Sahte Kaza kitap kapağı

7. bölüm / 13

Sahte Kaza

6. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Velmira .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 6. BÖLÜM

Şu an evin önündeydik korumalar Aybars’ ın arabasını görünce kapıyı hemen açmışlardı.
Otoparka doğru arabasını ilerletti bende o sırada konuşmak için ağzımı araladım.
“ Ben seninle aynı evde mi kalacağım ?”
“ Sorun mu var ?”
“ Evet.”
“ Ne gibi?”
“ Seninle kalmak istemiyorum ve bu normal.” Hem benimle konuşuyordu hem de ustaca araba kullanıyordu.
“ Neden ben gelmesem Ata denen adamla kalırdın ama .”
Bu adam bunu neden bu kadar içerledi ki ?
“ Offf kalırdım ve ya kalmazdım sana ne bundan?”
“ Kalacaktın yani.”
“ Hayır.”
“ İnanmadım.”
“ Bana ne?”
Saçımda ki tokayı çıkardım ve saçlarımı serbest bıraktım iki elimle de hafif karıştırdım.
“ Bak ben evime gideyim ama senin aklına her ne takılıyorsa onu araştırmaya devam et ama senin ile kalmak istemiyorum.”
“ Neden?”
“ Bana bak lan istemiyorum demek aslında koca bir sebep anladın mı ?”
Arabasını park etti bende o sırada kafamı kaldırıp etrafıma baktım.
Bu ne ya maşallah her yerde bir araba vardı ve hepsi Kerepsetial araba.
“ Benimle kalmayacaksın zaten ve hayır hiç bir yere gitmeyeceksin.”
“ Ya sen kimsin bir haber yapsam senin bir yerlerin tutuşur hâlâ konuşuyorsun.”
“ Denesene.” Sesli bir oflama ile cevap verdim.
Benimle uğraşmak ne demekti görecekti.
Yakın zamanda.
“ Senin de baban gibi olmayacağını nereden bileceğim.” Bunu dememem gerekiyordu galiba önce gözlerini yumdu sonra açtı ama açmasaydı iyi olurdu bunun gözleri mi karardı?
“ Bir daha de.” Kısık ses ile konuşuyordu ve korkuyordum ama belli etmeyecektim ve üstüne gidecektim.
“ Baban gibi olmadığını nereden bileceğim .”
“ Ne demek istediğini aç.”
“ Diyorum ki Nilgün ve Erhan Sezer ailesinin kızıyım ben yıllar önce ört bas edilmeye çalışmış bir kazanın kurbanıyım ama iyi ört bas edememiş sevgili baban.”
“ Kes sesini.”
“ Neden gerçekler ağır mı geldi o kaçtığın gerçek yüzünden ben yıllarca ailesiz kaldım lan ve kalmaya devam ediyorum. Benim arkadaşlarımı okula babaları ellerinden tutup getirirken ben sadece bakıyordum . Herkesin annesi beslenme hazırlardı ama benim babaannem yaşlı olduğu için hazır yemek yerdim söyle bunlar ağır değil mi?”
Artık sakin bir konuşma yapmıyorduk.
Bağırıyordum.
Aslında onun bir suçu yoktu ama ben çok dolmuştum.
“ Ben mi yaptım söyle ben mi yaptım küçüktüm bende baba denen adamın laneti yüzünden beni mi suçlayacaksın suçla bir sen kalmıştın çünkü suçlamayan evet senin baban ölmüş sen diğer insanların babasına bakarak büyümüşsün kolay değil ama benim de babam yok tu ben her gün korumalarla okula giderdim ama kardeşim babanın elini tutarak gelirdi okula, sen başkasının babasına bakarak büyüdün ben de kardeşimin babasına bakarak büyüdüm ve bir daha sakın beni o adamla aynı kefeye koyma.”
Ben duyduklarım ile öylece kalırken o devam etti .
“ Ben eve gelmeyeceğim Melis gelir onunla kalırsın, in.” Dedi ama ben durmuş ona bakıyordum.
“ Ben-”
“ İn dedim.” Kapıyı açıp indim o da arabayı bir daha çalıştırdı ve hızlıca otoparktan çıktı.
Bu kadar pervazsız konuşmamam gerekiyordu ama kendimi tutamamıştım.
Telefonuma gelen bildirim sesi ile gerçekliğe döndüm kayıtlı olmayan bir numaraydı.
053346***** : Aryel ben Melis abim yazmışda gelirken bir şey istiyor musun ?
Siz : Yanlış anlama lütfen ama gelmesen olur mu? Biraz tek kalmak istiyorum.”
053346*****: O zaman bir şeye ihtiyacın olduğunda bana söyleyebilirsin.
Siz : Sağ ol.
053346*****: Ne demekk.
Mesajlardan çıktıktan sonra otoparktan da çıktım ve eve adımladım yine aynı adam kapımı açtı içeri girdiğimde ayakkabılarımı çıkardım ve terlikleri giydim.
Salona geçtiğimde bilgisayarımın ve ekran gözlüğümün koltuğun üzerinde olduğunu gördüm .
Hemen odama çıktım bir tane şort takım alarak onları giyindim bunalıma buradan çıktıktan sonra da girerdim.
Telefonuma Arda’ nın tasarladığı uygulamalardan biri olan sinyal uygulamasını indirip açtım ve oda da ses kayıt cihazı ve ya göremediğim kamera varsa diye aktif ettim bir süre sonra odada ses ve ya kamera olmadığını öğrendim anlık sevinçle çığlık atıp Arda’ yı aradım .
Arda benim kardeşim gibiydi.
Birbirimize sayısız yardımımız dokunmuştur.
Saatin gece yarısına yaklaştığını görünce modum biraz düştü çünkü Arda çok erken uyurdu.
Şu an tabii ki bunu düşünmeyecektim.
Üçüncü çalışta açıldı ve Arda’ nın uykulu sesi duyuldu.
“ Bir şey mi oldu abla ?”
“ Bana bir şey olmadı ama yardımına ihtiyacım var be Ardamm.”
“ Söyle hemen yapayım.”
“ Şimdi ben bilgisayarımı getittirdim ama haber yapamam senden benim burada zorla tutulduğum ile ilgili bir haber çıkarmanı istiyorum haber sitesi bizimki olmasın anlaşılır.”
“ İyisin.” Dedi ama daha çok soru sorar gibiydi.
“ İyiyim iyiyim merak etme.”
“ Tamam o iş bende dinlenme ve ya izlenme ihtimalin .”
“ Kaldığım oda dışında yüzde doksan ama odada sıfır.”
“ Tamamdır yarın manşetlerdesin kraliçe .”
“ Bir tanesin.”
“ Biliyorum canım.”
“ Öptüm görüşürüz.”
“ Bende öptüm bibipp.”
Telefonu kapattıktan sonra arama geçmişini silerek aşağıya indim. Kamera gören köşeye geçerek bilgisayarımı açtım arkamdaki kamera direk olarak ekrana vuruyordu salona girmeden açtığım led ışıkların kırmızısını seçmiştim. Saliha Karayel ve Mehmet Öz’ün ilişkisi için haber yapacaktım.

SON DAKİKA BEKLENEN HABER;

Saliha Karayel ve Mehmet Öz’ ün ilişkisi hakkında yeni bilgiler gündeme düştü.
Karayel, Öz Malikânesinden tek başına çıkarken fotoğraflar basına düştü.
Ayrıca Saliha Karayel’in Mehmet Öz’ün yakın koruması ile konuşmaları da BNİ haber merkezinden Aryel Sezer tarafından haber kanalında yayınlandı.
Sezer ve ekibi gittikleri röportaj sonrası bulunan haberler olduğundan bahsetti.
Herkesin aklına gelen soru;
Bu açık ihanet karşısında Yakup Karayel ne yapacak ?
• Fotoğraf ve videoyu linki tıklayarak bakabilirsiniz.
HABER MERKEZİ : BNİ
HABERİ YAPAN GAZETECİ: ARYEL SEZER
Çoğunluk sadece haber merkezinin adını geçerdi ama ben kendi adım da eklerdim çünkü ekran karşısına çıkmayı severdim.
Haberi yayınladıktan beş dakika sonra izlenme, beğeni ve yorum kitlesi bir anda arttı kendi telefonuma da bildirimler düşüyordu ama bakmadım ekranı kapattım.
Daha sonra telefonuma indirdiğim kitaplardan birine başladım.
Bir yarım saat sonra etraf karardı.
★★★
( AYBARS’ IN ANLATIMI İLE)
Şu an bedenim sahil kenarındaydı ama ruhum baba denen adamın yanında kalmıştı.
Beni tanımayan bir kadından onunla aynı kefeye koyulmak sinirlerimi bozmuştu.
O da zor şeyler yaşamış ama bana öyle dememesi gerekiyordu.
Ve onunla bu konular hakkında konuşmak garip hissettirmişti çünkü hayatıma aniden girmişti ve ben böyle bir adam değildim.
Melis aramıştı ve gelmesini istemediğini söylediğini haber vermişti.
Evde ki kameralardan haberi yoktu büyük bir ihtimalle.
Kendi odasında zaten kamera yoktu.
Telefonumdan kameraya bağlı olan uygulamayı açıp nerede olduğuna baktım salonda ekran gözlüklriyle bilgisayarda bir şeyler ile ilgileniyordu.
Arkasında ki kameraya geçiş yapıp bilgisayarda baktığı şeyi zumladım haber yapıyordu.
Saliha Karayel ve Mehmet Öz’ün ilişkisi hakkında bir haber yaptı ve kendi adını açığa çıkararak haberi yayınladı.
Bu kız ne peşindeydi?
O adamlara bulaşılmayacağını bilmiyordu.
Allah kahretsin ya.
Hemen arabama gittim ve eve sürdüm o sırada bile telefonuma bildirimler düşüyordu .
Şimdiden yayılmıştı haber.
Efe’ nin aramasını yanıtladım.
“ Haberi gördün mü lan.”
“Sakin ol oğlum bu kadar celallenmeye gerek yok.”
“ Nasıl gerek yok ?”
“ Abartma.”
“ Lan kadın kaçakçılığı yapmış gibi görünüyorsun.”
“ Ben ne alaka .”
“ Lan haber seninle alâkalı Aryel’i kaçırmış gibi görünüyorsun.
“Ne ?” Neyden bahsediyordu bu?
“ Ne ne haberin yok mu lan ?”
“ Hayır.”
“ Ya sabır, bu haberi Aryel’ in yapma ihtimali var mı?”
Eğer ben bakmadan önce herhangi bir haber yaptıysa bilmiyorum ama baktığım sürece yoktu bu konuyla alâkalı konuşmuştu aslında ama yapmamasını istiyorum.
İyi de neden ?
Zaten aramızda o kadar samimiyet yoktu yaparsa hayal kırıklığına uğramamam gerekiyordu.
“ Haber merkezinin adı ne ?”
“ BYZ Merkezi, bende çocuklara araştırmasını söylemiştim haber gelir birazdan.”
“Boş ver Aryel’in çalıştığı yer değil.”
“ Kim o zaman.”
“ Buluruz.”
Dedim ve telefonu kapattım arabayla o kadar hızlı gidiyordum ki direksiyon hakimiyetim iyi olmasaydı çoktan kaza yapmıştım.
Eve geldiğimde arabayı otoparka koymadan hemen içeri girdim kapıyı çok sert kapattım ve salona geçtim.
“ ARYEL.”
Diye bağırdım ama salona girdiğimde keşke bağırmasam dedim çünkü koltukta uyuya kalmış ve benim bağırmamla irkilmişti.
Kahretsin.
“ N’ oluyor.”
Ne diyeceğimi bilemez bir şekilde sadece baktım.
“ Ne diye bağırıyordun söylesene.”
“ Sen..Haber...Merkez...Ben” Ne diyordum lan ben bu ben değilim.
“ Geri zekâlı mısın ?”
“ Sus , bizim hakkımızda haber yapmışlar.”
“ Biz derken.”
“ Ya sen ve ben işte ben seni burada zorla alıkoyuyormuşum.”
“ Doğru demişler.”
“ Allah’ım sen bana sabır ver.”
“ Selamet de dile.”
“ Ben seni burada kalmaya zorluyor muyum ?”
“ Evet.”
Elimi saçıma atıp karıştırdım ne demek istiyordu bu.
Tamam burada kalmalıydı ama kendisi de zorluk çıkarmamıştı.
“Çok rahatsız gibi durmuyorsun.”
“Aynen.”
Haber her yerde yayılırsa sabah buraya polis gelirdi.
“ Bak sen burada isteyerek bulunuyorsun tamam mı ? Sabah gelecek olan polislere böyle diyecek ve haberi yalanlayacaksın.”
“Hayır.”
“ Neden?”
“Yalan sevmem.” Eğer bu haber gerçekten kadın kaçırmışım gibi görünürse itibar falan kalmazdı bende. Çünkü ben bu zamana kadar hiç böyle bir şekilde anılmamıştım ve anılmayacaktım .
“Aryel, senin mesleğini sevdiğin kişileri herkesi tek bir gecede bitiririm, bunun yalan olduğunu söyleyeceksin.”
“Eve gidecek miyim ?” Normalde piknikten sonra kendi evine gönderecektim ama gelen telefonda Lion’un Türkiye’ye döndüğü bildirilmişti. Ve Aryel’ in benimle olduğunu öğrenmişti.
Eğer Aryel’ i kendi başına bırakırsam başına bir şey gelebilirdi.
Bu beni ilgilendirmezdi ama göz de yumamazdım.
“ Hayır.”
“ O zaman.”
“ Bak sana anlatamayacağım şeyler var ve emin ol seni korumak için.”
“ Sanan ne ki benden?”
Ne cevap vereceğimi bilmez bir şekilde ona bakarken aklıma gelen ilk şeyi salladım.
Keşke sallamasaydım.
“ Mira için.”
“Anlamadım.”
“ Sana bir şey olursa Mira üzülür o üzülürse Efe’ de üzülür.”
“ Bu mu?”

( Aryel’in Anlatımı ile)

Bunalıyordum ve burada olmak istemiyordum çünkü Sedat demir'i öğrendikten sonra Aybars ile aynı şekilde bakamamıştım.
Daha önce nasıl bakmıştım ki?
Evet yakışıklıydı etkilenecek türden bir adamdı ama karakterine dair bildiğim tek şey soğuk oluşuydu.
Aşağıda geçen konuşmamızın üzerine kaldığım odaya çıkmıştım benim için değil Efe için beni koruduğunu söylemişti ama hiç inandırıcı değildi açıkçası ben inanmamıştım. İyi de o zaman neden beni koruyordu ki? Polisler geldiğinde çıkan haberini yalan olduğunu yönünde ifade vermemi istiyordu.
Peki ben haberi yalanlayıp burada mı kalacaktım?
Yoksa evime mi gidecektim?
Bu haberin çıkmasına öncülük etmekle iyi bir şey mi yaptım bilmiyordum ama içimden bir ses iyi bir şey olmadığını resmen bağırıyordu.
Ben düşüncelerde boğulurken kapım şiddetle açıldı ve içeri Aybars girdi.
"Telefonunu ver.” Acaba bir şey mi öğrendi bu tamam sakin oluyoruz sonuçta konuşma geçmişini ve uygulamayı sildim.
“ Neden?”
“ Sorgulama ver.”
“ Tabii ki de vermeyeceğim.”
“ Neden? Bir şey mi saklıyorsun.”
“ Bir şey saklamama gerek yok telefonum benim özelim ve senin buna saygı duyman gerek.”
“ Şu telefonu bana verir misin?”
“ Hayır .” Gözlerini kapattı dili usulca dudaklarında gezindi ve üstüme doğru adımladı fazla gerici bir andı.
Bütün klişelik hakkımı kullanıp geri gitmek vardı ama arkamdaki yatak bunu engelliyordu.
Aslında şu an prenses geri geri adımlar prensde ona doğru adımlar ve bam sahnesi olmalıydı yani dizilerde ve kitaplarda böyle olurdu. Ama benim hayatımda böyle bir şeyin olma ihtimali dedemin babaanne olması kadar imkansızdı. Dedem ne alaka şu an of deliriyorum.
“ Ne diye gerici gerici üstüme geliyorsun.”
“ Neden sordun, korkuyor musun ?”
“ Ne alâkası var?” Yüzünde ki o her zaman ki alaycı gülümsemeyi yerleştirdi. Tam karşıma geldiğinde aramızda bir karışlık mesafe vardı.
“ O telefonu bana ver.” Adam sabırla aynı soruyu tekrarlıyordu ama bende aynı sabırla vermiyordum.
“ H...hayır.” Of neden kekeledim ki?
Çünkü adam dibime kadar girdi suç benim değil.
“ Neden kekeledin?”
“ İste...Sana ne ya?”
Yüzündeki gülümseme yerini korurken daha da yaklaştı dur bir adam daha ne kadar yanaşacaksın? Yanından geçip gidecekken kolumdan tuttu bıraksana işte.
“ Nereye?”
“ Sana ne , ona da mı karışacaksın ?”
“Senin iyiliğin için yaptığın şeyleri nankörlük etme.” Tam ağzımı açmış bir şey diyecekken elimde bir boşluk hissettim.
Telefonum.
Artık elimde değildi.
“ İki saattir şu eylem için bizi düşürdüğün hallere bak.”
Sadece gülümsedim şu an karşımda ki adamı boğmak istediğimi kimse bilmemeli.
“ O telefonu geri ver .”
“ Neden böyle bir şey yapayım ki? Hem de istediğimi almışken.”
“ İtibarının benim dudaklarımın arasında olduğunu unutma.”
“ Tehdit ?” Dilimi damağıma vurdurarak ‘cık’ sesi çıkardım.
“ Telefonumu vermezsen geleceğin olacak.”
“ Cesaretine hayran olmamak imkansız.” Sadece gözlerine en ters bakışımı gönderdim.
Kapıya geri geri yaklaştı.
“ Telefonun bir süre bende belleza.”
Belleza mı ?
Bu adam benim İspanyolca bildiğimi bilmiyor muydu?
Bana güzellik dedi.
Bana bana.
Ben ne alaka neden dedi ki?
Ben bunları düşünürken adam çıktı gitti odadan bende arkasından öküzün trene baktığı gibi kapıya baktım.
Aybars odadan çıktıktan sonra bende boş boş camdan dışarı bakmıştım. Çünkü telefonum yoktu. İspanyolca bildiğimi bilmiyordu ve bilmeyecekti.
Aklıma bilgisayarımın burada olduğu gelince hemen aşağıya indim her seferinde bu kadar merdiven çıkmak ve inmek fire verdiğim spor günlerimin acısı olmalıydı. Salona girdiğim an bir şeye çarptım kapıyı mı kapatmamış bunlar kafamı kaldırdığında
kapı değil de Aybars olduğunu görünce şok geçirdim çarptığım şeyin kapı olduğuna emindim oysaki.
“ Ne yapıyorsun be ?”
“ Sen bana çarptın yalnız.”
“ Olabilir centilmenlik yapıp kenara kaysaydın.”
“ Bir dahakine artık.”
“ Bir daha sormayacak Çünkü polislerle beraber bu evden gideceğim.”
“ Gitmeyeceksin.”
“Görürüz.” Bir süre bakışlarımızda takılı kaldık içimde bir şeyler kıpırdandı sanki heyecan gibi ama neden? Yanından geçip koltuğa ulaştım bilgisayarımı tam alacaktım ki önce siren sesleri duyuldu sonra da şiddetli bir kapı çalması aldığım bilgisayarı usulca aldığım yere bıraktım ve bu sefer benim yüzümde olan alaycı gülümsemeyle arkama döndüm.
“ Kurtarıcılarım geldi duydun mu?”
Tam salondan çıkacakken önümde durdu.
“ Aryel, bak çıkamazsın yapma.” sesi endişeli çıkıyordu peki bu endişe ne içindi?
İtibari için mi?
Efe için mi?
Yoksa benim için mi?
Benim için endişelenir miydi ki?
“ Endişeli gibisin, Efe için mi? Ya da itibarın yoksa,” deyip bir nefes çektim içime.
“ Yoksa ne ?”
“ Her neyse boş ver kapı kırılmadan gitsek iyi olur.” Yanından geçecekken tekrar önüme geçti.
“ Yapma .” Diye fısıldadı.
“ Neden?”
“ Biri daha benim yüzümden gitmesin diye.” Anlamsızca gözlerinde takılı kaldım sonra yanından geçip kapıya ulaştım onun da gelmesini bekledim nefesini arkamda hissettim eli kapıya ulaştı ve açtı kapıda 30'lu yaşlarında bir polis duruyordu.
“ Merhaba Aybars bey ben başkomiser Kemal Özçelik.”
“ Buyurun Kemal bey.”
“ Çıkan haberleri görmüşsünüzdür.”
“ Evet ne yazık ki.”
“ Bizde bu haberlerin aslını öğrenmek için Aryel hanım ile konuşmaya geldik.”
Aybars artık vazgeçmişlikle yana kaydı.
“Merhaba Aryel hanım.”
“ Merhaba.”
“ Size bir şey sormak için burada bulunuyorum.”
“ Buyurun.”
“ Burada zorla mı bulunuyorsunuz.” Aslında bu haberi çıkarmanın amacı Aybars’ın yapacaklarımı mı görmesini istememdi ama gördüğüm endişesini gerçekliğine inanarak
“ Hayır, isteyerek buradayım.” Dedim.
“ Bakın eğer baskı altındaysanız söyleyin tek de konuşabiliriz.” Rahat bir şekilde gülümsedim.
“ Hayır dediğim gibi isteyerek buradayım. Benim arkadaşım ile Aybars’ın arkadaşı sevgili bizde onların sayesinde tanıştık evimide yeni boyadığım için geçici süreliğine Aybars’ a geldim.”
“ Emin misiniz?”
“ Evet.” Dedim ve gülümsememi bozmadan kafamı arkaya çevirip bir elime Aybars’ın koluna koyduğum ve tekrar polise döndüm.
“ Aybars iyi biri yani böyle bir şey yapmaz böyle başarılı iş insanların hayatının düzenini bozmak isteyen birçok kişi var yalan haber yani.” Aybars’ ın şaşkınlığını yüzünü görmeden bile anlayabiliyordum.
“ Anladım Aryel hanım o zaman biz gidelim.” Dedi ve arkasını döndü ben de kapıyı kapatıp Aybars’a döndüm omzuna dostça iki kere vurup salona geçtim.
Şaşkınlığını atmış olmalı ki arkamdan salona girdi oturduğum koltuktan ona bakarken rahatlamış bir yüz ifadesi görmeyi bekliyordum ama aksine sinirli bir şekilde odaya girdi.
“ Bu haberi sen mi çıkarttın?” Of al işte mafyaya haddini bildirmek istersen böyle olur.
“ Saçmalama haber merkezi benim çalıştığım yer bile değil.”
“ Bunu planlayacak kadar zeki olduğunu düşünüyorum.”
“ Saçma sapan konuşma.”
“ Doğruyu şu an söylersen basit bir cezayla atlatabilirsin belki ama eğer kendim bulursam basitlik adına bir şey kalmaz hayatını mahvederim.” Histerik bir gülüşle yüzüne bakmayı sürdürdüm.
“ Sen mi bana ceza vereceksin?”
“ Şüphen mi var?”
“ Hani kadınlara zarar vermezdin sen.”
“ Sana bedenen zarar vereceğimi düşündüren ne? Hem verecek olsam bile Melis verir merak etme.” Aynı gülüşle hala suratına bakıyordum ama içim içimi yiyordu şu an bu haberi yaptırmadığımı söylersem araştırıp Arda’yı bulabilirdi ve bu en korktuğum şeydi tam ağzımı açmış haberi benim yaptığımı söyleyecektim ki o konuştu.
“ Sakın yalan söyleme senin yapmadığını biliyorum kime yaptırdığını söyle.”
Söyleyeceğim yalanı anlamış olması için ürpertirken başka bir yalan salladım bazen gerçekten akıllıca yalanlar buluyordum ama bazen de kendimi çok geri zekalı hissettirecek yalanlar buluyordum şu an söylediğim yalan da fazla geri zekalı hissettirmişti mesela.
“ Yurt dışından bir arkadaşıma yaptırdım tamam mı?” Cevabı verdikten kısa bir süre sonra aydınlandım Allah kahretsin bildiği falan yoktu resmen benim manipüle edip ağzımdan laf almıştı histerik bir şekilde ağzım geriye çekildi ve gözlerim kapandı anladığımı anladığında korkutucu bir gülümseme ile bana doğru yaklaştı ve oturduğum koltukta ayak ucuma çömeldi o hariç her yere baktığım için çenemden tutup göz teması kurmak için zorladı.
“ Haberi yaptığını kabul ettin yani belleza.” Güzellik dediğinde neden içimde bir şeyler oynuyor ki. Ama ona cevap vermedim ne diyebilirdim ki? Çenemi biraz daha yukarı kaldırdı ve konuşmaya başladı.
“ Bence senin itiraf etmen daha iyi oldu zaten sana inanmamıştım.” gözlerine sertçe baktım çenemi kurtarmaya çalıştım ama izin vermedi ve yüzüme doğru yaklaştı yüzüme es geçerek kulağıma ulaştı ve fısıldayarak;
“ Şşşş ben gelene kadar uslu bir kız ol ben de senin cezanı düşüneyim.” Dedi ilk defa bu kadar korkuyordum çünkü ilk defa bu kadar korkutucuydu. Yüzümü bırakarak ayağa kalktı ve salonun çıkışını ilerledi aklına bir şey gelmiş olmalı ki durdu ve arkasını döndü ben bir şey söylemesini beklerken o bana doğru ilerledi ve sağ kolunu koltukta yanıma koyup yüzlerimizi hizaladı geri çektiğinde ben ne olduğunu anlamaz bir şekilde ona bakarken elindeki bilgisayarı bana gösterdi ve;
“Buda artık bende .” Dedi.
Bu benim bilgisayarım ne ara almıştı? Of adam dibimize isteyerek girmedi zaten. Evden çıktığının habercisi olarak evin kapısı çarptı Ben de üstümdeki şoku atlatarak ayağa kalktım ve kaldığım odaya savsak adımlarla çıkmaya başladım.
Kapıya geldiğimde içime bir korku düştü ya beni öldürürse? Bu kadar acımasızlaşmaz İnşallah küçük bir haber sonuçta haberi de yalanladığıma göre bu kadarını yapmazdı yapmazdı değil mi? Kendime odaya atmamla banyoya koşmam bir oldu soğuk suyu ayarladıktan sonra hemen üstündekilerden kurtuldum ve suyun altına girdim bir süre sadece soğuk suyun altında kaldım.
Duşumu bitirdikten sonra havluyu bedenime sardım ve banyodan çıktım poşetlerde olan eşofman takımlarından birini aldım ve giydim.
Daha sonra çift kişilik yatağa geçtim ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.

( Aybars’ın anlatımıyla)

Aryel’ in bunu yaptığına bir yanım hala inanmıyordu ama inanmamam için de bir sebep yoktu yurt dışındaki bir arkadaşını yaptırdığına inanmıyordum bunun için emir verdiğim adamlarım kimin yaptığını hala araştırıyordu kapım şiddetle açıldı ve içeri Emre girdi.
“ Abi DNA sonuçları çıkmış.” Tok malikanesine sızdırdığım adamlar örnekleri almıştı ben de kendi laboratuvarımda en iyi doktorları getirerek testi yaptırmıştım bugün de sonuç gelmiş olmalıydı.
“ Baktınız mı?”
“Yok abi sen bak diye bakmadım.”
“ Tamam, getir.” Beyaz bir zarf verdi elime hemen açıp içindeki katlanmış kağıdı aldım ve açtım sayfanın başında örnek alınan kişilerin bilgisi vardı gözlerim en aşağıya doğru kaydı ve cevabın olduğu yeri buldu eşleşme %100 uyumludur yazıyordu .
Yani ?
Tok ailesinin kızıydı.
Bir zamanlar dost ama şimdi düşman olan ailenin kızıydı.
Aryel düşman kızıydı.
Kafamda farklı cümlelerle onun düşman kızı olduğunu aklıma ve en önemlisi kalbime öğretmek zorundaydım.
“ Emre.”
“ Buyur abi.”
“Tok malikânesine gidiyoruz.”
“ Haber verdirtelim mi?”
“ Gittiğimizde haberleri olur.”
“ Tamamdır o zaman ben arabayı hazırlıyorum .” Dedi ve odadan çıktı ben de yavaşça oturdum koltuktan kalktım tam kapıya doğru ilerliyordum ki kapı çalmadan açıldı.
“ Lan çalın şu kapıyı.” Gelen Melis’ti yani yeni fark ediyordum.
“ Özür dilerim abi.”
“ Tamam tamam sorun yok bir şey mi oldu?”
“ Abi haberi çıkaranı bulduk.”
“ Kimmiş ?” Gözlerimin içine tereddütle bakıyordu.
“ Geçen araştırmamı istediğin kişi Arda Yaman.”
“O ne alaka?”
“ Aslında adı Ali Arda Yaman Türkiye’nin en iyi hackerlarından hatta girdiğim online bir sınavda beni yenmişliği var dünyada ikinciliği almış, ilk üçe girebilmiş yani.”
“ Vay vay vay Arda bu muymuş Aryel ile alakası ne?”
“ Aynı ekipteler.” Şaşırtıcıydı çok fazla denk geliş vardı ve ben tesadüf sevmezdim Yalanı sevmeyen Aryel’ de demek ki sevdikleri için yalan söyleyebiliyormuş.
“ Tamam Melis bizimkilere haber ver akşam bana gelin.”
“ Tamamdır abi görüşürüz.”
“Görüşürüz canım.” Melis, Selin, Selim ve Emre ile kardeş gibiydik birbirimizin hep arkasını kollardık birinin zor günü herkesin zor günü olurdu Selin’ le Selim ikizdi aileleri onları çok küçükken sokağa bırakmıştı Melis ve Emre de sokağa bırakılan çocuklardı ben de babayla ilk kavga ettiğimde – yani beş yaşındayken – evden kaçmıştım bilmediğim karanlık sokaklarda kimsesiz gibi gezmiştim fazla kötü insanlar vardı ama sokakların kirletmediği dört çocukla yolum kesişmişti İyi ki de kesişmişti.
O günden sonra her evden kaçtığımda onlarla beraber vakit geçirdim onların özgüveni benimkinden daha kötü haldeydi onlara sataşan çocukları bana gösterir ‘Abi onlar bize bulaştı’ derlerdi oysa ki aramızda 3 yaş vardı abi demelerine gerek yoktu ama onlar küçüklüğün güvenliğine şimdi de alışmışlardı ve abi diyorlardı.
Aslında değişen özellikleri vardı artık özgüvenleri yerli yerindeydi Melis en iyi hackerlardan biriydi Emre'ye gözüm kapalı her işimi verebilirdim O da bilgisayarlar konusunda iyiydi -Melis kadar olmasa da- Selin şirketin grafik tasarımcısıydı Selim ise soğukkanlılığı ile insanları analiz eden ve bir nevi planlarımızı yapan kişiydi.
Ama herkesten ve her şeyden öte yer altında hepsi çok iyiydi Melis yakın dövüşte Selin silahta Selim ise keskin nişancıydı. Emre ise tek tabanca kafasına ne eserse onu yapan tiplerdendi.
Ekibin en eğlenceli kişisiydi hele ki Selin ve Emre bir araya geldiğinde bir şey yapıyorlarsa oranın eğlencesiz olma gibi bir durumu yoktu düşüncelerimden sıyrıldım ve koridora çıktım istemsizce şirket koridoruna çıktığında bir özgüven geliyordu insana bu duyguyu seviyordum.
Üzerimde siyah gömlek ve siyah kumaş pantolon vardı dışarı çıktığımda hiçbir zaman şirket otoparkına koymadığım arabam kapının önündeydi arabalarımı çok seviyordum.
“Merhaba Aybars Bey”
“ Merhaba Hulusi, Sultan teyzenin durumu nasıl?”
“ Çok iyi sayenizde Aybars Bey.”
“Benimle bir alakası yok Allah’a şükret.” Dedim ve tokalaşarak arabama geçtim sürücü koltuğuna kendimi bıraktığımda derin bir nefes çektim içime emniyet kemerimi takarak yola çıktım.
Evlilikle olan maddeyi sözleşmeye Sedat eklemişti o adama baba demek gerçekten mide bulandırıyordu. Nusret Tok kızını evlendirmek istemediği için başka bir aileye vermişti. Ama o ailede kızın kabusu olmuştu.
Hem de Sedat yüzünden.
Kızı bilseydi hem benim hayatımı karartmak için hemde o kızın hayatını karartmak için bizi evlendirirdi sonuç olarak işin ucunda ona gelen yüklü bir miktar söz konusuydu.
Yeraltında aile lideri ben olsam da yine de bazı konularda onun da izni gerekiyordu.
Şerefsiz Kerem imza atsaydı o heriften medet ummazdım.
Salak herif.
Aryel’ in ailesinin ölümü ile Sedat’ın bağlantısını öğrenmeyi sonraya bırakmıştım ama öğrenecektim.
Direksiyonu Tok malikanesinin olduğu sokağa kırdım. Arkamda Emre ve diğer adamlar vardı , bana kalsa tek de giderdim ama Emre bırakmazdı . Bir süre sonra kapının önünde durdum benimle aynı anda Emre’ de arabadan indi ona ve diğerlerine elimle durmalarını anlatan işaret verdikten sonra kapıdaki korumaya ulaştım benim gelmem için açılmıştı
Düşman eviydi ama Sedat ve Nusret için Kerem ile hiç bir zaman düşman olmamıştık ve adamlarımız da birbirlerine gereken saygıyı gösterilerdi Ömer ve Emre hariç onlar birbirlerinden gerçek anlamda nefret ediyorlardı.
Aslında aralarında su sızmayan bir ilişkileri vardı ama çok saçma bir neden dolayısıyla Ömer Emre’ ye küsmüştü.
Hem de bir kız yüzünden Ömer’ in sevdiği bir kızı Emre’ nin gözü hiç tutmamıştı bunu dile getirdiğinde ise Ömer onu kıskandığını düşünerek kavga çıkartmıştı olayın trajik yanı ise o kızın gerçekten Ömer’ e ihanet etmesiydi.
Buraya geleceğimizi söylediğimde bedeni gözle görülür bir şekilde kasılmıştı.
Her ne kadar ona gelmemesi veya onlar ile ilgili bir konuda karışmamasını istemiştim ama itiraz etmişti.
Evin kapısı açıldığında Kerem dışarı çıktı dudağının kenarı kıvrılmıştı beni baştan aşağı süzdükten sonra konuşmaya başladı.
“ Ooo hoş geldiniz Aybars Bey kusura bakmayın kırmızı halınızı unuttum.”
“ Karşılamanız sıfır.” Elini alınmış gibi göğsüne koydu.
“Kırılırım.”
“ Lütfen.” Hâlâ aynı gülümseme ile bakıyordu. Aslında eskisi kadar bir araya gelmememizin nedeni sadece aileler değildi, yıllar önce bu işlere atıldığında babamdan ayrılmak için imza toplamam gerekiyordu bunun içinde tek imzayı Tok’ lar vermemişti daha sonra öğrendiğime göre Kerem babasını bir şekilde ikna etmişti neden yaptığını sorduğumda hayatımın tehlikeye gireceğinden ve başımın belaya girmesini istemediğinden bahsetmişti.
Haklıydı ama Serhat’tan gerçekten ayrılmak istemiştim hemde beş yaşından beri.
( Aybars beş yaşındayken – yazarım anlatımı ile)
Sedat Demir gelen telefon ile yerinden fırladı karısının ölüm haberi gelmişti bunu yapanın Nusret olduğunu öğrendiğinde ise dünyası başına yıkılmıştı karısını severdi şirketten çıktığında kendini o kadar kötü hissediyordu ki sahil kenarına gitmişti Aybars bilmezdi ama ikisinin ortak noktasıydı bu çok üzüldüklerinde sahil kenarına giderlerdi.
Bir süre sahil kenarında oturduktan sonra eve geçti oğlunu hiçbir zaman sevmemişti karısı hatırını ona dayanıyordu kapıyı açıp şiddetle kapattığında Aybars uyuduğu koltuktan sıçrayarak uyandı.
“Baba sen mi geldin ne oluyor?”
Sedat hiçbir şey demeden yanına geldi yakasından tutarak ayağa kaldırdı ilk yumruğunu Aybars’ın küçük yüzüyle buluşturdu.
Daha sonra ikinci yumruk
Üçüncü yumruk.
Ve daha sayılamayacak kadar fazlalaşan yumruklar.
O gün evden kaçmıştı küçük Aybars.
Ertesi günler şiddet daha da fazlalaşıyordu.
Aybars bir gün okulda kavga etmişti küçük bir top kavgasıydı ama babası çok kızmıştı Eve geldiğinde Aybars makarna için su kaynatmıştı makarnayı koyacağı sırada babası içeri girdi şiddetle ona bağırmaya başladı.
Sedat Demir kendini kaybetmişti bir anda tencereye vurdu ve kaynar su Aybars’ ın koluna dökülmüştü.
Ta ki 18 yaşına gelene kadar 18 yaşında artık babasına karşı gelebiliyordu o yaşlarda Efe ile karşılaştı İyi bir dostluk kurdular.
İzinin anısını ise sadece Kerem biliyordu kerem'in hayatındaki sırları Aybars’ın bildiği gibi.
( Aybars' ın anlatımı ile)
Aklıma gelen anlamsız düşüncelerle istemsizce gerildim ama fark ettirmemeye çalışarak konuştum.
“ Baban evde mi ?” Şiddetli bir şekilde yüzünü buruşturdu.
“ Şu herife baban deme sinirlerimi bozuyor.”
“ O zaman demeye devam.”
“ İğrenç bir kişiliğin var.”
“ Kendine bak.”
“Çok ayıp abilerle böyle konuşulmaz .” Aramızda 9 yaş vardı evet abi demem gerekiyordu ama demeyecektim.
“ Defol .” Tok bir kahkaha attıktan sonra.
“ Çalışma odasında geç.” Dedi ve kenara kaydı.
“Mümkünse bu evdeyken karşıma çıkma.”
“ Güceniyorum ama.”
“ Umurumda değil.”
“Pisliksin.” Bu sefer ben kahkaha attım ve içeri girdim.
Çalışma odasına ulaştığımda kapıyı çalmadan içeri girdim.
“ Ne oluyor lan?”
“ Çok güzel şeyler olacak .” Bir süre derin nefesler alarak bana bakmaya devam etti.
Sonra sessizliğini bozarak.
“ Ne işin var burada?”
“ Eski günleri yâd ederiz dedim, iyi yapmış mıyım?”
“ Ne saçmalıyorsun?”
“ Senin ile anlaşma yapmaya geldim.”
“ Ne anlaşması?” Derken arkamda kalan tuvalet kapısına bakıp duruyordu biri olmalıydı ama bunu düşünemeyecektim.
“ Hatırlıyor musun kızını ölü göstermiştin?”
“ Öldü zaten.”
“ Yok lan ölmemiş.” Yüzü bembeyaz olurken bana bakmaya devam etti.
“ Ya yıllar önce ki anlaşmaya uymayıp ölürsün yada o ihaleden çekilip o bölgeyi bana bırakırsın.”
“ Benim kızım yok.”
“ Yalan sevmem.” Dedim ve elimde ki test sonuçlarını masasına fırlattım.
“ Yalan bunlar .”
“Olmadığını ikimizde biliyoruz.”
“Eğer gerçek olsa bile siz evlenirsiniz ben niye öleyim.”
“ Biz bunu istemezsek siz ölecektiniz .”
“ Ama kızda ölecekti.”
“ Lan şerefsiz kız senin öz kızın bu kadar rahat olamazsın.” Bu kadar rahat olması çıldırtıcıydı. Anlaşma maddesine göre ilerde evlenecek olan kişiler evliliği kabul etmezse Sedat Demir, Nusret Tok ve kızı ölecekti. Tek saf dışı olan kişi ben ve Kerem di.
“ İlgilenmiyorum o zaman o kızın ölmesine de razı geleceksin.”
Tam ağzımı açmış konuşacaktım ki arkamda kalan tuvalet kapısı açıldı ve tanıdık ses konuştu.
“ O evlilik olacak ve kimse ölmeyecek .” Gelen sesle gerildim.
Bunun burada ne işi vardı?
Kahretsin.

Yeni bölüm nasılllll
Sizi seviyorum 🫂 🫂 🫶🏻🫶🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.