Sana Rağmen kitap kapağı

3. bölüm / 18

Sana Rağmen

Kısa Bir An

Yazar: Ela Demir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Kısa Bir An

Her şey üst üste geldiğinde hep yaptığım şeyi yaptım, ait olduğum yere gittim. Kayın ağacına. Sakin kalmakta en zor kandığım anlarda buraya gelir, saatlerce düşünürdüm. Hiçbir şey yapmadan, daha fazlasına gerek duymadan sadece düşünürdüm. Düşünmeyi durduramıyordum ve bu sanki artık bana yapışmış bir lanet gibiydi. Asla susmuyorlar, her gün sayıları artarak saldırıyorlardı. Eğer farklı biri olsaydım hayatım nasıl olurdu? O kazayı engelleyebilseydim şu an ne olurdu? Bu benim hatamdı. Yaşadığım her şey, o kaza… Benim hatamdı.
Kendimden, her şeyden çok kendimden nefret ediyordum. Artık bi evim ve bi ailem yoktu. Yani ait olduğum herhangi bir yer de yoktu. Nereye gidersem gideyim hep fazlalık gibi hissediyor, kimle olursam olayım eksik kalıyordum. Hayatım boyunca tamamlanmayacağından emin olduğum bu boşluk kalbime keskin bir bıçak saplıyordu. Ve tüm olanların suçlusunun ben olduğumu düşündüğüm her an o bıçağı daha derine itiyor ve döndürüyordum. Canım yanıyordu ama bu yetmiyordu, dahası gerekiyordu.
Yeryüzündeki en büyük ceza her neyse…
Düşüncelerimin zihnimde serbestçe dolaşmasına izin veriyor ve kontrol altına almaya çalışmıyordum. Hoş, istesem de bunu yapamazdım. Ve saniyede binlerce şeyi aynı anda düşünürken gelen adım sesleriyle durdum, birinin geldiğini fark ettiğimdeyse arkamı dönmeden çoktan ayağa kalkmıştım bile. Yolduğum çimleri pantolonumdan temizledikten sonra kimin geldiğine baktım. Daha önce görmediğim, mutlu diyemeyeceğim bir ifadeyle bana bakan bir kız. Korkmuş görünüyordu, ancak sonra bakışları kaygıyla doldu. Ne söyleyeceğimi bilemez bir hâlde ona bakıyordum. Sarı saçları beline kadar uzanıyor, giydiği elbise kadar parlak gözüküyordu.
Sessizliğin gittikçe garipleştiğini düşünerek bir şeyler söylemiştim ve o an ne söylediğime dair hiçbir fikrim yoktu. O an ve onun yanından ayrılıp yeniden dönene kadar ne yaşadığımla ilgili bir fikrim yoktu. Biri tarafından kontrol ediliyormuşçasına hareket ediyordum. Yolda telefonum çaldığında duraksamadan yürümeye devam ettim.
“Alo, Görkem?”
Arayan en yakın -ve tek- arkadaşım Alp’ti. Nerede olduğumu ve ne yaptığımı sorduğundaysa kısaca durumu anlattım.
“Sen iyi misin? İnsanlar bi hamam böceğiymiş gibi onlardan kaçan biri tanımadığı bir kız için pasta almaya mı gidiyor?”
“Pasta değil, kek alacağım. Pastane buradan çok uzakta, o kadar vaktim yok.”
“Pardon, evet kek. Bu tüm durumu değiştirir tabii ki.” Dedi alaycı bir sesle.
“Neyse, kapatmam gerek. Sonra görüşürüz.”
Yanıt vermesini beklemeden telefonu kapattım. Birkaç dakika gsçtiğindeyse yeniden ait olduğum yerdeydim. Beni beklememesinden korkmuş ve olabildiğince hızlı yürümüştüm. Neyse ki döndüğümde oradaydı. Benim ait olduğum yerde beni bekleyen biri vardı. Etrafa meraklı gözlerle bakmayı sürdürüyorken onun ne kadar tatlı olduğunu düşünmüş ve sonrasında da bu düşünceyle kızarmıştım. Yanına oturduğumda ve dilek tutmasını söylediğimdeyse bir süre oradan uzaklaşmış gibiydi. Hakkımda ne düşündüğünü merak ediyordum. Belki bir kaşık olduğumu düşünüyordu, haksız da sayılmazdı. Hiç tanımadığı biri onu biraz beklemesini söyleyip elinde küçük bir kek ve mumla dönmüştü. Bu romantizmden çok aptallık gibiydi.
Ne dilediğini söylediğindeyse söylediği şeyi garip bulmuştum. Bunu söylediğimde de kızaran yanaklarıyla bana açıklama yapmıştı ve gerçekten de tatlı görünüyordu. Büyük, kahverengi gözleri vardı ve nerdeyse herkeste olan bu göz rengi daha önce hiç bu kadar dikkatimi çekmemişti.
O an yaptığım ve onun hakkında düşündüğüm şeyleri bir mantık çerçevesine oturtmaya çalışamazdım. Sonuçta hissettiklerim biraz sıradışıydı.
Gitmesi gerektiğini söylemişti. Neden gitmesi gerekiyordu ki, diye düşünmüştüm. Sonrasındaysa insanların gidebileceği yerlerin, onu bekleyen ve hep bekleyecek kişilerin olduğunu hatırladım. Benim aksime. O kısacık sürede sessizleşen her düşüncenin ortaya çıkmak için hazırlandığını sezebiliyordum ve bu canımı yakıyordu.
Ne diyebilirdim ki? Gitmemesini mi? Onu bir daha görebilecek miydim? Göremezdim. İsmi dışında bildiğim hiçbir şey yoktu. Yani evet, o gidiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

96okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…