bölüm 33 - Kırık Aynalar
- 1 Bölüm 1 – Sırların Gölgesinde544 kelime
- 2 Bölüm 2 – Kaçışın Anatomisi520 kelime
- 3 Bölüm 3 – Kırık Hafızalar491 kelime
- 4 Bölüm 4 – Kan Bağı515 kelime
- 5 Bölüm 5 – Uyanış488 kelime
- 6 Bölüm 6 – Kırılma Noktası415 kelime
- 7 Bölüm 7 – Yeni Sayfa322 kelime
- 8 Bölüm 8 – Karanlığın İçinden299 kelime
- 9 Bölüm 9 – Kapanış ve Yeni Başlangıç205 kelime
- 10 Bölüm 10 – Ateşle Dans522 kelime
- 11 Bölüm 11 – Aynalar ve Sis504 kelime
- 12 Bölüm 12 – Kafesteki Kartal532 kelime
- 13 Bölüm 13 – Çatlaklar366 kelime
- 14 Bölüm 14 – Çatlaklardan Sızan Gerçekler388 kelime
- 15 Bölüm 15 – Gölgenin Yüzü380 kelime
- 16 Bölüm 16 – Çıkış Yoksa Kazı393 kelime
- 17 Bölüm 17 – Aynaların Ardında470 kelime
- 18 Bölüm 18 – Kasetin Sesi438 kelime
- 19 Bölüm 19 – Ateş’in Sessizliği370 kelime
- 20 Bölüm 20 – Albatros’un Gölgesi505 kelime
- 21 Bölüm 21 - S.O.399 kelime
- 22 Bölüm 22 – Yılanın Dönüşü411 kelime
- 23 Bölüm 23 – Oyun Masası313 kelime
- 24 Bölüm 24 – Geçit320 kelime
- 25 Bölüm 25 - Sessiz Gelen Fırtına462 kelime
- 26 Bölüm 26 - Yanmadan Önceki Sessizlik446 kelime
- 27 BÖLÜM 27 – Gölgenin İzinde641 kelime
- 28 BÖLÜM 28 – KAPANA KISILANLAR436 kelime
- 29 BÖLÜM 29 – GİZLİ KAPI490 kelime
- 30 Bölüm 30 – Kayıp Saat749 kelime
- 31 Bölüm 31 - Çatlak Sesler342 kelime
- 32 Bölüm 32 – Dikenli Sessizlik577 kelime
- 33 Bölüm 33 - Kırık Aynalar912 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 Bölüm 34 - Adını Bilmediğim Karanlık542 kelime
- 35 Bölüm 35 - Sırların Mezarlığı504 kelime
- 36 Bölüm 36 – Çatlak Sesler787 kelime
- 37 Bölüm 37 - Kırılma Anı1.425 kelime
- 38 Bölüm 38 - Yeni Denge707 kelime
- 39 Bölüm 39 - Gölgelerin Ardında2.404 kelime
- 40 Bölüm 40 - Birlikte Daha Güçlüyüz2.302 kelime
- 41 Bölüm 41 - Olay Başı2.075 kelime
- 42 Bölüm 42 - Yeni Olay4.002 kelime
- 43 Bölüm 43 – Kırık Sesler2.351 kelime
- 44 Bölüm 44– Karanlıkta Kalanlar957 kelime
- 45 Bölüm 45-Geri Dönüş2.088 kelime
- 46 Bölüm 46 - Nehirden Gelen Sessizlik1.880 kelime
- 47 Bölüm 47 - Işıklar Söndüğünde1.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odanın ışığını bile açmadan bilgisayarın başına oturdum. Parmaklarım hala titriyordu ama içimde büyüyen o şey –öfke mi, korku mu, yoksa ikisinin zehirli karışımı mı bilmiyorum– beni ayakta tutuyordu. USB’yi avucumda çevirdim. Üzerindeki “L.” harfi bana bir tür hedef tahtasıymışım gibi baktı.
Alya yanımda duruyordu; omuzları kambur, gözleri uykusuzluktan kızarmış. Ateş ayakta volta atıyordu, sanki durursa düşecekmiş gibi.
“Takıyorum,” dedim ve USB’yi yuvaya yerleştirdim.
Ekran titredi.
Hiçbir klasör, hiçbir isim yoktu. Sadece tek bir şey belirdi:
> “play_me.mp4”
Alya’nın eli bileğime yapıştı. “Emin misin Leyla?”
Başımı salladım. Tıklattım.
Video açıldı. Karanlık bir oda… ışıktan belli belirsiz çizgiler…
Ve sonra o görüntü geldi.
Ben.
14 yaşındaki halim.
Saçlarım örgülü, yüzümde masum bir gülümseme.
“Bu… bu ne?” diye fısıldadım.
Kamera hareket etti. Arkamda biri daha vardı ekranda. Yüzü gölgede kalıyordu ama gömleğindeki ufak yılan sembolünü gözüm seçti.
Ateş anında öne eğildi. “Bu ne zamanki?”
“Hatırlamıyorum… ben böyle bir video çekmedim,” dedim.
Ekrandaki küçücük Leyla konuşmaya başladı.
Sesim… saf, tanıdık ve ürpertici derecede yabancı geliyordu.
> “Eğer bu videoyu izliyorsam… demek ki oyun başladı.”
O an odanın içindeki hava buz kesti.
Alya ağzını kapattı.
Ekrana yeniden yazı düştü:
“İlk kurbanı gördün.
Şimdi sırada ikinci perde var.
Kendini hazırlamaya başla, Leyla.
Çünkü bu… ŞANS OYUNU.”
Ekran karardı.
Bilgisayar kendi kendine kapanmaya başladı. Ayağa fırladım.
“Fişi çek!” diye bağırdım Ateş’e. O daha hızlı davranıp kabloyu söktü. Odanın içinde derin bir sessizlik kaldı.
Hiç kimse nefes almıyordu.
İçimde tek bir cümle yankılandı:
“Bunu yıllar önce ben mi başlattım?”
---
Elimi ekrandan çekerken neredeyse bedenimi de geri çektim. O küçük kız –14 yaşındaki halim– bana bakarken sanki suçluluğumu yüzüme vurmuştu. İçimdeki çığlık kaburgalarımı tek tek kırarak yükseldi.
“Ben ne yaptım…” diye fısıldadım.
Alya yanağıma dokundu. Sessizce ağlıyordu. Dudakları titriyordu ama güçlü görünmeye çalışıyordu. “Suçlu sensin demiyor bu video Leyla” dedi, “ama birileri bunu senin suçunmuş gibi HİSSETMENİ istiyor…”
Ben başımı iki elimin arasına aldım; içim ezildi. Babamın vurulduğu o gün geldi gözümün önüne… O silah sesi… koştuğum koridor… kanlar içinde yatan adam… Babamın yanına çöküşüm, onun elimi sımsıkı tutarken “sakın geriye bakma” deyişi…
Belki de ben hep baktım. O yüzden başımıza bunlar geliyordu.
Ateş arkamızda sessizce izliyordu. Birden yaklaştı, önüme çöktü, dizlerini yere koydu. Gözleri buğuluydu ama ağlamıyordu, o ağlamazdı.
“Leyla,” dedi, sesinde ilk defa titrek bir şefkat vardı, “Kimi kaybedersek kaybedelim… seni kaybedemem. Kendini suçlamayı bırak. Eğer bu oyuna biri başlattıysa, biz bitireceğiz. Seni koruyacağım.”
Kalbim deli gibi çarptı. Uzanıp elini tuttum. Ellerimizi kenetlediğimiz an Alya başını çevirip hıçkırdı. O da çok kırılmıştı; Selim onun çocukluk arkadaşıydı, hatırası kadar canlıydı.
Ve o an… odanın kapısı gıcırdadı.
Üçümüz birden irkilip baktık. Kapı kilitliydi, ama aralıktı artık.
Ayak sesleri… koridordan bir gölge geçti.
Alya korkuyla geri sıçradı. Ateş yanında taşıdığı silahı çıkardı, kapıya yöneldi.
“Buradan ayrılmayın,” dedi.
Ben ve Alya göz göze geldik. Gözyaşları içinde fısıldadım:
“Bu ev bile artık güvenli değil…”
Birden cebimdeki telefon titreşti.
Yeni mesaj: “İkinci perde başladı. Şimdi karar verme sırası sende.” – S.O.
Boğazım kurudu. Mesajın altına küçük bir fotoğraf iliştirilmişti.
Alya uyurken çekilmiş bir fotoğraf. Bu odada. Bu koltukta. Dün gece.
“Elini bile uzatma Leyla!” diye çığlık attı Alya, ama çok geçti. Mesajı ona gösterdim. Rengi attı. Ağzı açık kaldı.
“Ben… takip ediliyorum…” diye kekeledi.
Başımı salladım. “Hepimiz.”
---
Alya'nın gözleri, telefondaki fotoğrafa kilitlendi. Gözbebekleri küçüldü, ağzından tek kelime çıkmadı. Sessizlik ağırlaştı. O kadar sessizdi ki, kalbimizin atışları birbirine karıştı sanki.
“Dün gece…” dedi Alya. “Senin yanında uyumuştum. Nasıl oldu da—?”
Boğazına düğümlendi cümle. Dudağını ısırdı, ağlamamak için zor tuttu kendini.
Ateş koridordan içeri girdi. “Kimse yok,” dedi, kaşları çatık, gözlerinde belli belirsiz bir panik. “Ama bu kapı kendiliğinden açılmaz. Biri bizi test ediyor. Korkup dağılmamızı istiyor.”
“Başaramayacak,” dedim, ama içimdeki çocuk ağlıyordu.
Alya’nın yanına çöktüm. Onun gözleri dolmuştu. “Sen iyi misin?” dedim ama cevap vermedi. Sadece bana döndü ve öyle bir şey söyledi ki, içim buz tuttu.
“Ya bu her şeyi başlatan sensen?”
Bir an nefesim kesildi.
“Sana demiyorum… Ama belki çocukken bir şey oldu. Belki... bir sır verdin, biri seni kandırdı, bir şeyi çözdün, bir şeyi kurcaladın ve bu dağ gibi büyüdü.”
Gözyaşı yanaklarından kaydı. “Belki hiçbirimiz masum değiliz…”
Derin bir sessizlik oldu. Sonra kendi sesim o boşluğa düştü:
“Bunu hep düşünmüştüm…”
İşte o an çöktüm.
Tüm cesaretimin, tüm savaşçı ruhumun altında ezilen o küçük kızı ortaya çıkardım. Başımı ellerimin arasına aldım, dizlerimin üstünde kıvrıldım.
“Ben sadece babamı kurtarmaya çalıştım,” dedim. “Sadece onun yanında olmak istedim. Ama hep geç kaldım. O vurulduğunda bile ben… ben koşarak yetişemedim.”
Alya sarıldı bana. Öyle sıkı, öyle sessiz ki…
Ateş arkamızda durdu, kımıldamadan. Sonra sesi geldi:
“Leyla. Bilmen gereken bir şey var…”
Başımı kaldırdım. Gözlerinde bir kararsızlık gördüm. Sanki bir sırrın kenarında sallanıyordu.
“Babamın öldüğü gece…” dedi. “Ben oradaydım.”
Alya irkildi. Ben nefesimi tuttum.
Ateş devam etti.
“Ben o gece, babanın adamlarından biriyle buluşmak üzere çağrılmıştım. Ama oraya vardığımda silah seslerini duydum. İçeri girdiğimde çok geçti. Babanı yerde buldum. Ve bir şey… bir şey onun avucundaydı.”
“Neydi?” diye fısıldadım.
Cebinden bir şey çıkardı.
Katlanmış bir not.
Yıllardır sakladığı, kimseye göstermediği bir şey.
Notta şunlar yazıyordu:
> “Onlar geliyor. Eğer Leyla güvende değilse, oyun başlar. S.O.”
Gözlerim karardı.
“Bu…” dedim, “bu yazı… aynısı. Az önceki videodakiyle aynı el yazısı.”
Alya’nın dizleri titredi, duvara yaslandı.
“Yani bu… her şey… ben daha çocukken başladı?”
Başımı ellerimin arasına aldım. O an, hayatımın tüm anıları bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden:
— Babamın gülüşü.
— Ceylan’ın gözlerindeki boşluk.
— Selim’in bana son bakışı.
— Sırtımdan soğuk bir damla gibi kayan yalnızlık.
Ve içimdeki o çocuk, o küçük Leyla, o gece o videoyu çeken kız…
Yavaşça ayağa kalktı.
Karanlıkla yüzleşmeye hazırdı.
---
Bölüm etkileşimi
