18. bölüm / 18
Sana RağmenÂşık mı oldun? Hem de ansızın? Birdenbire?
Bölümler 18Şu an: Âşık mı oldun? Hem de ansızın? Birdenbire?
- 1 Kayın Ağacı1.659 kelime
- 2 Yalnızca Tek Dilek1.474 kelime
- 3 Kısa Bir An547 kelime
- 4 Bazı Şeyler Değişmez1.304 kelime
- 5 Belirsizlik Denizinden Bir Parça1.566 kelime
- 6 Kırık Bir Kelime1.637 kelime
- 7 Soluk Yeşil1.087 kelime
- 8 Yara ve Şifa169 kelime
- 9 Seni İlk Kez Görmek Gibi1.206 kelime
- 10 Ağaç Ev1.483 kelime
- 11 Yabancı Bir Gözlemci1.839 kelime
- 12 Herkes Memnun Olduysa1.664 kelime
- 13 Her Şey Kötüleştiğinde802 kelime
- 14 Eski Bir Fotoğraf1.397 kelime
- 15 Beş Yıl Önce900 kelime
- 16 Gerçek ve Paradoks844 kelime
- 17 Kesinti939 kelime
- 18 Âşık mı oldun? Hem de ansızın? Birdenbire?390 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kulaklıklarından gelen sakin bir melodi eşliğinde saatlerce yürümüştü Görkem. Çünkü böyle anlarda başka ne yapabilirdi, bilmiyordu.
Bu yüzden her defasında yaptığı şeyi yaparak kaçtı.
Orman yolunu takip etti. Ve görüşü yorgunluktan bulanıklaşıp artık hiçbir şey görmeyene dek koştu.
Beliz’in söylediği şeyler onun için bir ızdıraptı. Kemiklerini acıtan türden bir şeydi bu.
Oysa kısa bir süre öncesine kadar insanların her kelimeye takılıp kalmasının saçma olduğunu söylerdi.
Şimdiyse zamanla her şeyin nasıl da anlam kazandığını görmek tuhaftı. Onunlayken her şeyi daha yoğun hissediyordu. Varlığı için Tanrı'ya şükrediyor, bir gün gidebileceğini düşündüğünde korkuyordu. Beliz'in gözlerinde hâlâ çözülmemiş bir sır vardı ve Görkem, o sırrın peşinden gitmekten kendini alamıyordu.
Bu düşüncelerle yavaşça hızını azalttı ve durduğundaysa merakla etrafına bakındı.
Çevresindeki ağaçları incelerken neşeyle ötüşen kuşların sesini işitti. Gökyüzünün muhteşem maviliğini görebilmek için başını kaldırdı. Ardından derin bir nefes alarak temiz havayı içine çekti. Birkaç dakika öncesine kadar onu ele geçiren huzursuzluk yerini rahatlığa bırakmıştı.
Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme, bakışlarından taşan saf bir mutluluk vardı.
Tam o anda, daha önce hiç bu kadar hayat dolu hissetmediğini fark etmişti.
Bulutlar güneşi kapatmaya, rüzgar yön değiştirmeye başlamıştı. Bir süre sonraysa yüzüne damlayan su damlalarıyla gülümsemesi genişledi. Kollarını açarak başını olabildiğince geriye yasladı ve gözlerini sımsıkı kapattı.
Gözyaşları yağmura karışıp boynuna süzülürken, içindeki karanlığın da damlalarla birlikte dağıldığını hissetti.
“Bu mutluluk da neyin nesi?”
Alp’in orada olduğunu fark etmemişti bile. Sesi yağmur sesine karıştığından geldiğini ancak gözlerini birkaç dakika sonra açtığında görebilmişti. Gördüğündeyse hızla yüzündeki damlaları montuna sildi. Ancak yüzündeki sırıtış henüz silinmemişti.
“Hey, neden aptal aptal sırıtıyorsun?” Diye sordu Alp.
Ancak Alp’in yüzündeki ifade de tıpkı ondaki gibiydi. Nedenini bilmiyor olsa da o da gülümsüyordu.
Görkem ensesini kaşıyarak utanç duygusuyla gülümsemeye devam etti. Yanaklarındaki kızarıklık neredeyse tüm yüzünü kapladığındaysa Alp heyecanla ona yaklaştı.
“Yoksa bu aptal sırıtışının nedeni…”
Görkem birkaç adım uzaklaştı. “Git buradan,” derken gülmeye devam ediyordu. “Sana hiçbir şey açıklamak zorunda değilim.”
“Yoksa âşık mı oldun?” diye sordu bir anda, “Hem de ansızın? Birdenbire?”
Birkaç kilometre ötede olduğunu bildiği kayın ağacını düşündü Görkem. Orada onunla karşılaştıkları ilk anı hatırlamasıyla birlikte tüm vücudunu tanıdıklık hissi sardı. Sanki bu anı yıllar öncesine ait eski bir anıydı.
Alp bir kolunu Görkem’in omzuna atarak gözlerini uzaktaki bir noktaya dikti. “Gerçekten, dostum, neler oluyor?”
Neler olduğunu Görkem de bilmiyordu. Henüz farkında değildi ancak içinde bir şeyler büyüyordu. Beliz’e duyduğu hisler kök salıyor, sahip olma arzusu ise sarmaşık gibi dolanıyordu.
Bölüm etkileşimi
